Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Ocak 2001

Toplum, devlet ve spor

Osmanlı'dan kalma bir alışkanlıkla, Türk toplumu, ülkedeki tüm olması gerekenleri devletten bekler. Daha düne kadar, beklediği gelmediğinde, 'Belki, devletin bildiği bir şeyler vardır' diyerek, beklemeye devam etmiştir. Ama devletin başındakilerin tembellikleri ve yeteneksizlikleri nedeniyle beklentilerinin pek çoğunun gerçekleşemediğini gören toplum, bunların yapılması için bir taraftan devleti veya çeşitli kamu kuruluşlarını uyarırken, diğer taraftan da devletin pek çok nedenle yapamadığı veya bir şeyler yapmasına rağmen, yeteri kadar faydalı olamadığı bazı hususlarda, konuyu ele alıp, bizzat sonuç almaya yönelmiştir.
Spor, tesis yapmak ve sporcu yetiştirmek bakımından, 1923 yılından beri devletin üstlendiği bir yük. Ama spor yapacak tüm gençliğin okullarda olması ve okulda spor yapacak imkanların bulunmaması nedeniyle, ülkede spor yapması gereken kitleye spor tesisleri temin edilemiyor. Problemimiz bu... İlaveten, gençliğe spor yaptırma görevi bir devlet bakanlığına bağlı genel müdürlüğe verilmiş ama spor yapacak büyük kitle ise Milli Eğitim'in malı gibi. Bu bakanlık da, kimselerin bu milyonlarca gence bir katkıda bulunmasına izin vermeyerek, okulları çatısı altında toplamış. Okulların bütçesinde, spor tesisi yapımı için tek kuruş yok. Bu parayı spor teşkilatı verecek olsa, Milli Eğitim'den 70 tane imzadan geçilmesi gerek.
Türlü nedenlerle eleştirdiğimiz medya, dünyanın değişik yörelerindeki insanları geniş, kapsamlı ve anında birbirleri ile öyle bir bağlıyor ki, en geri kalmış bir toplum dahi, en gelişmiş toplumlardaki hareketleri anında görüyor ve işin tuhafı, bu yenilikleri kendi toplumunda da istiyor. Beklentiler devlet tarafından karşılanamayınca da, kendi bilgisi ve deneyimi ne olursa olsun, işin altına girmekten de kaçınmıyor.
Biz Türkler, geçmişteki akıncılık karakterinden kalma bir davranışla, etrafımızdaki problemlere hemen bir çare arayıp bulabilen gayet pratik ve pragmatik kafalı insanlarız. Türkiye'deki spor kulüpleri, toplumun kendi amaçları için, kendi başına kurduğu toplumsal kuruluşlar. Vatandaşın katkısını alabileceğini bilen yerel yönetim veya Ankara'daki politikacı, toplumun yanına gidiyor ve birlikte, devletin yapamayacağını ortaya çıkarıyorlar.
Vatandaş, politikacı ve işadamı üçlüsünün bir araya gelerek bir şeyler yaptığının en güzel örneğini iki gün önce Bahçelievler Belediye Başkanı mimar Saffet Bulut ve yardımcısı Reşat Akçay'ın yanında gördüm. Merter Spor Kulübü Derneği Başkanı Berke Merter ve Otacı ürünlerinin sahiplerinden Deniz Kurtcebe'nin, bu yörede gençlerin spor yapabilmeleri için girişimlerini gördüm ve onlarla gurur duydum. Bahçelievler Belediyesi ve Merter Kulübü'nü bir başka yazıda sizlere daha detaylı anlatmak istiyorum. Zira, bu insanların amacı, sadece gençlere spor yaptırmak değil, uygarlığı da öğretmek. Bu insanları tanımanızı istiyorum. Belki birileri de ders alırlar diye...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.