Yaşlanmaz kalem durduKaleme aldığı tüm şiir, oyun, roman ve öykülerde yalın estetiğinden ödün vermeyen, Türk edebiyatının 'yaşlanmaz ve uslanmaz şair çocuğu' Necati Cumalı dün aramızdan ayrıldı İSTANBUL - Türk edebiyatının 'yaşlanmaz ve uslanmaz şair çocuğu' Necati Cumalı bir süre önce yakalandığı karaciğer kanserine yenik düşerek 80 yaşında aramızdan ayrıldı. Şiirle başladığı edebiyat yaşamını roman, öykü ve tiyatro oyunu dallarında sürdüren ve yapıtlarında kasaba kültürünün aslında bir toplumun yaşamında ne büyük bir rolü olabileceğinin altını büyük bir ustalıkla çizen Cumalı, 1921'de Yunanistan'da Florina'da doğdu. Kurutuluş Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İzmir'in Urla ilçesine yerleşen Cumalı, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İlk şiiri 1939'da Urla Halkevi Dergisi'nde yayımlandı. 1941'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitiren Cumalı, bir süre Urla'da avukatlık ve memurluk yaptı. Hayatın ayrıcalığının ve öneminini dava dosyaları yerine mısralarla boğuşmak olduğunun ayrımına varan Cumalı, kâh Paris Ataşeliği'nde memur, kâh İstanbul Radyosu'nda redaktör olarak çalışırken ağırlıklı iş olarak 'yazın serüveni'ni tercih etti.Gündelik hayatın şiirini yazdı Orhan Veli'nin öncülüğünü yaptığı 'Garip' hareketi ile Nâzım Hikmet'in başını çektiği 'Toplumcu-gerçekçi' şiir akımı arasında kendi üslubunu yaratan Cumalı, şiirlerine net bir görünümle birey halleri, gündelik hayat, toplum ve dünya durumlarını yansıttı. İlk şiir kitabı 'Kızılçullu Yolu'nu 1943'te çıkaran şair, şiirimize kalın, aydınlık bir Cumalı çizgisi çizdi. Cumalı 1955'ten sonra şiirin yanında, hikâyeyi, oyunu ve romanı da birlikte yürüttü. "Ben en güzel aşk şiirlerini hep el sürmediğim kadınlar için yazdım" diyen Cumalı'nın şiiri 'Saçlarını geriye atmış bir balerinin sadeliği gibi' de tanımlandı.
Özellikle Urla, İzmir çevresine ilişkin gözlemleri, kadın erkek ilişkileri kendi yaşamından izlerle birleştirerek hikâye ve romanlarına konu yapan Necati Cumalı, Balkanlar ve Makedonya'nın yakın tarihini de 'Makedonya 1900' altbaşlığı ile yayımladığı 'Viran Dağlar' ve 'Dila Hanım' kitaplarıyla kaleme almıştı. Yazdığı bütün türlerde uzatmalardan kaçınan ve şiirli bir yoğunluk yaratan Necati Cumalı, yapıtlarında 'sadeliğin zarif estetiğinden' hiç ödün vermedi.
Toplam 19 tiyatro oyunu yazan Cumalı, oyunlarında gerçek hayattan kişileri canlandırarak hayatı tiyatroya aktarmaya çalıştı. Yazar bu çerçevede daha çok köy ve küçük kentli insanın dramını, kendi yaşantısından yola çıkarak düz, duygulu bir anlatımın eşliğinde toplumsal bir duyarlılıkla ve özgün bir gülmece tarzında yansıttı.
