Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
11 Ocak 2001

Basına değil, askere söyle!

hdevrim@hurriyet.com.tr
Beyaz Enerji Operasyonu, Mesut Yılmaz'ın kamuoyu ve basın nezdindeki itibar bareminin de su yüzüne çıkmasını sağladı. Pek iyi bir konumda olduğu söylenemez. Hakkında, sevimsiz bulunmaktan öte düşünceler ve duygular beslendiği de bu vesileyle ortaya çıktı.
Kişilerden önce durumu değerlendirelim. Dün Milliyet'in "Bütün Türkiye şimdi de bunu tartışacak" dediği, aslında pek de tartışılamayacak bir konuydu: "Siyaset yapan askere hapis".
Avukat Dr. Ümit Kardaş, ki emekli bir hâkim albaymış, Askerî Ceza Kanunu'nun bir iki hükmünü hatırlattı:
  • Rütbe ayırımı olmaksızın, erden orgenerale kadar siyasî demeç veren ordu mensuplarının 5 yıla kadar hapis talebiyle yargılanması gerekir. (Kardaş şunu da ekledi: "Nedense erler yargılanıyor, üst düzey demeç verdiği zaman üstü örtülüyor.")
  • Genelkurmay Başkanı'nın da, siyasî konularda MGK zemini dışında görüş bildirmesi Askerî Ceza Kanunu hükümlerine aykırıdır. (Kardaş, "Genelkurmay Başkanı'nın Kürtçe televizyon konularındaki itirazlarını kabulleniyorlar da, bunu neden kabullenemiyorlar?" diye sordu).
    Dediğim gibi, meselenin can alıcı noktasına dokunan bu haber ve yorum, 10 ocak tarihli Milliyet'in o sayfasında kalacak, ama tartışılamayacaktır.
    Başbakan Bülent Ecevit de bu konuda, CHP'in eski Genel Başkanı Ecevit kadar açıksözlü olamayacak. Nitekim Fikret Bila'ya şunu söylemekle yetindi: "Ortada bir bireysel densizlik olduğu anlaşılıyor. Bu yönüyle araştırıyorlar. Münferit nitelikte bir olay gibi görünüyor". Meclis Grubundaysa "Bundan böyle bu pisliğe karışan kim varsa üzerine gitmeye kararlıyız dediler" dedi ve milletvekillerince alkışlandı.
    Daha patetik olan Mesut Yılmaz'ın sözleriydi:
  • "Bir büyük gazetenin bu soruya () cevap olarak, gerçek resmini de göstermeden siluet halinde bir asker resmi basmasından utanç duyuyorum".
  • "Sanıyor musunuz ki, yarın Türkiye'de demokrasi kalksa, partiler kalksa, askerî yönetim gelse yolsuzluklar olmayacak?".
    Böyle düşünmesine, sormasına bir itirazımız olamaz. Benim suali sorana bir diyeceğim var:

       - Mesut Bey, öfkeli sualler sormak üzere basına seslenmekle hata ediyorsunuz. Bütün bunları, yüzünüzü askere dönerek söylemeniz, sormanız gerekmez mi?
    Yüreğiniz elverirse!..

    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Dr. Mert Şentürk)

  • "Fikr-i takip" mi (bir kere öyle yazdınız), yoksa "fikritakip" olabilir mi? İkincisi doğru gibi geliyor bana.

   - Doğrusu eğrisi, geçen zaman ve kullanma sıklığıyla ilgili. Ben imla kılavuzuna bağlı kalmaya çalışıyorum.
Orada gayri memnun ayrı, gayrimenkul bitişik yazılıdır. Arzuhal alınmış, ama arzıhal'e veya arz-ı hal'e yer verilmemiştir. Fikr-i takip veya fikri takip yok, fikri sabit var.
Bir kararlılık yok.
Ben "fikr-i takip" yazarken, neredeyse kullanılmaz olmuş bir deyimden söz ettiğimi belirtmek istiyorum. Tavsiyem, tereddüt edince imla kılavuzuna bakılmasıdır.

Biz burada nelerle meşgulüz
Bazen küçük bir habere gözüm takılır, dalar giderim. Ötede sütun sütun başlıklar, afiş boyunda fotoğraflar, yakın mesafeden görülemeyecek irilikte ilanlar... Küçük dediğim, sayfanın bir köşesine sığınmış, tek sütunluk bir haberdi.
Bu haberin başlığı "En büyük galaksi bulundu" diyordu (Hürriyet, 10 ocak).
ABD'de, Maryland'daki NASA gözlemevi gökbilimcilerinin son keşfi: uzayda bugüne kadar bilinenler arasındaki en büyük, en uzak galaksiyi keşfetmişler; gökada, diyoruz...
6,5 milyar ışık yılı uzaktaymış (Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin 400 trilyon katı). Bu yeni yıldızlar kümesinin yayıldığı alanın iki ucu arasındaki mesafe de (ucunu bilirlermiş gibi) 600 milyon ışık yılı uzunluğundaymış (Dünya ile Ay arasındaki mesafenin 160 katrilyon katı).

   - Evet nerede kalmıştık? Beyaz Enerji operasyonunda düğmeye kimin bastığı belli oldu sanıyorum, kimmiş?

TELAYNAK
Ğ Televizyonda eliniz kulağınızdan gitmiyordu, son programlarda rahatlamış gibisiniz, diyor bir hanım okurum; telefonda muzip gülüşünü hissediyorum.
Hayır, alıştığımdan değil. Kayıt stüdyosuyla ilişkimizi sağlayan kulaklığın emzik yavrusu ucunu kulak çukuruna yerleştirmeniz gerekiyor. İrisi, ortası, ufağı... hepsini denedim, hayır bir türlü rahat edemedim.

   - Kim imal ediyor bunları, diye sordum.
Şişli Meydanı'nda ODİOMED diye bir firma. Telefon etmemle oradan birinin çıkagelmesi bir oldu. Açık açık anlatıyorum, gülmeyin!
Gelen genç adam sağ kulak çukurunun kalıbını aldı ve iki gün geçmeden iki adet özel emzik, meme, uç... artık ne derseniz, CNN Türk'teki dadım Reyhan Yıldız'a geldi. (Televizyon terminolojisinde adları "yapımcı", ama benim yaşımdakilerin yapımcıları giderek dadıya dönüşüyor.)
Bu teknoloji var ya, Allah sizi korusun, orada her şeyin bir çaresi var. Telefondaki okuruma da dedim ya:

   - Oh yahu, dünya varmış. Yerinde durmayan kulaklık diye bir derdim kalmadı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.