![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Basına ayna Aşağıda söyleyeceklerim, hemen her konuda olduğu gibi Ermeni olayları konusunda da fazla bilgisi olmadan, özeleştiriye ağırlık vermemizi; soykırımı kabul etmemizi ve böylece 'tabuları yıkmamızı' savunanlar için değil. Onlar, Ege Cansen'in dediği gibi, 'Türkün Türkü yermesi' gibi yüce bir aydın görevi yapıyorlar. Bunun için zahmetli araştırmalardan ziyade, geçmiş travmaların yarattığı kişisel mazoşizmin verilerini toplumsal 'gerçekler'e dönüştürerek kullanmak yeterli. Biraz da tartışma ortamının olmadığından yakınırlar, olur biter.Büyük çoğunluğumuz, Fransız meclisinin Ermeni soykırımı yasasını kabul etmesine kızdı ve üzüldü. Tepkilerimiz yazılarımıza yansıdı. Fransa'yı kınadık. Karşılık verilmesi konusunda birleştik. Bugüne kadarki tavrımızın etkisiz olduğunu; yeni bir yaklaşım veya strateji saptanması gerektiğini ileri sürdük. Derken, yazının yarısına gelmişken, oraya kadar söylediklerimizi dengelemek ihtiyacı birden baskın çıktı. Sanki Türkiye'yi savunmak için bir yazının tümünü ayıramıyorduk. Haftada beş yazı da yazsak, sanki bu konuda tüm lehte söylenecekler bir yazının yarısını geçmemeliydi. Artık yerleşmiş bir yaklaşımla, 'soğukkanlı davranmak', 'makul olmak', 'aşırıya gitmemek' yönünde yoğun tavsiyelerde bulunmaya başladık. Bizi okuyanlar da sanki Türk dış politikasını yapanların, özellikle de Dışişleri Bakanlığı'nın, bıraksanız, olmadık tepkiler gösterme, maceradan maceraya atılma eğiliminde olduğunu sanır. Biz değil miyiz, dış politikanın aşırı ihtiyatlı, gereğinden az tepkili, duyarsız, hatta zaman zaman onursuz olacak kadar pasif olduğunu, sık sık iddia eden. Haksızlığa uğradığımızda, hesaplı bir tepki vermek için kafa patlatanların bu aşırı temkin öğütlerinden olumsuz etkilenebileceklerini düşünmüyoruz. Basının bu tutumu karşısında, haksızlık yapanların da 'Türkler belli bir çizginin ötesine gidemez' sonucuna varabilecekleri ve hesaplarını bu değerlendirme üzerine kurabilecekleri aklımıza gelmiyor. Bu bağlamda, 'kendimize zarar vermeden tepki göstermek' tezi sürekli vurgulanıyor. Bu teorik olarak parlak fikrin uygulanması mümkün mü? Nasıl ki karşı taraf belli bir zararı göze alarak size zarar veriyorsa, sizin de aynı şekilde hareket etmeniz gerekmez mi? Önemli olan tepkimizin bize daha az zararlı olması, hiç zarar vermemesi değil. Kendimizi zayıf karşı tarafı güçlü sayarsak veya vereceğimiz zararın bize yarar sağlamayacağına inanırsak, hiçbir şey yapamayız. Ne kadar güçlü olursa olsun, karşıdakinin canını yakacak dünya kadar imkân var. Dış politikada 'onur' gibi soyut kavramların, kendimize somut zarar yaratacak tepkilere değmeyeceği düşünülebilir. Onur ya da itibar kaybı -ki bir nedeni de bize zarar verene zarar vermekteki aczdir açıkça görülmemesine rağmen, zamanla büyük maddi zararlara yol açabilir. Bir kısım köşe yazarı da Fransız yasasının bizi etkilemeyeceğini, tazminat ya da toprak taleplerine yol açmayacağını, zaten bizi değil İttihat Terakki yönetimini ve Osmanlı'yı ilgilendirdiğini ileri sürerek, olayı küçümsüyorlar. Fransız basınına bir göz atılsa, Ermeni soykırımından sadece Türkiye ve Türklerin sorumlu tutulduğu, Osmanlı'nın unutulduğu hemen görülecektir. Bir milleti yaptığına inanmadığı bu 'suçların suçu', bu en büyük melanetle itham etmek önemsizse, ne önemlidir acaba? Nihayet hemen tüm köşe yazarları, başımıza gelenlerden kendi ihmalimizi sorumlu görüyorlar. Arşivleri açmamamız bunların başında geliyor. Vaktinde açılsaydı kuşkusuz iyi olurdu, ama sonucu ne kadar değiştirirdi? Büyük paraların döndüğü bu alanda tüm 'tarihçiler' sadece işlerine gelen arşivleri ve belgeleri kullanıyorlar. Aklını bu konuya bozmuş Ermeniler gibi bizim kitap ve araştırma yapmamız veya yaptırmamız zaten beklenemez. Ama, çok az sayıda akademisyeni bir yana bırakırsak, bu kadar kitap yazan köşe yazarımızdan kaçı bu konuya ilgi duydu. Yoksa bir basın kıdemlisinin dediği gibi, muhabirlik dışı gazetecilik 'uzmanın bilgisini alıp halkın anlayacağı dile çevirmek'¬ten mi ibaret?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||