![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Felekten bir gece mine.saulnier@free.frBiliyorum, bu yazıyı okuyan Sarışın Afet ve kâh sarışınlaşıp kâh kızıllaşan Fettan Kumral, kıskançlıktan çatır çatır çatlayacaklar. Ama ne yapayım, onlar fazla akıllandı, ciddi iş kadınları kesildiler ve benim hayatımda artık, başka bir sarışın ve esmer var, tam istediğim kıvamda çılgınlar. İkisi birden tutturdular: "Sen çok çalışıyorsun, hiç yaşamıyorsun, fazla uslandın, bu gece dağıtacağız!" Şöyle bir düşündüm, haklılar. Aylardan beri kafamda yalnızca 'iş' var. Kulağımı çeksem yazı, burnumu oynatsam haber, ağzımı açsam siyasal görüş fışkırıyor. "Tamam!" dedim, benim cinsilatif tayfaya; "Ammaaa..." dediler, "Kız kıza çıkacağız!" Bekâra koca, çocuksuza evlat boşamak kolay tabii. Sorun olan Prof. Nimbus değildi. Oğlan, bizim apartmanın yedinci katında hayatını yaşıyor, anasının dırdırından kurtulalı beri kendini cennette sayıyor. Ancak Daniel, yüz beş okkasıyla hatırı sayılır bir engeldi 'kız kıza' programımıza. Yine de çare bulundu ve kendisine en tatlı sesimizle, kesinlikle kabul etmeyeceği bir öneri sunuldu: "Bizi Rus hokkabaz Slava'ya götürür müsün?" Daniel, cüssede ağır, zekâda hızlıdır. "Anladım anladım, beni başınızdan atmak istiyorsunuz, ne haliniz varsa görün!" dedi. Halimiz gerçekten görülmesi gereken bir manzara arz ediyordu. Başımızdaki Sarışın Felaket'in, süpersonik bir BMW'si var. Katiyen 'pilot' eldivensiz kullanılmıyor. Sarışın Felaket, poposuna dapdaracık siyah deri pantolonu, üstüne de bıçkın deri ceketini çekti mi, kendisini Birinci Dünya Harbi'nde tayyareci sanıyor. Üstelik hiçbir yere tayyaresiz gitmiyor. Esmer Çıtır'la benim arabamız yok, dolayısıyla ve mecburen kabin ekipliği yapıyoruz. Saat tam yedide, kuş cıvıltıları çıkararak buluştuk ve alamete doluştuk. Sarışın Felaket, Dalida'nın son şarkısı olmalı, "Sahnede ölmek istiyorum..."un eşliğinde bastı gaza. Esmer Çıtır balerindir, şarkıyla kendinden geçti. Bendeniz hayal meyal, Paris'in bir ucundan öteki ucuna on beş dakikada uçtuğumuzu hatırlıyorum. Bir de ezemediğimiz yayalarla, çarpamadığımız araçların dehşet dolu bakışlarını. Alametin içinde yankılanan Dalida'ya meğer: "Yatağımda ölmek istiyorum..." diye eşlik ediyormuşum, sonradan söylediler. Ancak Sarışın Felaket'in hakkını teslim etmek gerek, çok hızlı fakat usta bir sürücü. Kırmızı ışıklarda zınk diye durduğumuzda, arabanın dışında kalanların içinde oturanlara yaptığı tezahürat, keyfimi yerine getirdi. Şöyle bir düşündüm, yirmili, otuzlu ve kırklı yıllarda üç kuşaktan hatun olarak, avlanmaya çıkmış çapkın Fransızlar nezdinde geniş bir aşk, pardon yaş yelpazesine hitap ediyorduk. Rus hokkabaz Slava'yı seyrederken çocuklar gibi şendik. Okulu asmış haylazlardan tek farkımız, gazoz yerine şampanya devirmekti. Hokkabazlık gösterisi bittiğinde, gerçek gece başladı. Hotel Cost, Boudha Bar derken, Paris'in tüm gece kuşu kafeslerini dolaşmaya kararlıydık. Ama işte, bizim Sarışın Felaket, Vendome meydanında bir motosikletçiye hayatını bağışlamak istedi. Doksan derecelik bir dönüşü alçak uçuş hızıyla yapınca, üç siren aynı anda haykırmaya başladı. Meğerse motosiklet yalnız değilmiş. Üç adet motordan oluşan bir tim, CRS denilen trafik polisleriymiş. Canavar düdükleri arasında biri önümüzü kesti, ikisi yandan sardı ve bizim tayyare kontak kapattı. Esmer Çıtır yâd ellere yeni düşmüş yabancı ürkekliğiyle koltuğunda tostoparlak olurken; bendeniz Sarışın Felaket'in damarlarında kaç kadeh şampanya dolaştığını anımsamaya çalışıyordum. Devamı yarına.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||