![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Genco, Müşfik ve Oğuz hdevrim@hurriyet.com.trBirbirinden güzel iki oyun seyrettim. Tek kişilik oyunlardı. Birinde Genco Erkal'la, diğerinde Müşfik Kenter'le yeniden buluştuk. Umarım aranızda, tiyatroyu boşlamayanlar çoğunluktadır. Haddimi aşmayı göze alarak, onlara bir teklifte bulunacağım. Sen kim oluyorsun demeyeceğinizi umarım. Tiyatro seyircisiyim nihayet. Tiyatroya, sahnede seyredeceğimiz oyun kadar, zihnimizi, duygularımızı, ruhumuzu dinlendirmek için de gitmeliyiz. Tiyatro mevsimi boyunca her ay, en az iki üç kere, bir gizli tarikatın mensupları gibi orada buluşmalıyız. Dışarıda olup bitenleri bir süre için unutmak, günlük meşgalelerden uzaklaşmak, sadece insan yanımızla bir arada var olmanın huzurunu, mutluluğunu duymak ümidiyle... İçimizi arındırmak için... Hazır hepimizin yüzü aynı yöne dönmüşken, baktığımız yerde bu geçici birliğimizi gerçekleştiren sevgili insanlar karşımızdayken... Son yıllarda tiyatroya, bir ayine katılırcasına gittiğimi şu iki oyunda daha çok hissettiğim için söyledim bunları. Önce Oyuncu'yu seyrettim, Tankred Dorst'un "Ben, Feuerbach" adlı oyunu. Yöneten ve oynayan Genco Erkal. Ve Erdem Akakçe ile Zeynep Irgat. Adına tanıtım dergisinde rastladığım Schulze-Reimpell, Dorst'un oyunları "Günümüz şizofrenisi üzerine çeşitlemeler" adı altında toplanabilir, diyor. Feuerbach'ın size anlatabileceğim bir hikâyesi yok. Seyrettiğim ikinci oyun, Huysuz İhtiyar da öyle; bize anlatmak istediği bir hikâye değil, bir insan. Genco Erkal'ın insanı, bir daha unutamayacağınız yaşlı bir aktör. Mutaazzım bir rejisöre kendini beğendirmeye gelmiş. Karşısında genç, "Feuerbach adını bile bilmeyecek kadar cahil" bir reji asistanı buluyor. Oyun boyu çırpınıyor, kendini, oyunculuğunu ona seslenirken bize de kabul ettirmek, sesini görünmez rejisöre de duyurabilmek için. Bir andan sonra, kimse umurumuzda değil; Genco Erkal'ın insanın nefesini kesen oyunuyla ve Feuerbach'ın bitmesin istediği rüyayla baş başayız. Tek perdelik, müthiş bir oyun. Görmemek olmaz. Müşfik Kenter bize, hepimizin çok iyi bildiği birini anlatıyor. Bir insan otursun oyun diye düpedüz kendini yazsın, kendiyle derken hepimizle bir güzel hesaplaşsın ve biz hiç gocunmadan kahkahalarla gülelim. Kime mi, Oğuz'un kişiliğinde elbette kendimize. Ve sahnemizin büyük ustası Müşfik'le bir arada olmanın, o tükenmez keyfi. İki eski dost, oyun sonu sahnede yan yana seyirciyi selamlarken, onları alkışlarken yüksek sesle "Bu ne güzel ikili" demekten kendimi alamadım. Genco Erkal'ı da ekleyerek, onları sevgiyle üçledim. Firenze değil Floransa Ekonomi
"Gelir Dağılımı" dedikleri dağınıklık bu herhalde değil mi?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||