Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
22 Ocak 2001

Alçak ve yüksek aşklar

mine.saulnier@free.fr
Sinema tarihinin büyük aşkları arasında, İtalyan yönetmen Roberto Rosselini ile İngrid Bergman arasındaki tutkunun yeri başkadır. Çünkü Rosselini, İsveçli güzel yıldıza âşık olduğunda bütün İtalyan erkeklerinin düşlerine giren bir efsaneyle yaşıyordu: Anna Magnani. Hep merak ederim; nasıl olup da tepeden tırnağa İtalyan erkeği Rosselini, tepeden tırnağa İtalyan dişiliğinin simgesi, Magnani adlı yanardağı ekip, Bergman'ın karlı tepeler güzelliğini yeğlemişti? Olayın kahramanları toprak oldular, benim merakım elbette zail olmadı, ama artık Rosselini ile Bergman nasıl ve niçin tanıştılar, biliyorum.
1948 yılında, Anna Magnani ile Roberto Rosselini, Roma'daki ünlü Excelsior Oteli'nin bir süitinde kalmaktadırlar. Hatta ev yerine oturdukları otelin yönetimi, Magnani'nin hatırına köpeklerini bile sineye çekmiştir; görkemli süitte Rosselini, Magnani ve üç adet fino yaşamaktadır. İşte o günlerde Rosselini'ye, İngrid Bergman imzalı bir mektup gelir:
"'Açık Şehir Roma' ve 'Paisa' adlı filmlerinizi gördüm, gerçekten çok beğendim. Eğer İngilizceyi çok iyi konuşan, Almancayı unutmamış olan, Fransızca söyledikleri kimse tarafından anlaşılmayan ve İtalyancada yalnız 'Ti amo!' demeyi bilen İsveçli bir aktrise ihtiyaç duyarsanız, İtalya'ya gelip sizinle çalışmaya hazırım!"
Rosselini, İngrid'i Roma'ya getirtmektense kendisi Hollywood'a gidip görüşmeye karar verir, ancak kıskançlık krizleriyle ünlü Anna'dan habersiz gidecektir. Yolculuk sabahı Anna uyurken kalkar, ayaklarının ucuna basa basa kapıdan çıkmaya hazırlanırken Magnani uyanır ve: "Roberto nereye gidiyorsun?" diye sorar. Rosselini'nin aklına gelen ilk yalan: "Villa Borghese'ye köpekleri gezdirmeye!" olur.
"Sabahın köründe mi?"
"Şu yeni film var ya, uyku tutmuyor."
Magnani'ye mantıklı gelir Rosselini'nin gerekçesi ve ünlü yönetmen, tasmalarından tuttuğu köpeklerle çıkar, dört ayaklı gerekçelerini lobiye bıraktığı gibi havaalanına, oradan da Hollywood'a uçar. Anna Magnani, sevgilisinin attığı kazığı öğrenince otelin altını üstüne getirir, köpeklerine bile, "Hainler, işe yaramaz yaratıklar, niye havlamadınız, niye beni uyarmadınız!" diye çıkışır. Ama çok geçtir, kuş uçmuş, bir başka kafeste yeni bir aşk başlamıştır.
Ve bir gün Federico Fellini'nin çok sevdiği ve ustası saydığı Rosselini'nin bu öyküsünü, karısı Giulietta Massina'nın yanında, kendisiyle röportaj yapan gazeteci Costanzo Costantini'ye anlatacağı tutar. Fellini güler, gazeteci çok güler, ama masada birden Giulietta'nın sesi duyulur:
"Federico, çok güzel anlattın ama bir şey söylemeyi unuttun!"
"Neyi unuttum, Giulietta?"
"Rosselini'nin bir alçak olduğunu söylemeyi! Sanki Roberto'nun Anna'ya yaptığını onaylar gibisin!"
"Ne ilgisi var Giulietta, ben Rosselini'nin bir anısını anlattım!"
"İlgisi var, ilgisi var. Rosselini'nin alçak olduğunu söylemiyorsun, çünkü sen de aynı şeyi bana yapabilirsin!"
Costanzo Costantini'nin Federico Fellini ile yaptığı röportajları yayımladığı kitapta yer alan bu sahne, hem güldürdü, hem düşündürdü beni kadınlar üstüne. Çünkü tam kırk yılını, deliler gibi sevdiği Fellini'ye
adayan Giulietta Massina, büyük yönetmenin ölümünden sonra onun da uzatmalı bir metresi olduğunu ve yıllarca ve yıllarca 'çift evli' bir yaşam sürdüğünü öğrenecekti. Tek farkla: Fellini de yalan söylemiş, ama 'alçaklık' yapmamıştı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.