![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
'İnsancıl müdahale' Bir süredir, Eski Yugoslavya topraklarındaki 'barışı kurma' harekâtlarına katılmış askerlerde görülen sağlık bozukluğu belirtileri, son aylarda, değişik ülkelerden 20 askerin lösemiden ölmesiyle siyasi düzeyde de tartışılmaya başlandı. AB ve NATO bünyesinde bu konuda yapılan toplantılarda nasıl bir sonuca varılacağını (ya da varılamayacağını) göreceğiz.Bilindiği gibi, bu ölümlerle ilgili iddialar, NATO'nun bu bölgedeki askeri harekâtları sırasında atılan mermilerin özellikle başlıklarında kullanılan ve delici-kesici özellikleri nedeniyle askeri bakımdan imrendirici bulunan 'seyretilmiş uranyum' (SU) maddesinin insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerine bağlanıyor. NATO'nun, Kosova Arnavutlarını Sırp faşizminin zulmünden kurtarmak için düzenlediği, 1999 baharındaki 'insancıl müdahale'nin icra tarzı konusunda, bu ölümler ortaya çıkmadan önce de bir soruşturma düzenlenmişti. Bu soruşturma, Lahey'de faaliyette bulunan Eski Yugoslavya'ya Dair Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı'nca kurulan komite tarafından yürütüldü. Ve silahlı çatışmalarda uyulması gereken kurallar ışığında hazırlanan, 8 Haziran 2000 tarihli bir raporla sonuçlandı. Komite, bir hukuka aykırılık saptayamadı. Ama bir konuya da dikkat çekmekten geri durmadı; Soruşturma, ancak ulaşılabilir belge ve verilerle sınırlı kaldı. Özellikle NATO, soruşturmanın yürütülmesine hiç yardımcı olmadığı gibi, harekâta katılmış kişilerle görüşmek de mümkün olmadı. Bu rapora göre (paragraf 26), SU maddesinin NATO uçaklarınca kullanıldığına dair belirtiler vardır, fakat bu maddenin kullanılmasının yasaklanmasına ilişkin özel bir uluslararası andlaşma da yoktur. Öte yandan, yine bu rapora göre, bu maddenin kullanılması sonucunda doğacak etkiler konusunda bilimsel olarak bir mutabakata varılmış değildir, konu bilimsel olarak tartışılmaktadır ve buna bağlı kaygılar da sürmektedir. Kosova harekâtının çevresel sonuçları konusunda, BM Çevre Programı'nca (UNEP) hazırlanan rapora göre, tüm harekât bölgelerinde değil, ama belli merkezlerdeki "Kirlenme ciddidir ve insan sağlığı bakımından tehdit oluşturmaktadır." Bir silahlı kuvvete başvurmanın hukuken kabul edildiği durumlarda, kullanılacak o kuvvetin belli niteliklere sahip olması gerekir. Bu, her şeyden önce, kuvvetin, kendisine yönelik olduğu 'tehdit' ile orantılı olması, yani söz konusu tehdide oranla 'aşırı' bir kuvvet uygulamasından kaçınılması olarak da açıklanan bir evrensel ilkeye uyulmasıdır. O halde, acaba SU gibi maddelerin silahlı çatışmalarda kullanılması, bu orantılılık ilkesinin zedelenmesine yol açar mı? Uluslararası insancıl hukukun temel belgelerinden olan I. Cenevre Protokolü'ne (1977) göre, "doğal çevre bakımından yaygın, uzun süreli ve ciddi bir tahribata neden olması istenen veya beklenen savaş yöntemlerinin ve araçlarının kullanımı yasaklanmıştır." Aynı andlaşmaya göre, bu konuda gereken özenin gösterilmesi gerektiği gibi, bunun, aynı zamanda insan sağlığı veya yaşam konusundaki etkisi de göz önünde tutulmalıdır. Ama ne gam, örneğin ABD ve Fransa gibi bir kısım NATO üyeleri, zaten bu protokole taraf değildir. SU maddesinin insan sağlığı konusundaki etkisine ilişkin kesin bir sonuç olmadığı söylense de, en azından bu konuda bilimsel bir tartışmanın sürdüğü bir dönemde, bu maddeyi içeren silahların bu topraklara serpilmesi, acaba nasıl temellendirilebilir? Yoksa Arnavutları kurtarma harekâtının kendisi de, süregelen o bilimsel tartışmalarda kesin bir sonuca ulaşılmasına katkıda bulunacak, zengin verilerle dolu bir deney miydi? Bu gelişmenin doğurduğu başka bir soruysa, NATO üyesi komşularımızda cevaplanmaya başlandı bile: Acaba NATO harekâtına katılmış Türk askerlerinin sağlık durumu nedir? Ayrıca, Türkiye, bir NATO üyesi olarak, askeri manevra, tatbikat veya güvenlik harekâtları sırasında SU içeren mermileri, kendi ülkesinde veya uluslararası sularda kullanmış mıdır?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||