Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Ocak 2001

Engelliler sahnede

Tuğçe U. Tuna'nın 'Farklı Bedenlerle Dans' adlı gösterisi vücudun beyinle ve doğayla ilişkisini araştırıyor. Sahnede dans eden ve soyunan bedensel engelli dansçılar seyirciyi çarpıcı bir sorgulamaya yöneltiyor
Haber ResmiKÖKEN ERGUN
İSTANBUL - 'Farklı Bedenlerle Dans' gerçekten de çok iyi bir fikir. Tuğçe Ulugün Tuna'nın bu projesi Türkiye'de modern dansın çok iyi bir geleceği olduğuna işaret ediyor. Böylece Tuna da Aydın Teker, Mustafa Kaplan, Zeynep Tanbay ve Beyhan Murphy gibi öncü modern dans yaratıcılarının arasına katıldı. Tüm bu koreograflar çok zor şartlar altında işler çıkarıyorlar ama her biri dansa özgür bir soluk verebiliyor. Türkiye'deki opera ve balenin aksine kalıplaşmış ve 'devletleşmiş' bir sanat dalı değil modern dans. Bu yüzden de onların hem ulusal hem de uluslararası alanda öncekilere nazaran daha başarılı olacaklarını söylemek mümkün.
Bunun bir kanıtı, 8 Ocak akşamı İstanbul Devlet Tiyatroları Taksim Sahnesi'nde görüldü. Genç koreograf ve dansçı Tuğçe U. Tuna'nın ilk büyük çapta işi olmasına rağmen özellikle içeriği ve 'samimiyeti' açısından önemli bir dans projesiydi izlediğimiz. 'Farklı Bedenlerle Dans'ın amacı 'vücudun beyinle ve yerçekimiyle olan ilişkisinin araştırılması'. Bunun için beşi bedensel engelli olan 9 dansçı ile çalışmış koreograf.
İçerik yönünden birbirine bağlı veya bağımsız olarak algılanabilecek dokuz bölümden oluşuyor proje. İlk iki dansta sesiyle kırılganlığı çok iyi yansıtan The Cranberries solisti Dolores O'Riordan'ın şarkıları eşliğinde vücudun yalnız başına veya başkasının yardımıyla yerin etkisine nasıl tepki verdiği anlatılıyor.
Özellikle dansçının giydiği balonlardan elbise bu etkiyi çok iyi yaratıyor. Zira, önce zarif bir şekilde sahnede hareket eden dansçı (Aslı Öztürk) sonra kendini sertçe yere atıyor ve kendisini tekrar zıplatan giysisi sayesinde bir anlamda yerçekimine karşı koyuyor. İlk iki bölümdeki bu anlatım bütünlüğü sonra ancak dördüncü bölümde tekrar ediliyor. Geri kalan bölümler kendilerine ait bir anlatıma sahipler.

Bedenin zorunlu tepkisi
Bedensel engelli dansçıların ön planda olduğu üç bölüm ise daha çok o engellerin verdiği zorunlu etki-tepkileri gösteriyor seyirciye. Tüm dansın en etkileyici bölümü ise 'Geçit'. 'Geçit'ten önceki bölümlerde hiç görmediğimiz bedensel engelli dansçılar diğer dansçılarla beraber sırtları seyirciye dönük halde sahnedeki siluetler halinde gözüküyorlar önce. Seyirciye döndükten sonra bile zar zor seçilen bu figürler ön sahneye doğru yavaş yürüyüşleri sırasında üstündekileri tek tek çıkarmaya başlıyorlar. Her bir giysi parçasının çıkarılmasıyla seyirci iki değişik forma sahip vücutları birbirinden ayırt edebiliyor: Bedensel engeli gözüken ve gözükmeyen.
Ama her iki grup dansçı da yan yana aynı güç ve kararlılıkla seyirciye doğru yürümelerini sürdürüyorlar. Ta ki hepsi iç çamaşırlarıyla kalana kadar. Tüm yürüyüş sırasında olduğu gibi bu son tabloda da ışıklar yüzlerini değil sadece vücutlarını aydınlatıyor. Ne yazık ki ışık tasarımı ve uygulanmasının zayıflığı bu bölümün etkisini azaltıyor, ama yine de tamamıyla dolu salon nefes tutup alkışa başlıyor.
Daha sonraki bölümlerde ufak öyküler var. 'Tamamlayıcı'da, Emel-Muhsin Öngel çiftinin (gerçek hayatta da evliler) aşkla beslenen yardımlaşması betimlenirken, birinci bölümde karşımıza çıkan Tuğçe U. Tuna-Maral Ceranoğlu çiftini 'Gevşe' bölümünde son derece baygın bir erkek sesinin duyulduğu dans dersi kaydı ile ders yapmaya çalışan ve her direktifi fazlasıyla ciddiye alan dansçılar olarak seyrediyoruz. Bu ironik 'interlude' duygusallaşan seyirciyi biraz gülümsetip -hatta bazı yerlerde kahkaha attırıp- finale hazırlıyor.
Final, 'Beni Unutma!' da bir başka geçit. Tüm dansçılar siyah kostümleriyle bir dayanışma koreografisi sergiliyorlar. 'Geçit'teki gibi bu bölümde de bedensel engelli olan da olmayan da aslında aynı durumda. Zira, her ikisi de yerçekimine ve beyne tabii... 'Farklı Bedenlerle Dans' bu tezi doğrulayan bir iş. Umarız bir daha sahnelenir...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.