Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
23 Ocak 2001

PSG maçına da boykot!

Anti-Fransızlık bence çok sığ gidiyor... Adamların elmasını-armudunu boykot etmekle, üniversitelerde Fransızca tedrisatı kaldırmakla, Ecevit'i Renault Safrane'dan indirmekle, daha olmadı ama kablolu yayındaki Fransız TV 5'in hatttını kesmekle-hani İtalyanlar'ın RAI'lerine yaptığımız gibi-bu protestolar amacına ulaşamaz. Daha şedid yaptırımlar gerek: Örneğin, Galatasaray da 13 Mart'ta Paris'te Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağı PSG maçına gitmeyerek Fransızlar'a haddini bildirmeli. İspanya ile şu sıralarda aramızda bir hır çıkarsa evvel emirde 'Sevgililer Günü' 14 Şubat'ta oynayacakları Deportivo La Coruna karşılaşmasını da boykot edebilir Cim Bom... Apo meselesinde İtalyan mallarına ambargo koyarak Makarnacıları nasıl mahvettiysek, 'Ermeni yasası'na karşı uygulayacağımız müeyyidelerle de Fransızları bir dilim ekmeğe muhtaç edebiliriz. Hatta günlük yaşamımızdan Fransızca kökenli sözcükleri çıkartarak onları dünyaya geldiklerine bin pişman bile ederiz. Deriz ki "Vatandaş, bundan böyle 'Mersi' demek yasak. Kondisyon yerine 'Kondiyşın' deyip yazmak zinhar mecburidir. Ağzından 'Ekip' kelamı çıkanın diline acı biber sürüle... Zaten kafasını koparttığımız 'Enflasyon canavarı' artıkın tümüyle tarihe gömülüp 'Enfleyşın' şeklinde son avazını vere...
Sıkıldığım için bu zırva listeyi burada kesiyorum. Bugüne kadar gelmediyse bile, Galatarasaray'ın PSG maçıyla ilgili 'Boykot' çığlıklarının ortaya çıkacağına eminim. Ayrıca, birbirleriyle en kanlı bıçaklı olduğu dönemlerde, Amerika-Çin krizinde iki ulus arasındaki ilk adımların ping-pong maçlarıyla atıldığını da tarihten silme pahasına... Bu tür amaçsız boykotların 'pozisyon zenginliği' doğurmakta hiçbir işe yaramadığını gördük. İngiltere ile Kıta Avrupası'nda deli dana yüzünden yıllardır hır var. Kıta, Ada'dan dana eti almıyor o kadar. Başta Fransızlar olmak üzere hiçbir Avrupa üniversitesi İngilizce'yi yasaklamıyor, viski içenler vatan haini ilan edilmiyor.
Bence Fransa'ya, onun bize yaptığı gibi misillemede bulunmak gerek. Fransız meclisinden çıkan bu yasada İzmir kökenli levantenlerden, eski başbakan Edouard Balladour'un da bulunması talihsiz bir nankörlük. Ayrıca yine her 'okazyonda'-bu sözcüğü son kez kullanıyorum (ve de ilk kez!)-tarihsel Franko-Türko dostluğunu dile getiren eski cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing, eski başbakanlardan Raymond Barre ve Alain Juppe'nin de tasarıya 'Evet' dedikleri ciddi biçimde göz önüne alınmalı.
Şimdi ortalığı velveleye vermeden yapılacak bir önerim var: Bu yasa tasarısının raportörü François Rochebloine'nin faks numarasına 'Fransa 1955-1962 Cezayir katliamını açıkça tanır' anlamına gelen şu faksı geçmenizi diliyorum: La France reconnait publiquement le genocide algerien de 1955-1962. Raportörün faks numarası şöyle: 0477 31 43 35.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.