Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Ocak 2001

General Erbakan

talkan@media.ankara.edu.tr
Faziletliler, Erbakan hocanın siyasal yasağının en kısa zamanda kalkması ve kendisinin tekrar liderlik koltuğuna oturması için ellerinden geleni yapıyorlar. Yapacaklar tabii. Liderim siyasal yasaklı olsa, ben de aynı şeyi yapardım.
Aslına bakacak olursanız, hocanın bir an önce siyaset sahnesine dönmesini ben de bütün
kalbimle istiyorum. Nedenleri çok basit. Birinci neden, hiçbir siyasetçi, hoca kadar renkli bir sima olamaz, onun kadar bol yazı malzemesi üretemez. (Bu gerçeği, hocanın verdiği son yemekte yine bütün ihtişamıyla gördük.) İkincisi, hiç kimse dinci hareketi hoca kadar çıkmaza sürükleyip, ikide bir batma noktasına getiremez.
Fazilet'te 'yemek savaşları' yaşanıyor. 'Yenilikçi' olduğunu söyleyenlerin lideri Tayyip Erdoğan yemek verince, hoca yerinde duramadı, "Bir yemek de benden olsun, hem de zemzem sulu, tespihli," dedi. Yemeğe gelenler, ramazan olmadığı halde oruç açmak zorunda kaldılarsa da, buna alışık oldukları anlaşılıyordu. Geçmişte hocanın peşinde koşturarak az mı projesi olmayan fabrika temelleri atmışlardı. (Bu temellerden birisi yerinden sökülüp Meclis'in bahçesine kadar getirilmişti.)
Görebildiğim kadarıyla hoca eski formunu koruyor. Umre sırasında, kendisini görebilmek için dünyanın öbür ucundan insanların Suudi Arabistan'a akın ettiğini anlatmış. Zaman ayırıp görüşebildiği kişilerden birisi Pakistan'ın eski ve devrik Başbakanı Nevaz Şerif'miş. Nevaz beyle ne konuştuğunu açıklamamış, ama bunu kestirmek pek zor olmasa gerek.
"Nevaz'cım, hayrola, yoksa sen de mi devrildin?"
"Sorma muhterem ve aziz kardeşim, düz yolda sivri postal. Ayağım takıldığı gibi, küt, baktım ki devrilmişim."
"Allah devirmesin. Ben de durup dururken baktım ki... Neyse, bizim çocuklar çözüm için kolları sıvadılar. Bence ayakta kalmak için askeri stratejiler geliştirmeliyiz."
Erbakan, yeni stratejilerini yemekte arkadaşlarına anlatmış: "Askerler işgal edecekleri tepeyi önce top ateşine tutar, sonra piyadelerle ele geçirir. Biz de öyle yapmalıyız. Bizim topumuz da basındır," demiş.
Bir general edasıyla söylenen bu sözler Faziletlilere çok çarpıcı ve akıllıca gelmiş olabilir, ama basın mensuplarının çoğu kendilerini yazık ki Erbakan'ın topu gibi görmüyor. Kimsenin topu olmaya da niyeti yok. Bu noktada küçük bir taktik sorun yaşanacaktır korkarım.
Ve Erbakan'ın son incisi: "Amerikalıların uzay örgütü olan NASA, Kuran'dan yararlanarak uzaya gitmiş!" Olabilir tabii. Bu doğruysa (koskoca hoca yalan söyleyecek değil ya), bundan sonra Kuran kursu öğrencilerini NASA'ya, uzay çalışması yapacak mühendisleri de Suudi Arabistan'a göndermek gerekecek. Fazilet'in en kısa zamanda bu yönde bir politika benimsemesini öneriyorum.
Görüyor musunuz, daha politikaya adımını atmadan sevgili hocamız ne zengin malzemeyle donattı bizi. Allah kendisinden razı olsun.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.