![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
'Sanattan önemli şeyler var'Birikimini iki ayrı sergide değerlendiren Ara Güler, fotoğrafın dokümanter yönüne inancını koruyor. 'Dünyada sanattan önemli şeyler var, mesela atom bombası' diyen Güler'e göre hepsinden önemlisi aşk OLKAN ÖZYURTİSTANBUL - Vizörden dünyaya bakan herkesin belleğine yapışan ilk fotoğrafçı adı Ara Güler'dir herhalde. Çünkü hem bizden biridir, hem onun fotoğrafları, muhakkak bir yerlerde gözümüze ilişmiştir. Bir de dostlarım dediği adamlar dünyanın en önemli fotoğrafçılarıdır. İşte bu adamların Ara Güler'e hediye ettikleri fotoğraflar şimdi 'Sevgili Dostum Ara'ya' adıyla Yapı Kredi tarafından sergileniyor. Bu serginin ardından Galerist'te Ara Güler'in çektiği ressam portreleri, o sanatçıların birer tablosuyla birlikte izleyiciyle buluşacak. Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi'nde açılan sergide Puyo, Demachy, Eugene Atget, Steichen, Edouard Boubat, Robert Doisneau, Ernst Haas, Marc Ribound, Henri Cartier-Bresson, Capa, Paolo Monti, Mary Ellen Mark, Koudelka, Salgado ve Nikos Ekonomopulos'un fotoğraflarının yanı sıra 'daguerreotype' denilen cam üzerine çekilmiş ilk fotoğraflar bile bulunuyor. Öyleyse biz de bu mühim adamla bir söyleşi yapalım dedik, ama kolay olmadı. Türlü türlü adamlar soktuk araya, telefonlar, randevular... Sonuç yok. En son yağmur altında kapısında beklemeye başlamıştım ki acıdı halime, aldı götürdü sergisine ve... Fotoğrafçıların birbirine fotoğraf vermesi bir gelenek midir? Bunlar dostlarım, beğendiğim fotoğraflarını istiyorum veriyorlar. Bende onlara çok fotoğraf verdim. Ama biraz da şans işi. Mesela Andre Kertesz'in evine gittim fotoğraf istemeye, bir tane fotoğraf verebildi. Çünkü 85 yaşında yerinden zor kalkıyor. Bill Brand'dan çok istedim ama yanında fotoğraf yoktu. Onun için kitabını aldım. Arkadaşlar arasında olan bir diyalog işte. Man Ray ve Eugene Smith'ten fotoğraf alamadınız mı ? İkisi de ayrı hikâye... Man Ray'in fotoğraflarını çekmek istiyordum. Martinez'e söyledim o da benim için konuştu onunla. Kabul etmiş, ben de gittim yanına. Ama yanında bir kız var. İkide bir makas alıyor kızdan, sulanıyor kıza. Bende makas alırken, kıza sarılmışken çektim fotoğraflarını. Sonra fotoğrafları vermeye gittiğimde karısı vardı yanında. Vermek istemedim ama çok zorladılar. Bende verdim. Kızdı karısı Man Ray'e. Tartışmaya başladılar. Karısı da çekti gitti. Sen buraya çok geldin, sana bir şey vereyim diyor. Ben kabul etmedim. Belli ki adam utandığından bir şeyler vermek istiyor. Hatta o meşhur ekmeği 'La Baguette'i vermek istedi almadım. Böylece Man Ray'den eksik kaldı. Ama imzalı bir kitabı var bende. Eugene Smith'le de tanıştım. Aynı gazetede çalışıyorduk. Hürriyet için bir fotoğraf dergisi çıkaracaktık. Eugene Smith portfolyosu için 20-30 fotoğrafını Magnum'dan istedim. Onlar da bana gönderdiler. Ama orijinal fotoğraflar değildi. Fakat fotoğraflar orada kayboldu. Kocaman Eugene Smith'in fotoğrafları Türkiye dahilinde kaybolmuştur işte. Çünkü bu ülkede fotoğrafın işlevini, tarihsel bir unsur olduğu ve önümüzdeki nesillere bir geçmişi aktaracağını bilen çok az insan var. Puyo'nun, Demachy'nin fotoğraflarını ve 'daguerreotype'leri kimden aldınız? Martinez'den aldım. O zamanlar Camera'nın editörlüğünü yapıyordu. Ben Paris'teyken hastalandı, öleceğini zannetti herhalde. Sonra 'Bunlar sende kalsın' dedi. Sadece Puyo, Demachy'nin fotoğraflarını ve 'daguerreotype'leri değil Eugene Atget, Edward Steichen'ın fotoğraflarını da verdi. Bu koleksiyonu sergileme düşüncesi kimden çıktı? Bir-iki kere daha açıldı İfsak Fotoğraf Günleri'nde. Salgado fotoğrafları yoktu ama. Hani bu adamlar çok mühim, fotoğrafları satsan Türkiye bütçesinin yarısı eder. 