![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Editoryal bağımsızlık ismet.berkan@radikal.com.trDaha üstünden bir ay bile geçmedi. Çek devlet televizyonunda gazeteciler, başlarına getirilen genel müdürü protesto ettiler ve onu kabul etmediklerini bildirdiler. Gazetecilerin, kendisi de tecrübeli bir gazeteci olan bu yeni genel müdürü tanımama gerekçesi basitti: Yeni genel müdür, 'hükümetin adamı' olarak biliniyordu ve TV yayınlarında dengenin hükümetin lehine değişmesini isteyecek, böylece gazeteciler editoryal bağımsızlıklarını kaybedeceklerdi. Nitekim yeni genel müdürün ilk icraatlarından biri, haber merkezinden bazı gazetecileri gerekçesiz kovmak olmuştu. Direniş haftalarca sürdü ve sonunda gazeteciler kazandı. Hükümet geri adım attı, yeni atanan genel müdür istifa etti, TV'nin idari yönetimi geçici bir süre için parlamentoya devredildi. Bu olayın Anadolu Ajansı ile ne ilgisi var? Çok ilgisi var. Dün yazmıştım, bugün tekrar hatırlatayım: AA, geçen cuma günü, Beyaz Enerji Operasyonu'nda gözaltına alınan zanlıların tutuklanmak üzere çıktıkları DGM Yedek Hâkimliği'nde verdikleri ifadeleri haber olarak yayımladı. Konu, hükümetin bir üyesi olan Cumhur Ersümer'i ve dolayısıyla ANAP'ı yakından ilgilendiriyordu. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz önce AA Genel Müdürü Mehmet Güler'i arayıp 'fırça' attı, sonra AA'nın bağlı olduğu ANAP'lı Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, genel müdür Mehmet Güler hakkında soruşturma açılması için Başbakanlık Teftiş Kurulu'na yazı yazdı. AA'nın suçu belli: Gizli olması gereken hazırlık soruşturması evrakını yayımlamak. Bu konuda hukuki bir tartışma olsa bile bakan Yücelen'in soruşturma isterken hukuki bir zemini var. Ancak, AA'nın yayımladığı bir haber konusunda hukuki sorumluluğun kimde olduğunu da tam olarak bilmiyoruz. Normal şartlarda aynen gazetelerde olduğu gibi haber ajanslarında da yayımdan doğan hukuki sıkıntıların muhatabı yazı işleri müdürü. Ama bakan, genel müdür hakkında soruşturma istedi. Üstelik bakan bu işi savcıların henüz bu konuda bir talebi bile yokken yaptı. Umarım bu soruşturma sürati sadece Devlet Bakanlığı'nda kalmaz, diğer bakanlıklara da, mesela Enerji Bakanlığı'na da sirayet eder, daha ortada savcı talebi bile yokken bakanlar hakkında şüphe beliren memurlar hakkında hemen gereken soruşturmaları açarlar. Neyse, bunlar işin hukuki yönü ve hepimiz biliyoruz ki, ANAP hukuka olan saygısıyla meşhur bir partimiz değil maalesef. Yani, AA'nın bugünlerde başına gelen olaylarda ortada bir hukuki mesnet bulunsa bile gerçek amaç aslında siyasi. Dün de yazdım, AA, kısmen de olsa özerkliğini koruyabilmiş son kurumlardan biri. Şimdi hoşa gitmeyen ama gerçeği yansıtan bir haber nedeniyle bu kurumun göreli özerkliği de iğdiş edilmeye çalışılıyor. Çok yazık. Burada en büyük görev hiç kuşkusuz gazetecilere, en çok da AA'da çalışan gazetecilere düşüyor. Genel müdürlerini sevmiyor ya da beğenmiyor olabilirler ama burada söz konusu olan AA'dır, AA Genel Müdürü değil. Kurumun editoryal bağımsızlığını korumak, o kurumda çalışan gazetecilerin görevidir en önce. Anadolu Ajansı, Atatürk'ün büyük hissedar olduğu bir anonim şirkettir. Hükümetlere düşen, Atatürk'ten kalan hisseleri temsil etmektir. Hükümetler AA'nın sahibi değildir, kurumun sahibi Atatürk'ün gerçek mirasçısı olan Türkiye vatandaşlarıdır. Ajansın görevi ise haberleri anında ve güvenilir biçimde abonelerine iletmektir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||