Kültür Bakanlığı Tiyatro, Türk Dil Kurumu ve Yeditepe Şiir, Orhan Kemal ve Yunus Nadi Roman, Sait Faik Hikâye, Ömer Asım Aksoy ve Tiyatro Yazarları Derneği ödüllerine layık görülen Necati Cumalı'nın cenazesi yarın Teşvikiye Camii'nde öğleyin kılınacak cenaze namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Eserlerinden seçmeler Şiir Kitapları
Kızılçullu Yolu, Harbe Gidenin Şarkıları, Mayıs Ayı Notları, Denizin İilk Yükselişi, Güzel Aydınlık, İmbatla Gelen, Güneş Çizgisi, Yağmurlu Deniz, Başaklar Gebe, Ceylan Ağıdı, Aç Güneş, Bozkırda Bir Atlı, Yarasın Beyler, Tufandan Önce, Aşklar Yalnızlıklar
Oyunları
Boş Beşik, Mine, Nalınlar, Derya Gülü, Masalar, Susuz Yaz, Ezik Otlar, Vur Emri, Yeni Çıkan Şarkılar, Tehlikeli Güvercin, Zorla İspanyol, Aşk Duvarı, Derya Gülü, Yaralı Geyik, Gömü, Bakanı Bekliyoruz, Kristof Kolomb'un Yumurtası, İş Karar Vermekte, Dün Neredeydiniz, Deve Tabanı, Vatan Diye Diye, Gel Evlenelim Yürü Boşanalım
Hikâye Kitapları
Yalnız Kadın, Değişik Gözle, Susuz Yaz, Ay Büyürken Uyuyamam, Kente İnen Kaplanlar, Dila Hanım, Revizyonist, Yakubun Koyunları, Aylı Bıçak
Romanları
Yağmur Zamanı, Yağmurlar ve Topraklar, Acı Tütün, Aşk da Gezer, Viran Dağlar 'Yalın ve doğaldı' Şükran Kurdakul
1948'de İzmir'de tanıdım onu. Kızılçullu Yolu kitabının şairi olarak tanınıyordu. Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirince Urla'ya yerleşmiş ve avukatlık yapmaya başlamıştı. Şiirinin yanı sıra öyküleriyle de 1940 edebiyat hareketi içindeki yerini aldı. Şairler ve Yazarlar kitabımda da belirttiğim gibi doğanın güzelliklerini duyumsatma başarısı bu dönem şiirlerinin birincil özelliğidir. Harbe Gidenin Şarkıları şiir kitabında ise aynı kuşağın şairleri gibi İkinci Dünya Savaşı'nın yıpratıcı etkilerini işlemiştir. 1960'dan sonra toplumsal temaları ağır basan bir şiir düzeyine ulaştı. Urla ve çevresi kırsal kesimindeki insanları kendine özgü psikolojik öğeleri kullanarak tipleştirmesiyle öykü edebiyatımızdaki yerini aldı. Oyunları da 20. yüzyıl tiyatro edebiyatının sevilen yapıtları arasındadır. Çok çalışkan ve verimli bir kalem olarak tanınıyordu. Gelecek kuşaklar 20. yüzyıl edebiyatının klasikleri arasında anacaklar onu.
Tahsin Yücel
Benden önceki kuşaktan olmasına karşın uzun bir dostluğumuz oldu. Şiirleri yenilikçi yazınımızda kendine özgü duyarlılığı ve biçimiyle ayrı bir yer tutar. Roman ve özellikle öykü alanında da önemlidir. Benim için Ay Büyürken Uyuyamam kitabı öykücülüğümüzün kilometre taşlarındandır. Cana yakın, sevecen ve
güleç yüzüyle arkadaşları tarafından unutulmayacak.
Nur Subaşı
Türk tiyatrosu büyük bir ismini kaybetti. Türk tiyatro tarihine kendi izini bırakan bir isimdi.
Tamer Levent
Çok genç yaşta konservatuvarda çalışmaya başladı. Şair ve oyun yazarıydı. Ülkemizde kolay kolay oyun yazarı yetişmiyor. Türk tiyatrosunda yer eden oyunlar yazdı. TOBAV'da Türk tiyatrosundaki yenilik çalışmalarına katıldı. İlk başlarda bu yenilik hareketine karşı çıksa da daha sonra kendisi de bu konuda bizimle birlikte aktif bir şekilde çalıştı.
Ali Sürmeli
"Sen pazara demiştin/Bütün hafta pazardan başka bir şey çekmedi dersem inan/Bütün sene çekmedi inan/Pazar sabahı korkulardan bir korku keyfimi berbat eden/Ya beklediğim sen değilsen/Ya sevdiğim sen değilsen." Bu şiir Necati Cumalı'ya ait değil, onun karşısında okumuştum bu şiiri ve ben onu çok sevmiştim. Allah onu kucağına aldı galiba.
Zeki Coşkun
Dağılan bir dünyanın görüntülerini sundu Necati Cumalı. İlk ürünlerini verdiği 1940'larda dünyada savaş vardı: İnsanın, hayatın anlamını yitirmesi, 'hiç'leşmesi. Cumalı, hemen bütün yazdıklarında o dağılmanın, parçalanmanın, hiçleşmenin izlerini sürdü. Edebiyatta 'küçük adam gerçekliği' denen olgu bunu işaret eder. Küçük adamın asıl anayurdu ise taşradır, kasabadır. Cumalı'nın
bakışını oraya yöneltmesi rastlantı değil...
Hasan Bülent Kahraman
Necati Cumalı, 1940 kuşağının önde gelen edebiyatçılarından biriydi. '1940' şiirinin Orhan Veli sonrasını belirleyici en önemli isimlerinden birisi oldu. Gündelik hayatın kıpırtısını yakalamayı ve neredeyse minimal denecek bir dil ekonomisiyle anlatmayı becerdi. Bu yanıyla çağının önde gelen eleştirmeni Ataç'ın ilgisini üstünde topladı. Uzun yıllar gözlemlediği Anadolu köylüsünün özellikle cinsel tedirginliği ve dünyasını biraz da beklenmeyecek algılama gücüyle yansıttı. Oyun ve öykülerinde karaktere ve sürece dayalı yöntem onun sinemada da aranan bir kaynak olmasına neden oldu. Edebiyata adanmış bir ömür olarak görebiliriz Necati Cumalı'yı. (Kültür Sanat)
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|