Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
22 Ocak 2001

Haftaya Bakış

emt@georgetown.edu
'Ben, Julius Caesar, Senato ve Roma halkı adına hizmet ediyorum'. Roma imparatoru Julius, Senato'ya kanun tasarısı sunmadan veya yasa çıkarmadan önce her zaman bu sözleri söylemiştir. Bu sözler, birliğin önemini ve bu gerçeği bilmekten kaynaklanan gücü vurgulamakta. Türkiye'yi yatırım amacıyla değerlendiren uluslararası yatırımcıları şüphede bırakan işte bu liderlik birliği olgusunun Türkiye'de var olup olmadığı ikilemidir. 15 Ocak ile 19 Ocak tarihleri arasındaki hafta, IMF'ye gönderilen Niyet Mektubu'nda belirtilen koşullar göz önünde bulundurulduğunda başarılı olarak değerlendirilebilir. Ancak her an meydana gelebilecek siyasi karışıklık, programın önündeki en büyük tehdit ve en önemli engel olarak görülebilir. Carlo Cottarelli ve ekibinin Türkiye'den ayrılışı ile, 1.4 milyar dolarlık miktarın kamu hesaplarına aktarılması bekleniliyor. Önümüzdeki hafta için önceden belirlenmiş yapısal kriterler veya performans kriterleri mevcut olmadığı için geri kalan kısmı bu ayın (31 Ocak) sonuna kadar bitirilecektir. Şu an için sadece gelişen olayları izlemekteyiz. IMF heyetinin ayrılışı ile, Türkiye'ye yatırım yapan iki büyük yatırım fonu, İstanbul ve Ankara'yı ziyaret ederek ülkedeki çalışmalarını tamamlamışlardır. Kısa dönemdeki ekonomik zorluklarla başa çıkabilmemiz için bu tip yatırımcıların dikkatini ve yatırımlarını sürekli olarak çekmek zorundayız. Buna karşın programın anahtarı, Doğrudan Yabancı Yatırımlar'dır (Foreign Direct Investment). Başarılı olabilmemiz için bu yıl, doğrudan para akışı miktarını hızlı bir şekilde artırmak zorundayız. işte bu nedenle özelleştirme, çok önemli bir konudur. Hafta içinde onaylanan ve resmileşen Tekel'in özelleştirilmesi ile sanayi uzmanları, beş sene içinde 5 milyar dolarlık bir miktarın sadece bu sektörlere yapılan yatırımlar şeklinde ülkeye gireceğini beklemekteler. Bu çalışmayı engelleyecek her türlü girişim, ekonomiye ve izlenen IMF programına büyük bir darbe vurabilir. Bu nedenle, Türk Telekom'un özelleştirilmesinin karşısında duran her türlü tehdidin, hızlı bir biçimde açığa çıkarılması gerekir. Sayın Profesör Mümtaz Soysal'ın girişiminin, bir yasa değişikliği ile Meclis tarafından engellenmesi, hükümetin özelleştirme ve ekonomiyi liberalleştirmeye yönelik isteğinin en önemli göstergelerinden biri olarak görülebilir. Ancak en endişe verici nokta, politik senaryoda yaşanmakta. Anlaşmazlıklar, tartışmalara neden olabilir ve olayların açığa çıkışı, kolayca skandallara dönüşebilir. Bu nedenle, siyasi açıdan koalisyonu oluşturan üç parti, birbirlerine destek olmalı ve önemli konularda anlaşmazlığa düşmekten kaçınmalıdırlar. Çünkü bu tür anlaşmazlıklar, piyasalarda ciddi sorunlara neden olabiliyor. Dengeler her zamandan çok daha hassas. Finans piyasalarına baktığımızda ise, oluşan olumlu hava, özellikle menkul kıymetlerde fiyat hareketlerinde yaşanmaktadır. Gecelik repo oranları giderek düşmekte, buna karşılık borsa tırmanışa geçmiş bulunuyor. Finans piyasalarındaki olumlu gelişmenin en önemli göstergesi Hazine bonoları, kısa bir süredir alımlarla faizlerinin düşüş yaşanmasını sağlamıştır. Piyasalarda sükûneti temin etmek için bu momentumu devam ettirmeli ve korumalıyız. Son olarak, Dünya Bankası'ndan Lalita Raina'nın sözlerine katılmamak mümkün değil: "Bana Türkiye ekonomisi hakkında soru sorulduğunda cevabım basitdir. Çok umutluyum. Kısa vadede tedirgin bir şekilde umutluyum. Uzun vadede ise fazlasıyla umutluyum".


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.