![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Cereyan meseleleri ODTÜ'de Mühendislik Fakültesi'nin makine bölümünde okurken, elektrik bölümündeki arkadaşlara 'cereyan mühendisleri' diye takılırdık. Belki, bu takılışta, geleceğin elektronikte yattığını sezmenin burukluğu da vardı. Kim bilebilir? Neyse.Kaderin cilvesi, bundan15 yıl kadar önce, özel sektöre ait bir hidroelektrik santralın 'Yap-işlet-devret' projesinde çalıştım. Barajlı bir santral değildi; dolayısıyla, gelen su miktarına bağlıydı üretim. Santralın kurulacağı nehrin su akım miktarıyla ilgili, ta 1920'lerden beri veriler vardı. Tesis işletmeye açıldığında, kurak bir yıl olursa, kârlılık çok kötü etkileniyordu. Buna karşılık, yağışlı bir yılla başlangıç, projeyi oldukça kârlı kılıyordu. Enerji Bakanlığı'yla yapılan görüşmelerin hepsi de fiyat konusuna gelip, tıkandı. Geçtiğimiz hafta içerisinde, Radikal'de, enerji konusuyla ilgili çok ilginç yazılar çıktı. 'Beyaz Enerji Operasyonu'nda olan biteni bir tarafa bırakalım. Güven Sak, Hanife Şenyüz ve Baran Tuncer konunun iktisadi yönlerini ele aldılar. Bu yazılar benim için oldukça öğretici oldu; okumayanlara şiddetle öneririm. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde özelleştirme sonrası içine düşülen çıkmazı haftalar önce Güven Sak incelemişti. Bu çok önemli konuyu, Baran Tuncer pazar günü yeniden işledi. Yapılan düzenlemelerle elektrik üretenlerin fiyatları serbest bırakılmış. Bununla amaç, artacak rekabet yoluyla birim enerji fiyatını düşürmekmiş. Öte yandan, tüketiciyi korumak için dağıtım şirketlerinin fiyatları kontrol altında tutulmuş. Üreticiler fiyatlarını istedikleri gibi artırmışlar (amaçlananın tersine), dağıtıcılar artıramamışlar ve mali bunalıma düşmüşler. Üreticiler, dağıtıcılara elektrik vermemeye başlamış. Sonuçta elektrik kesintileri boy göstermiş. Geçici çözüm: Ya dağıtıcıların zararı bütçeden karşılanacakmış ya da elektrik fiyatları inanılmaz boyutlara çıkacakmış. Ne güzel özelleştirme! Bizde özelleştirme adı altında yapılanları da Güven Sak, Dünya Bankası raporundan alıntılarla ele aldı. İşin can alıcı noktası şu: Üreticilere hem fiyat hem de miktar garantisi veriliyor. Dolayısıyla, projeyi gerçekleştireceklerin 'doğal afetler' dışında karşılaşabilecekleri hiçbir risk yok. Hanife Şenyüz'ün yazdığına göre, 'belirli bir fiyattan alım garantisi verilen' elektrik üretim kapasitesi planlandığı gibi devreye girdiği takdirde, TEAŞ her yıl ortalama 1.5 milyar dolar kadar açık verecekmiş. 10 yıllık bir sürede toplam açık 8 milyar dolara ulaşacakmış! Bu da bir başka 'hoş' özelleştirme hikâyesi. Bir şey açıkça ortaya çıktı: 'Aman, her şeyi bir çırpıda özelleştirelim' kolaycılığından daha çok çekeceğiz anlaşılan. 'Şu kadar fiyattan alırım'dan daha kolay bir yol düşünebiliyor musunuz? Oysa, marifet, hem tüketicinin hem de üreticinin çıkarlarının kesişme noktasını bulmak değil mi? Ama, bu korkunç bir çabayı gerektiriyor. Ayrıntılı düşünülmüş bir denetim mekanizmasının oluşturulmasını zorunlu kılıyor. Kamu yararının gözetilmesini dayatıyor. 'Özelleştirdim, bitti' demek varken, 'şimdi, bu karda kışta' bunları kim düşünecek? Bir de elektrik enerjisi üreten ve dağıtan kuruluşlarımızın açıklarının zamlarla kapatılmasının, 'piyasa ekonomisinin gereği' olduğuna inanan arkadaşlarımıza not: Allah aşkına, hangi piyasadan söz ediyorsunuz siz?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||