![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Fatih Altaylı adıyla maruf... 9 Ocak Salı günü, Hürriyet'teki köşesinde Fatih Altaylı ismiyle maruf şahsiyet, "Mağden mi buldunuz?" başlıklı bir parça attırmıştı.Aynı gazetede bana sataşan, ya da başka mekânlarda yaptıkları sataşmaları aktarılan popüler kültürümüzün mümtaz şahsiyetlerine, ne söz konusu gazetenin muhabirleri tarafından cevabım alınmak üzre arandığımda, ne de köşemde cevap filan vermedim, biliyorsunuz. Hem muhatabım değil, konu mankenlerim olduklarından. Hem de, popüler kültürün bu değerli parçacıklarıyla ilgili yazdıklarım nedeniyle (özellikle Kadir İnanır vakası) zaten fazlasıyla şişik bir cerahat kıvamında bulunan egoları, patlamış bulunduklarından... Aslında aynı mazeret, hiçbir konuda bilgi sahibi olmadan her konudaki iddialı ve iddialamacı 'fikirleriyle', cümle âleme küfür ederek, aklınca laf yetiştirmesi sataşması için, kendisine süper market tarzı bir köşe temin edilmiş bulunan bu köşelemeci için de geçerli. Sakın kendisi geçen çarşamba günkü yazımda geçen "Yok! kahvehane abilerinin çoğunun köşesi var. Ordan yüce devletlerinin hizmetinde (bordrolu olarak) bizlere sövüyorlar," laflarıma alınmış da, bu mana ötesi yazıcığı hakkımda, kaleme almış olmasın? Yazı benim 'popüler olan kim varsa ona saldırarak prim yapmaya çalışan garip bir kadıncağız,' olduğum iddiasıyla başlıyor. Ki artık istiap haddimi taşırmış bulunduğu için biiir, her ne kadar öyle olmasa da gazeteci/köşeci olduğu sanrılarından mustarip olduğu için mesela ben dayanamıyor, mantığım ve arzularım hilafında kendisine cevap yetiştiriyorum. Ne nedenle? 'Prim' yapmak için! Artık o ne demekse. Valla bu tanım, bana zırnık uymuyor. Ama kendini tanımlayıvermiş bir cümlede Altaylı. Kendisi önüne gelene saldırarak meşhur oldu. Ancak 'primi', salt kendi halüsinasyonlarında yapmakta. Ve kendisi ayrıca psikiyatrik teşhislerimize muhtaç ise (ki fena halde öyle gözüküyor) 'büyüklük sabuklaması'ndan (delusion of grandeur) mustarip. Hakkımdaki yazı parçacığına döner isek: "Aslı sosyolog", diyor benim için. "Tanıyanların ifadesiyle 'şöhret olma merakı' onu önce bir gazete köşesine, oradan da çağrıldığı her televizyon programına taşımış." Yahu insan artık hakkında yazı döktürdüğü bir insanın böyle bilgiç bilgiç sabuklamadan, mezun olduğu bölümü bir zahmet öğreniverir. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji mezunuyum. Ama psikolog değilim. Zira bazılarının tersine, bir okulu bitirdin diye o işe 'sahip olman' gerektiğine inanmıyorum. Psikolog olmam için o işi yapmış olmam gerekiyordu. Bense hiç psikologluk yapmadım. Ama başımın gözümün sadakası için, Altaylı'ya konulabilecek onlarca tanıdan iki tanesini yukarda sıralayıverdim işte. Cümle televizyonculuk âlemi, özellikle aylardır, hiçbir televizyon programına çıkmadığımı, hepsini paso reddettiğimi biliyor. Kendi öz prodüktörü birkaç ay önce gazeteyi arayıp, 'medyada etik' konusunda, programlarına davet etti: Teke Tek'e. Adetim olduğu üzre, cevap dahi vermedim. Bütün bu can sıkıcı açıklamaları, 'televizyonlardan dışlandığım' için 'öfkemin daha da arttığına' ve 'saldırıp durduğuma' dair yine bir yansıtma (projection) eseri olan 'tezleri' yüzünden yazıyorum. Ayrıca beni hakikaten tanıyan insanlarla kendisinin görüşüp konuşuyor olması, imkân dahilinde değil. Onun programında 'medya ve etik' konuşmaya hiçbir kendini bilen gazetecinin katılmasının imkân dahilinde olmaması gibi. (Nitekim o programı, kimse katılmadığı için devşiremedi. Ve tabii ki bunun nedeni ona kalırsa basındakilerin yüreksizliğiydi! Kendi kalite meselesinden ziyade.) Yazı, böyle sabuklamalarla kıvrıla kıvrıla ilerliyor. Bence Fatih Altaylı, ipe sapa gelmez hipotezleriyle onla bunla uğraşacağına, MİT ajanı olup olmadığı konusuna açıklık getirsin. Kendisi, "Kardak krizini yaratan şahıs" olarak filan, bir gazetecinin çok çok fevkinde başarılamalara imza atmış bir şahsiyettir. Hangi 'gazetecinin' adı tribünlerde ana avrat küfürlemelere mevzu olmaktadır allasen? İddia o ki, Aktüel ekibi gidip Amerika'da Mehmet Eymür'le görüşüyor ve Fatih Altaylı'nın kadrolu/bordrolu bir MİT elemanı olduğuna dair, belgeleri görüp kopyalarını alıyorlar. Ancak Sabah yönetimine telefonlar, araya giren ağabeyler, amcalar şunlar bunlar: Söz konusu kanıtlar, Aktüel tarafından kullanılamıyor. Altaylı da köşesinde: "MİT ajanlığının belgesi mi olur?" tarzı yazılar döşeniyor. Bugüne dek Türk Basını'nda kimin böylesine ciddi bir şekilde MİT ajanı olduğu ortaya atıldı ki? Vanlı bir zengin çocuğu olduğunu röportajlarından filan bildiğimiz Altaylı, belki artık 'hobi' olarak sürdürdüğü devlet ajanlığından da sıkılmıştır. Hayatını, çırpıştırdığı yalan yanlış teşhisleri bağırıp çağırmak üstüne kurmuş ağır bir entelekt cüceliği vakası olarak salt, sürdüremeyeceğine de göre... Yazı parçacığında bana üniversiteye gidip doçent, profesör olmamı önermiş. Ben de ona genetik varlığını borçlu olduğu Van ilimize turistik bir atraksiyon olmasını, önereceğim. Arada bir Van Gölü'nde batsın çıksın, batsın çıksın. Hem o rahatlar, hakiki bir iş güç sahibi olur; hem de memleket rahatlar. Döviz girdisi de, cabası.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||