![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Başörtülü erkekler Türkiye'de, başörtüsüne karşı, başlangıçta birçoğumuza anlaşılmaz gibi gelen, bir tepki var. Başörtülü kadınların kamu hayatı çeşitli gerekçelerle kısıtlanıyor. Başörtülü kız öğrenciler üniversiteye sokulmuyor, ilahiyat fakültesine dahi başörtüsü ile giremiyorlar. Bu mesele yıllardır tartışılıyor.Her şey bir yana, bu yasağın kadın-erkek ayrımcılığı boyutu var, sorun bir ideoloji, anlayış sorunu ise, aynı anlayışa sahip erkekler, aynı şekilde mağdur edilmiyor. Aslında, erkek öğrenciler kız arkadaşlarına bu konuda ellerinden geldiğince destek veriyorlar. Geçen hafta, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin erkek öğrencileri, başörtüsü yasağının gerekçelerini tümüyle sorgulamanın ötesinde, bu çifte standardın altını çizmek için, başörtüsü takarak, son derece anlamlı bir demokratik eylem yaptılar. 'Biz de aynı anlayışı taşıyoruz' diye açıklamalar yaptılar. Bu vesile ile, öncelikle, bir husus iyice gözler önüne serildi; Türkiye'de laiklik konusunda duyarlılık, özellikle son dönemlerde, içerikten alabildiğince yoksun bir psikolojik takıntı halinde tezahür ediyor. Mesele, ilke meselesi değil, öncelikle görüntü meselesi. Türkiye demokratik, laik bir toplum olmaktan ziyade, Batılı görüntü veren bir ülke olmaya çalışıyor, başörtüsünün her şeyden çok sorun olmasının nedeni bu. Türkiye'nin öteden beri böyle bir takıntısı var, ama Batılı bir görüntü vermek, giderek daha fazla, uygar bir ülke olma gayretinin önüne geçiyor. Osmanlı'nın son dönemlerinde modernleşme sürecinin başlamasından bu yana, modernleşme hep öncelikle Batılılaşma olarak algılandı, bu ister istemez kültürel sembollerin, modern toplum ilkeleri ile karıştırılmasına, özdeşleştirilmesine neden oldu. Cumhuriyet Devrimi'nin ilk dönemi de bu konuda tavizsiz bir şekilcilik içeriyordu. Ama o zaman, tüm bunlar, uygar bir toplum olma, Batı karşısında yenilginin üstesinden gelme konusularında samimi gayretlerin bir parçasıydı. Cumhuriyet Devrimi sadece dini kurumları kapatmakla kalmadı, örneğin Osmanlı'nın aristokratik unvanlarını kaldırdı, eşit vatandaş yaratma yönünde çok önemli adımlar attı. O dönem her anlamda bir devrim dönemiydi. Zaman içinde, uygar bir toplum yaratma konusundaki samimi gayret devam edip, şekli takıntılar ve din konusundaki aşırı şüpheci tutumlar yumuşasaydı, hedeflenen şeye daha yakın olabilirdik. Tam tersi oldu. Uygar bir toplum olmanın tüm gereklerine boşverildi, din konusundaki komplekslerimiz ve şekil takıntısı abartılı bir şekilde gelişti. Bir yandan, tüm olumsuzluklardan dinin kendisini ve dini sembolleri sorumlu tutma alışkanlığının, diğer yandan Batılı gibi görünülürse Batılı toplumlar düzeyine ulaşılmış olunacak gibi bir yanılsamanın doruğuna varıldı. Başörtüsü meselesinin kilitlenme noktasına gelmesinin bir nedeni bu. Diğer nedeni ise, makul olsun olmasın, demokratik ve yasal veya değil, otoriteye muhalefetin, hak ve özgürlük arayışlarının, asla hoş karşılanmaması. İstenen insan tipi, 'çıkar' denildiğinde başörtüsünü süklüp püklüm çıkaran, başörtülü eşini evine kapatıp ortalıkta görünmesini engelleyen, 'uyumlu' insan, uyumlu siyaset tipi. Başı dik ve ilkeli bir muhalefettense, ikiyüzlü bir uyum siyasetinin tercih edilmesi. Merkez sağın dindarlığının sorun olmaması, başörtülü eşlerini evde bırakıp, üniversiyete başörtülü kızların girmesini engellemeye çalışan dekanların önünün açılmasının nedeni bu. Sonuçta, gerici, diye yaftalanan bir anlayışın temsilcisi olan erkekler, kişiliklerinden, inandıkları ilkelerden ödün vermemek için başörtüsü takmaktan gocunmuyorlar. Başörtüsünü 'erkekçe' savunmak üzere, seçim propagandası yapanlar, erkekçe 'çıkar' diye emrediyorlar. Çünkü, o anlayışta öne çıkan 'erkeklik', gerici diye adlandırılan diğerinde ise, özgürlük. Uygar olmak için hangisine daha çok ihtiyacımız olduğuna siz karar verin. Benim tercihim, her bakımdan, 'başörtülü erkekler'den yana!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||