![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Dinleyen politikacı Akıllı biri, "Yirmi yaşındayken her şeyi bildiğimi, 40 yaşında da her şeyi anladığımı söylerdim. Bu yaşımda ise hiçbir şey beni şaşırtmıyor" demiş. Artık şaşırmayacak bir yaşa gelmeme rağmen, hâlâ da şaşırabiliyorum. Bu da neyin alameti hâlâ kestiremedim.Bir bilgi için telefonla aradığım Bülent Tanla, bir ara, "CHP'nin yeni bir atılımı olacak. Çeşitli kesimlerden gelecek bazı arkadaşların bizim Başkan Deniz Baykal'la konuşmaları serisine başlıyoruz. Katılmanı isterim" dedi. Bülent, bu arada, bu konuşma serisinde yepyeni bir sistem uygulayacaklarını ve başkanın karşısındakilerle konuşması yerine, başkanın gelenleri dinlemesi esasının uygulanacağını da ekleyince, bu davet ret edilmesi imkânsız bir fırsat olarak karşıma çıkıverdi. Bu toplantıya çağrılanların adlarını gazetelerde görmüşsünüzdür, ilginç kişilerdi, herkes kendi sahasındaki bilgisini aktardı. Ben, kendi hesabıma epey bilgi edindim, bazı kişilerle tanıştım, diğerleri ile ise dostluğu pekiştirdim. Sıra bana gelince, öğretim görevlisi olmasına ilaveten politikacılığın gereği olarak, daima karşısındakine bir şeyler söylemek zorunda kaldığına inanan bir insanın, bütün gün karşısındakileri nasıl dinleyeceğini merak ettiğimi söyleyerek söze başladım. Türkiye'de politik partilerin liderler tarafından değil, parti başkanları tarafından yönetildiğini ve bunların, Türkiye'deki parti politikasının bir çıkmaza girmesindeki büyük katkı ve kusurlarını, dilimin döndüğünce anlattım. Liderliğe inanmayan ve bu nitelikleri kendilerinde toplamayı dahi akıllarından geçirmeyen bu parti başkanlarının, genelde, etraflarında ikinci değil, hatta dördüncü sınıf politikacıları topladıklarını ekledim. (Başkanın etrafında Tanla gibi kaliteli kişileri görünce, memnun olduğumu burada ifade etmek isterim.) Bunun nedeni olarak da, parti başkanlarının, etraflarında toplayacakları akıllı kişilerden faydalanmayı düşüneceklerine, akıllı yardımcılarının kendi yerlerini almasından korktuklarını ilave ettim. Bu dünyanın Sezar'a dahi kalmadığını hatırlayamayan parti başkanlarının, kendilerinden sonra başa geçecek kaliteli partilileri kendi elleriyle ve katkısı ile kendinden de başarılı bir başkan olması için hazırlamanın zevki, gururu ve şerefini düşünemediklerini anlattım. Deniz Baykal olarak, geçmiş yıllardaki parti başkanlığı döneminin kendisi ve partisi için iyi olduğu kadar kötü de olabileceğini söyledim ve bunun da ancak önümüzdeki günlerde CHP'nin alacağı kararlar ve vatandaşa ulaşmasındaki yöntem ve kaliteye bağlı olduğunu ekledim. Genelde, son yıllarda her seçimi bir başka partinin kazandığı bir sistemde, CHP'nin de, diğer partiler kadar şansı olduğunu ve seçmenin beklediği 'kurtarıcı' olarak ortaya çıkmak için, toplumun gerçek beklentilerinin saptanması ve bunların açıklanması gerektiğini söyleyerek, sözlerimi bağladım. Tüm saflığım ve iyimserliğimle Deniz Baykal'a söylediklerimden pişmanlık duymuyorum. Zira, benim anladığıma göre Baykal, bizleri, kendisini memnun edecek lafları söylemek yerine, inandığımız hususları dile getirmemiz için çağırmıştı. Bizler de, onun için bu davete gittik. Umarım, Deniz Baykal da, karşısında 'kıvırmadan' konuşan kişileri dinlemekten metluluk duymuştur. Keşke, diğer parti başkanları da, kendi çevreleri dışındaki fikir ve düşünceleri öğrenmek için Baykal'ın yöntemini deneseler.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||