'Daguerreotype'ler var fotoğrafın tarihidir. Bu ülkede ancak kitaplarda görürsün bunları. Gelsinler görsünler işte. Magnum fotoğrafçılarının ağırlığı hissediliyor sergide. Ama dokümanter fotoğrafın işlevini yitirdiği düşünülüyor. Bak şimdi Puyo, Demachy, gibi adamlar resim gibi fotoğraf çekip kendilerini ressam zannederler. Rembrandt gibi resim yaptıklarını düşünürler. Ama Rembrandt'ın zamanında fotoğraf makinesi icat edilmiş olsaydı o fotoğrafçı olurdu. Çünkü ışığı fotoğrafçı gibi kullanmıştır. Ama fotoğrafın resim olmadığı Alman Eric Salomon'la anlaşılmıştır. Bunun için foto-jurnalizmin başladığı yer Amerika değil Almanya'dır. Niye? Çünkü Hitler dönemi, adam çatır çatır yakıyor Yahudileri. Aktüalite var orada. Sonra Bresson bir ekol oluşturdu. Emile Zola edebiyatta neyse Bresson'da modern sanatta odur. Gerçeği çekiyorsun. Sonra gelecek kuşaklara kalıyor bu fotoğraflar. Yani görsel tarih yazıyorsun. Burada bulunan Bresson, Cappa, Marc Riboud, Koudelka, Salgado aslında röportaj için fotoğraf çekmişlerdir. 1950 ve 1960 arası çok büyük foto-röportajlar yapılmıştır. Bunları yayımlayan Life mecmuası haftada 11 milyon, National Geographics 16 milyon satardı. Çünkü insanları yazıdan kurtardı. Şimdi Hindistan'ı sadece yazıyla nasıl anlatacaksın. Ben sana Mimar Sinan'ı ne kadar anlatırsam anlatayım mimari ders vermiş olurum. Ama bir fotoğraf çekersin herkese anlatırsın. Onun için benim Mimar Sinan kitabım dünya'nın her yerinde satıldı. İstediği kadar profesörler tanıtmaya çalışsın benim kadar tanıtamamışlardır Sinan'ı. Ama fotoğrafla resim yapmak yine yaygınlaştı. Fotoğraf-resim ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz ? Modern resim niye doğmuştur. Fotoğraf sayesinde. Çünkü eskiden birebir resmetmek önemliydi. Fotoğraf ortaya çıktı; bu adamların haftalarca yaptığı resimler bir düğmeye basmakla oluşuyordu. Fotoğraf gibi olmaması için resim sanatının şekli değişmiştir. Şimdi benim Fransa'da birtakım arkadaşlarım var. Bunlar morglarda ölü fotoğrafı filan çeker sonra sergi açar. Adı da sanat olur. Niye sanat olsun ki? Fotoğrafla biz görsel tarih yazıyoruz. Tarih daha önemlidir sanattan. Atom bombası sanat eseri değildir ama dünyanın en büyük gücünü temsil eder. Einstein bilim adamı, ama yüzyılın adamı seçildi. Dünyada sadece sanat yoktur. Sanattan daha mühim şeyler vardır. Sanat arayıştır. Ama dokümanter fotoğrafçı bu arayışın sonuçlarını fotoğraflar. Zaten 1935 yılında sanatsal fotoğrafçıların devri bitmiştir. İşte Puya'nın, Demachy'nin fotoğrafları burada. İnsanı hangisi etkiliyor. Sanat insan ruhunu ehlileştirmede, insanın dünyayı tanımasında çok mühimdir. Ama dünyanın en güzel şeyi ne fotoğraftır, ne sanattır, aşktır. Sadece kadın sevgisi değil. Yeşilin kokusunu duyabilmek, güneşin batışında yeni ufukların geleceğini hissetmek gibi. Televizyonla birlikte fotoğrafın gözden düştüğü sizce doğru mu? Televizyon, fotoğraf karşısında kendi zavallılığından başka bir şeyi gösteremez. Görüntüyü tüketir televizyon. 'Aptal kutusu' denmesi boşuna mı? Hangi fotoğraf aptallaştırır insanı. Asla fotoğrafın yerini tutamaz. Diğer sergide kimler var?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||