Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
23 Ocak 2001

Futbola saygısızlık

obelge@e-kolay.net
Futbol oyunu ortaya çıktığında televizyon diye bir şey yoktu. Bırakın icat edilmesini, ilk görüntülü aktarımı akıl eden her kim ise, onun büyük büyük dedesinin tohumu bile belki atılmamıştı. Ve şimdi koca koca insanlar çıkıyor. Birtakım ticari hesaplar yüzünden Türk halkının neredeyse tek meşgalesi olan futbolu durduruyor. Yani seyredenler ile onu seyredilecek hale getirenler, yönetenlerin kurbanı oluyorlar. Bu ayıptır. Oyun ne olursa olsun oynanmalıdır. Siz büyük beyefendiler, önce bununla yükümlüsünüz. Böyle yaptıkça, ayrıca halka güvensizlik de veriyorsunuz. Şimdi liglerin ne zaman başlayacağı belirsiz. Bırakalım palavrayı, yeniden anlaşma olmazsa ligler yine ertelenecek. Tüm bu tiyatroya ne gerek vardı.
Bu yorumu yaptıran nedenleri arka arkaya sıralayayım. Sizler futbolu kaos içine sokan, halka bıkkınlık veren şekli kafanızın içinde canlandırın. Belki bilenler vardır, pazar akşamları TV 8 kanalındaki programda Atilla Gökçe ile birlikte yorumculuk yapıyoruz. Geçtiğimiz hafta Ersan Çelik bu konuda kulüpler birliği ve Federasyon toplantılarını toparlamış. Karmaşa gözlerin önüne dehşet ve ibret belgesi olarak geldi. Sonra ilgililere ve yetkililere telefonla bağlandık.
Futbol Federasyonu Asbaşkanı Ata Aksu, Beşiktaş Genel Sekreteri Hüsnü Güreli, Gaziantepspor Başkanı Celal Doğan, Fenerbahçe Genel sekreteri Vedat Olcay her aşamada konunun içinde olanlar. Hepsine direk sordum. "Lig maçları yeniden ne zaman başlayacak, halkımız ne zaman yeniden futbol seyredecek, anlaşma yine olmazsa lig başlayacak mı?" Hepsinden yuvarlak yanıtlar aldım. Ortak yanıt belirsizliği anlatıyor. "Herhalde bu kez anlaşırız." Yani dostlar, ben karamsarım. Naklen yayın bunalımı ortaya çıkalı neredeyse 2 aya yaklaştı. Hâlâ ortada bir şey yok. Yarın da çözülecek gibi görünmüyor.
Görüştüklerimin söylediklerini tek tek yazmaya yer yok. Ama isteyen olursa anlatırım. Yalnızca sayın Celal Doğan'ın bir sözü dikkatimi çekti. "Elimizde bir mal var. Birileri bunu ucuza kapatmaya çalışıyor. Futbolun hakkını kimseye yedirtmeyiz."
Şimdi burada duralım, sanki bunalım suni olarak yaratıldı. Dekoderler falan ne olacak diye sıkıştırırken Asbaşkan Ata Aksu'nun laf arasında söylediği bir şey mide bulandırdı. "Bedel oldukça yüksek. Belki de bazı kolaylıklar yaratarak yayıncı kuruluş ile devam edebiliriz." Niyet üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi. Siz ne yaparsanız yapın. Başımızda devletimiz var. Ara çözüm olarak naklen yayın hakkı geçici olarak Futbol Federasyonu ve kulüpler birliği kontrolündeki bir komisyon yönetiminde TRT'ye verilebilirdi. Daha sonra her şey yerli yerine oturunca hesaplar temizlenirdi. Ama niyet çözüm yaratmak değil, bu her şeyiyle ortada.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.