![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Karşılıklı tahrikleşme sarmalı talkan@media.ankara.edu.trİnsanların çoğu dünyaya kendi penceresinden, kendi gözleriyle bakıyor. Ama, başkasının gözüyle dünyanın nasıl görüldüğünü merak edenler de vardır. Başkalarının penceresinden bakmayı deneyenler 'empati' dediğimiz duygu genişliğini hazmedebilmiş kişilerdir. Empati, kişiliğin olgunlaşmasıyla ilgilidir. Eğitimle gelişir. Olaylar karşısında bir ölçüde olsun 'nesnellik', 'tarafsızlık', 'hakkaniyet' sağlanabilirse, ancak duygu genişliği sayesinde bunu elde edebiliriz. 'Biz çok hoşgörülü insanlarız' diye birbirimize yaptığımız iltifatların gerisinde, toplumumuzda güçlü bir 'empati' bulunduğu varsayımı yatar. Gerçekten öyle mi? Dünyaya başkalarının gözüyle bakabiliyor muyuz? Yoksa her şeyi kendi dar bakış açımızla değerlendirmekte ısrar ve inat mı ediyoruz? Prof. Zekeriya Beyaz'ın bıçaklanması üzerine Recai Kutan'ın yaptığı konuşma tüyler ürperticiydi: "Beyaz'ı dekan olarak atadığı için asıl suçlu YÖK'tür" diyordu. Adam öldürmeye tam teşebbüste bulunan sanığa neredeyse madalya verilmesini önerecekti. Recai beyin gözünde saldırgan mağdur, mağdur ise suçlu oluvermişti. 'Erbakan da olsa ancak bu kadar saçmalardı, bu dinci takımda değişen bir şey yok galiba' diye düşünürken ekranda Hayri Kozakçıoğlu belirdi. O her zamanki insanı korkutan sert tavrıyla damadını savunmaya koyuldu. Biliyorsunuz, Hayri beyin damadının bir manken hanıma tecavüze kalkıştığı için başı dertte. İşte savunma: "O mankenin evli adamla ne işi var?" diyor Hayri bey, "Gece yarısı başkasının evine neden gidiyor?" Alın size bir başka 'pencere' vakası. Manken hanım kalksa dese ki, "Arkadaş, evli olan ben değilim, senin damadın evli. Bu nedenle suçlanacak birisi varsa o ben olmamalıyım. Ayrıca benim hafifmeşrep bir kadın olduğumu ima etmeye çalışmanın anlamı yok. Konu o değil. Tut ki hafifmeşrebim, bu durum damadınızın bana saldırmasını haklı kılar mı?" Saldırganlarla mağdurların durmadan yer değiştiği garip bir oyun oynanıyor sanki. Adamlar Sivas'ta 37 kişiyi yaktıktan sonra Aziz Nesin'i suçlamadılar mı? "Tahrik olduk" dediler. Olaya yanıp kül olanların penceresinden bakmayı becerebilseler zaten o cinayeti işlemezlerdi. Van'da bir MHP'li diğerinin kafasına çekiçle 'pat pat' vurdu. Nedeni biliyorsunuz: 'Çok tahrik olmuştur.' Nedense hep bir taraf 'tahrik' oluyor. Diğer taraf da susup oturuyor. Ya Sivas'ta yananların yakınları, Prof. Beyaz gibi düşünenler, kafasına çekiç darbesi yiyenlerin akrabaları.. onlar da bu olaylar üzerine tahrik olmaya kalkarlarsa ne olur? Tahrik olanların tahrik ettiği kişiler saldırıya geçerler, bunun üzerine ilk tahrik olanlar daha fazla tahrik olup karşı tarafı daha da tahrik ederlerse... Bu işin sonu yok. Kimse tahrik olma tekeline sahip değildir. Bence en iyisi tahrik olmadan önce iyice düşünmek. Bunun için de dünyaya çeşitli pencerelerden bakacak olgunluk düzeyini yakalamaya çalışmak gerekiyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||