![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Dünya yavaş yavaş uyanıyor Son 20 yıl dünya çok kazandı, çok da kaybetti. 1980'lerden bu yana dünya piyasa ekonomilerine yöneliyor, özelleştirme uygulamaları taraftar topluyordu. 1990 yılında iki Almanya birleşti. 1991 yılı sonunda merkezden bürokratik tercihlere göre yönetilen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağıldı. İki kutuplu dünya, tek odaklı hale dönüşüyordu. Bütün bu gelişmeler olağanüstü gelişmelerdi. Kimse bu derece hızlı bir dönüşüm beklemiyordu. Kimse bu hızlı gelişmelerin büyüsüne kapılmaktan kendini kurtaramadı. Ve galip ilan edildi. Galip gelen kapitalizmdi. Zaferi kazanan, piyasa ekonomisine dayalı kapitalist sistemdi. İşte burada büyük bir hata yapıldı. Çünkü o anda ortada bir 'mağlup' vardı ama galip yoktu.Esasında gelişmeler hakikaten çok, ama çok önemliydi. Çok güçlü olduğu imajını veren bir sistem aniden çökmüştü. Bu çöküşün nedenleri araştırılmalıydı. Daha da önemlisi, ufak bir ihtimal de olsa, bir gün, aynı akıbetin kapitalist sistemin de başına gelebileceği de düşünülmeliydi. Kapitalist sistemin eksikleri ve fazlaları tartılıp, eksikler onarılarak kapitalist sistemin güçlendirilmesinin yolları aranmalıydı. Çünkü, teknoloji çok hızlı değişiyor, insanların özlemleri hızla yükseklere tırmanıyordu. Kapitalizmin elbette çok önemli eksiklikleri vardı. Kapitalizm altında fakirler fakirleşiyor, zenginler zenginleşiyordu. Kapitalizm üretim konusundaki başarısına rağmen paylaşım konusunu çözemiyordu. Ama olan oldu. Hızlı gelişmelerin sarhoşluğuyla, sorgusuz, sualsiz 'kapitalizm galibiyeti' ilan edildi. Bundan sonraki gelişmeler daha da çarpık gelişti. Piyasa mekanizmasının, çıkar peşinde koşmanın, mal, hizmet ve sermayenin ülkelerarası serbest dolaşımının, özelleştirmenin sorgulanması sapıklık ve cehalet kabul edildi. Tabii, bu durum, hâkimiyet alanlarını geliştirme çabasındaki ülkelerin işine yaradı. Bu ülkeler büyük bir maharetle, teknolojik devrimlerin gerçekleştiği iletişim alanlarında hâkimiyet kurmanın yöntemlerini geliştirdi. Çünkü yeni dünya düzeninde sömürü ordularla değil, iletişim ağlarına sahip olmakla sürdürülebilirdi. Ayrıca, iletişim ağlarına sahip olmak, beyin yıkamaya ve diğer stratejik alanları ele geçirmeye de yarıyordu. Evet olan oldu, globalleşme ve özelleştirme hâkimiyet alanları kurmanın en etkin yöntemi olarak saptandı. Bu yöntemler çok etkindi. Çünkü muhataplarınızı bu yöntemler konusunda ikna etmek de güç olmayacaktı. Çünkü bu yöntemler galibiyeti kanıtlanmış ve ilan edilmiş 'piyasa ekonomisine dayalı kapitalizm'in bir gereğiydi. Evet dünya yavaş yavaş uyanıyor. Çünkü şimdiden bazı uygulamaların sonuçları elde edilmeye ve elde edilen sonuçlar da tepkileri artırmaya başladı. Globalleşme hem ülkeler arasında, hem de aynı ülke içinde fakir ve zengin arasındaki uçurumu artırıyordu. Kısa vadeli sermayenin ülkeleri hızla terk etmesi çok ciddi ekonomik krizlere neden oluyordu. Uluslararası istihdam ve işten çıkarmalar gerçek bir sorun haline dönüşüyordu. Yıllardır bir başarı destanına dönüştürülen özelleştirme uygulamaları fiyaskoyla sonuçlanmaya başlıyordu. Özelleştirme konusunda son çarpıcı örnekler İngiltere'den ve ABD'den geldi. Özelleştirme sonucu demiryollarına yatırımlar çok ciddi boyutlarda ihmal edilmiş, sistem çökme noktasına gelmişti. 1988 yılında, ABD'de Kaliforniya eyaletinde daha ucuz ve 'temiz enerji' sloganıyla elektrik üretimi özelleştirilmişti. Şimdi Kaliforniya'da ciddi enerji kısıtlaması uygulanmakta. Arz kısılarak fiyatlar artırılıyor. Kaliforniya, kamunun elektrik üretmesi gerektiğini savunuyor. Evet dünya yavaş yavaş uyanıyor. Ama Türkiye'nin çok daha çabuk uyanması gerekiyor. Çünkü Türkiye bugün telekomünikasyon, enerji santralları, bor madenleri gibi çok stratejik özelleştirmeleri yapma aşamasında. Yaratılan suni bir kriz ile Türkiye'den bu tür özelleştirmeler için taviz koparılmış bulunuyor. Türkiye'nin bir değil, iki değil, üç defa düşünmesi lazım. Bu stratejik alanlarda yapılan hataların maliyeti sanıldığından çok ama çok büyük.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||