Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
24 Ocak 2001

Bir Fransız

mine.saulnier@free.fr
Bir Fransız yurttaşından mektup aldım. Aynen yayımlıyorum:
"Bir soykırım yapıldı, evet... Ama Fransa parlamentosunda. Fransız parlamenterleri, vatanlarının Türkiye'ye yansıyan kültürünü kırdılar, ekonomik etkinliğini öldürdüler. Birinci François ve Kanuni Sultan Süleyman'dan bu yana süren beş yüzyıllık bir dostluğa kıydılar. Fransa ile Türkiye'nin ikili ilişkileri, elbette zaman zaman gölgelenmişti. Özellikle, bir Fransız Cumhurbaşkanı'nın eşi Türkiye'nin içişlerine karıştığında. Ama biz Fransız yurttaşları, bu gölgenin çabuk silineceğine, iki dost ülkenin nezaket ve saygı kuralları içinde yine bir araya geleceğine inanmıştık. Olmadı! Olmaması için bir avuç milletvekili ve senatörün, küçük kişisel seçim hesaplarıyla iki ülkenin, iki kültürün, birbirlerine kazandıracağı zenginliği reddetmesi gerekti.
Soruyorum: Fransız parlamenterleri, HANGİ HAKLA yüz yıl önce olup biten olaylar, yabancı ve her şeyden önemlisi bağımsız bir ülke hakkında yasama yaparlar? Aynı yasama, Türkiye'den başka bir ülke için gündeme gelse, aynı Fransız parlamenterleri, girişimi 'içişlerine müdahale' olarak adlandırmazlar mı? Kuşkusuz bu parlamenterler Türkiye konusunda, birtakım baskı gruplarının seçimsel, yani 'sihirli' nüfuzuna boyun eğiyorlar. Şimdi bu durum karşısında Türk dostlarımız, Fransa'ya nazik ama kesin bir kararlılıkla: Saint Barthelemy soykırımını, Fransız Devrimi ordularının yarım milyona yakın insanı öldürdüğü Vendee soykırımını, yalnızca kırk yıl öncesinin Cezayir soykırımını anımsatır ve Fransa'nın yaptığı üç soykırımı yasalaştırırsa, haksız sayılırlar mı?
Ama kuşkusuz, Türk parlamenterlerinin bir başka ülkenin tarihini yargılamaktan daha önemli işleri vardır, yapacak. Onlar Fransız değil.
Gururlu kalmayı bilen büyük Türk halkı, tek egemeni olduğu ülkesinde, biz Fransızları uluslararası ticari yarıştan silerek, ne büyük bir siyasal hata yaptığımızı göstermek kudretine sahiptir. Halen ve Fransız parlamentosunun bu yanlış yasaması yüzünden, şirketlerimiz milyarlarca franklık zarara uğramakta ve bizim uğradığımız bu zarar; tarihi yargılamamak zekâsını gösteren, özellikle de kendilerini ilgilendirmeyen tarihlere karışmayan diğer uluslararası güçlerin kazanç hanesine yazılmaktadır.
Tabii böyle bir zekâ göstermek ve hesap yapmak, sözüm ona 'insan hakları' ülkesi Fransa için lüks sayılır. Ne de olsa, yalnızca iki milyon işsizimiz var henüz!.."
Herve Provost Bir Fransız yurttaşı. Nantes Bölge Konseyi eski üyesi. 1, Rue du General Buat 44000 NANTES/FRANSA.
H
Herve Provost, Türkiye'de Kapadokya ve Kekova'da iki ev alacak kadar ülkemiz hayranı ve halkımız dostu bir Fransız. Yazdığı mektubu, tüm Fransız medyalarına gönderdi. Böyle düşünen milyonlarca Fransız var. Bu mektubu okuyan bizim Fransızca dili yasakçıları, SÖZDE bilimci, ÖZDE güdük ve nohut büyüklüğünde kafalar acaba utanırlar mı?
Okurum Cihanşah Muratoğlu'nun vurguladığı gibi, "Bir üniversitenin temel görevinin şu ya da bu ülkenin dil eğitimini yasaklamak, bilimsel ve akademik çalışmaları şoven ve ırkçı bir yaklaşımla ele almak değil; tam tersine bilgiyi tüm ırkçı ve şoven koşullanmalardan, günlük siyasi çıkarlardan arındırmak ve uygarlığın gerektirdiği evrensel ölçülerde değerlendirmek olduğunu", anımsarlar mı dersiniz? Yok canım. Anımsamak için önce bilmek gerekir.
Dam budalası olmadıkları zaman, zam budalası olan ve artık Fransız müşteri almayacaklarını açıklayan birtakım taksicilerin sahip çıktığı milli portremizde, tekelci eğitim dediğin elbet böyle olur, Çelebi.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.