Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
23 Ocak 2001

Vural Savaş'ın sonu

hdevrim@hurriyet.com.tr
Dün gazeteye gelir gelmez Lerna'dan rica ettim:

   - Vural Savaş hakkında Cihannüma'da neler demişiz, bana bir dökümünü verebilir misin?
İlk cümle şu: "Yadırganacak bir nokta da Başsavcı Vural Savaş'ın (RP aleyhinde) açtığı davayı kamuoyuna duyurma tarzı ve üslubudur" (Radikal, 24 mayıs 1997).
Cumartesi akşamı Ceviz Kabuğu'nda söyledikleriyle giderayak reyting sıçraması yapan eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı'nın, Hulki Cevizoğlu'nun programına bu ilk katılışı değil.
Bir öncekinde, telefonla sorulan sualleri de cevaplandırmış (12 ekim 1998, Kanal 6). Cevaplarından birkaç örnek:

   - Kâni Karaca'yı dinlemeyi çok severim.

   - Anneme, babama son günlerinde ben baktım.

   - Babam ölünce hatta, kendi ellerimle yıkadım.

   - Bach dinlerken Allah'ı daha çok hissediyorum.
Bir tuhaflık var değil mi? Ben bunu daha o zaman fark ettim.
Televizyoncu ağzıyla "Az sonra..." konuşacağım diye haberler salmıştı. Cumartesi akşamı baktım, gene Cevizoğlu'nun karşısında oturuyor (20 oc., Kanal 6).
Bir saat kadar, sözün gelişi değil gerçekten dişimi sıkarak dinledim. Cumhurbaşkanı Yargıtay Savcılığı'na bir başkasını seçti diye, Vural Savaş'ın kızıp köpürdüğünü biliyordum. Tavrını ve tarzını da... Ama bu seviyede bir konuşma yapmasını gene de beklemiyormuşum.
Üzüldüm, çünkü kim olursa olsun adaleti temsil eden insanların bir seviyenin altına indiğini görmek bana ağır gelir.
Eski Yargıtay Savcısı dedikodu yapıyordu; sevimsiz ve seviyesiz...
Şu anda Türkiye'nin gözbebeği olan Cumhurbaşkanı'nı, geleceğimizi tehdit eden bir tehlike olarak tarife çalışıyordu.
Anayasa Mahkemesi'nden Haşim Kılıç'ı tarikatçılıkla, hukukçu olmamakla suçluyordu:
"Bizim evde ben salona girer girmez bir kadının kendisini yerden yere attığını, başını halıyla örtmeye çalıştığını gördüm. Sara göbeti geçiriyor sandım. Ambulans çağırayım mı, diye sordum. Meğer o kadın, Haşim Kılıç'ın eşiymiş ve başı açıkken eve erkek girdi diye öyle davranıyormuş" diyebiliyordu eski Yargıtay Başsavcısı.
Bu zatın kimliğini daha yakından tanımaya yaradığı için, bu program faydalı oldu. Ama Türkiye Cumhuriyeti'ni savunmak, bu ruh ve mizaçta insanlara kaldıysa, veyl bize diye üzülmemek de mümkün değil.

Dil Yâresi
l Prof. Dr. İhsan Sezal'ın bir teklifi var: "Televizyon kanalları arasında zaplamak yerine zıplamak diyemez miyiz?" diyor; "Siz bir ara çekirge üzerinde durmuştunuz".
Ben "uzaktan kumanda aleti"nin yerine, tek kelimelik bir terim bulamaz mıyız, diye sormuştum.
Aletin adı çekirge, fiilin adı zıplamak... Olabilir.

Türkçe dostlarından (Sevim Gedikbaş)
l Teke Tek'te Fatih Altaylı. Magazin programları konusundaki eleştiriler konuşuluyor. Program boyunca ekranın sol alt köşesinde duran cümleye dikkatinizi çekmek istedim (Kanal D, 15 ocak):
"Televole insanı KOMİNİST yapar mı?"
Bir gören olmaz mı?

Babıâli'de tinerciler
İstanbul'da Narkotik Şube geçen yıl yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Fena! Uyuşturucu kullanma yaşı 16'ya indi, diyorlar. Şehrimizde bir yılda ele geçen eroin miktarı 3 ton 200 kilo. Bir diş esrar 3 ila 5, bir gram eroin 5 ila 10 milyon liraymış. Gençler daha çok kolay elde edilebilir ve ucuz maddelerin peşindeymiş: hap, bali, tiner gibi.
Aslı Öktener haberinde, uyuşturucu kullananların çok olduğu semtleri de saymış: Fatih, Kadıköy, Bakırköy, Eminönü, Beyoğlu, Beşiktaş (Mill., 22 ocak).
Eminönü bizim eski iş merkezimizdir; Cağaloğlu, Babıâli... Malumunuz.
Narkotik Şube Eğitim Büro Amiri Komiser Sami Güneş'in söylediklerine ek, benim de bir diyeceğim var.
Babıâli Caddesi'nde, Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nin karşısında Demirbank'ın ATM kulübesi var; hani bankamatik makinesinin bulunduğu. Bu kulübe, dört beş hafta var ki, tinerci çocukların barınağı oldu. Hepsi İstanbul'a yeni gelmişe benzemiyor. İçlerinde insanlarla rahatça ilişki kurabilenler de var.
Günleri, geceleri bu kulübede geçen yedi-sekiz çocuk. İki de köpekleri var yanlarında.
Civar dükkânlara, işyerlerine uğrayıp para istiyorlar. Yiyecek, ama daha çok uyuşturucu bulabilmek için paraya ihtiyaçları var.
ATM'nin camları kırılıyor, tuğlaları sökülüyor... Banka ilgilenmez mi?
Durumdan polisi haberdar etmek isteyen dükkân sahipleri:

   - Biz ne yapalım... Bu çocuklardan her yerde var. Para verin, yardım edin, biraz da siz sahip çıkın... cevabını aldılar.
Eğitim Büro Amiri Sami Bey belki değrelendirir ümidiyle, bu bilgileri ona aktarmak istedim.

Ey gazi hünkâr
Bakanlarla, milletvekilleriyle, müsteşarlarla, genel müdürlerle uğraşıyoruz.
Doğru teşhis koyma açısından ihmal ettiklerimiz yok mu?
Halki Palas'ın merdivenlerinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı seçme misafirlerini ağırlarken gördüm; hemen arkasında baş danışmanı Bülent Tanla duruyordu.
Bir diğer anketçi Erhan Göksel, "Sayın Yılmaz bana MİT Müsteşarlığı'nı teklif ettiğinde..." diye hatıralarını anlatıyor. Şimdi araları bozuk, ama o da yakın geçmişte ANAP Genel Başkanı'nın baş danışmanıydı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.