Gazeteci olsaydım! Gazetecilik 'muhabirlik' olduğundan şimdi kendimi pek gazeteci saymıyorum.
Onun için de gazeteci olsaydım ne yapardım?
Hangi konular üzerinde haber yapmak için çalışırdım diye düşünüyorum.
- Günün öncelikli konusu 'sözde Ermeni soykırımı' üzerinde durur, en çok da 'Neden bugüne kadar Türk hükümetleri hareketsiz kaldılar?' sorusuna yanıt arardım. Bundan sonra atılacak en uygun adımın ne olabileceği hususunda, bilgi, görüş ve sağduyularına güvendiğim kişilere başvururdum. Fransa'nın bu beklenmeyen tutumu ardında acaba Cumhurbaşkanları Chirac'ın iptal edilen gezisinin bulunup bulunmadığını araştırırdım. O iptal kararından önce Fransa'nın Türkiye'den önemli bir ihale bekleyip alamadığı için hayal kırıklığına uğrayıp uğramadığını soruştururdum.
- Enerji alanında sürüp giden, benim gibi yarım asra yaklaşan meslek hayatına sahip bir gazetecinin bile şimdiye kadar şahit olmadığı 'suiistimaller zinciri' içerisinde yer alan her şeyi toparlayamayacağımdan, sadece bir konu üzerinde dururdum. Bu da 'nükleer enerji santralı' olurdu. Konuyu 1984 yılında Hürriyet'te iken Kanada'ya yapılan bir geziye katılarak incelemiş olmam işimi kolaylaştırırdı. Geçen temmuz ayında Paris'te OECD'nin enerji konusundaki uzmanlarıyla yaptığım görüşmeler de işin içinde ciddi rüşvet girişimlerinin olabileceğini bana bir kere daha düşündürmüştü. Böylece Ankara'da yapılacak ciddi birkaç ek araştırma ortaya kolay anlaşılabilir, ilgiyle okunabilir bir haber çıkmasını sağlayabilirdi.
- Emekliye ayrılan Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın, Kanal 6'da 'Ceviz Kabuğu' programında saatler süren görüşleri içerisinde en güncel bulduğum; Cumhurbaşkanı ile ilgili hususlar üzerinde durur, bunların hukuka gerçekten ne derecede uyum gösterip göstermediğini, uzmanlara, otoritelere başvurarak saptamaya çalışırdım. Bu arada Vural Savaş'ın eski görevine yeniden seçilmemesinin Cumhurbaşkanı'nın bir kişisel tercihi neticesi olup olmadığı üzerinde dururdum. Sezer'in bu kararının, cumhurbaşkanı seçilmeden önce ifade ettiği, cumhurbaşkanı yetkileri arasında olmaması gereken bir hususla ilgisi olup olmadığını araştırırdım. Bu araştırmaları mutlaka ülkenin tarafsızlıkları ve uzmanlıkları şüphe götürmeyecek olan, tanınmış hukukçuları nezdinde yapardım.
- Cezaevlerinde, çeşitli sebeplerden dolayı, ölüm oruçları sürdüren mahkûmların bu tutumlarına devletin, yasalar gereğince, müdahale edip edemeyeceği konusunu araştırırken öncelikle ülkede insanların kendileri hakkında ölüm kararı verme özgürlükleri olup olmadığını (ötanazi) ortaya koyardım. Bu hakkın olmadığı ülkelerde, bu tür girişimler karşısında devletlerin nasıl hareket ettiklerini de saptayarak haberime eklerdim.
- Avrupa Birliği'ne girmek için Türkiye'nin neler yapması gerektiği konusunda haber yazabilmek için öncelikle geniş bir arşiv oluştururdum. Sonra AB'ye her ne pahasına olursa olsun girme taraftarlarının ayrıntılı görüşleriyle, tam üyelik konusunda bazı endişeler öne sürenlerin görüşlerini yan yana getirirdim. Bunların hepsi değil ama, güncelliği olan kimileri hakkında haberler yapardım. Örneğin 'AB üyesi olan ülkeyi böler mi? Kürtçe dilinde radyo ve TV ne netice yaratır?' konusunu 'mugallata' alanından çıkarıp 'fikri tartışma' alanına sokarak okurların dürüst ve dengeli bir görüş sahibi olmalarına yardım edecek haberi uzman görüşleriyle hazırlardım.
- 28 Şubat gelişmelerinin (postmodern) bir askeri darbe olup olmadığı konusuna, ön fikir sahibi olmayanların ilgisini çekecek yaklaşımla ışık tutacak bir haber hazırlamaya çalışırdım. Bunun için de 28 Şubat'ın ülkede şimdiye kadar hiç görülmemiş biçimde ve yöntemlerle nasıl adım adım geldiğini hatırlatırdım. Sonra da 28 Şubat'ı yasal hale getiren kilit kişilerle konuşup onların görüşlerini almaya çalışırdım. Buna, diğer konuların çoğunda olduğu gibi ülkenin, otoriteleri geniş çevrelerce kabul edilmiş, tanınmış hukuk uzmanlarının görüşlerini eklerdim.* * *
Bu amaçlarla hazırlayacağım haberlerin gazete okurlarınca bir defada okunduklarında anlaşılabilmeleri için sarf ettiğim gayretlerin yetmeyebileceğini düşündüğümden, haberimi teslim ettiğim istihbarat şefimden, ya da büro şefimden yardım rica ederdim.
"Haberim kolay anlaşılmıyorsa, eksiklikleri varsa lütfen söyleyin. Yeniden yazayım" derdim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|