Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
24 Ocak 2001

Niyet mektubunun gerekleri

Uygulanan ekonomik programla ilgili olarak Para Fonu (IMF) yetkililerinin yaptıkları 'Beşinci Gözden Geçirme' çalışmalarının da olumlu sonuç verdiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, her yapılacak olan gelecek gözden geçirmelerde sorunlar çıkmaması ve IMF'ye verilen sözlerin yerine getirilebilmesi için, bazı alanlarda özel önlemler alınması gerekecektir. 18 Aralık 2000'de verilen 'Niyet Mektubu', Ocak 2001 sonuna kadar, 7 kanun, kararname ve kararın, hukuk sistemimize eklenmesini öngörmektedir: 1) 'Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı' kanunlaştırılacaktır; 2) Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin (KİT'ler) temel kurallarını içeren 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, (KHK233), Türkiye Elektrik A.Ş.'nin (TEAŞ'ın), üretim, dağıtım ve satış şirketleri olarak üçe bölünmesine izin verecek biçimde değiştirilecektir; 3) TEAŞ'ın ve 4) Tekel'in yeniden yapılandırılma kararnameleri, 5) Tekel grubu işletmelerinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na (ÖİB'ye) devredilmesini sağlayacak Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararı, 6) 'Alkollü İçkiler Kanunu', 7) 'Tütün Kanunu'u çıkarılacaktır. Ocak sonuna yaklaştığımız bugünlerde, öngörülen bu kanunlaştırma çalışmalarının bitirilemeyeceği belli olmuş gibidir. Oysa bu gecikme konusunda alınmış olacağını dilediğimiz özel önlemlerle ilgili olarak elimizde bilgi yoktur. Geçen hafta sona eren beşinci gözden geçirme çalışmaları içinde görüşülmüş olacağını tahmin ettiğimiz bu konu hakkında kamuoyuna bir açıklama yapılmış değildir. Bu önemli açıklamanın yapılması, piyasalara güven verme açısından kaçınılmaz olmuştur.
Üstelik, niyet mektubunda söz verilen kanunlaştırma çalışmaları, bunlarla sınırlı da değildir: 21 bütçe içi ve 4 bütçe dışı fonun kapatılmasını sağlayacak kanun, şubat ayı ortasına kadar, 'Şeker Kanunu', 15 Mart'a kadar, T.C. Merkez Bankası'nı Avrupa Birliği ölçütlerine göre tümüyle yeniden düzenleyecek yeni bir 'Merkez Bankası Kanunu' da Nisan sonuna kadar kanunlaştırılacaktır. Bunlara ek olarak, 'Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Kanunu', haziran ayı sonuna kadar Meclis'e sunulacak ve aynı tarihe kadar, uluslararası bir kuruluşa (IMF'ye) verilmiş bulunan ve aslında TBMM ile hükümetin yetki alanındaki bu kanunlaştırma sözlerinin, iki üst düzey devlet memuru (Merkez Bankası Başkanı ile Hazine Müsteşarı), imzalarını taşıması, devlet yapımızın bir başka temel sorunudur. Bu konu, idare hukuku uzmanlarımızın inceleme alanına girmektedir. Burada üzerinde durmak istenilen, Meclis'imizin ve hükümetimizin işlemlerinde gözlemlediğimiz sürelere bakarak, önümüzdeki birkaç aylık sürede verilen bu sözlerin yerine getirilebilmesi için özel hızlandırıcı önlemler alma gereğidir. Meclis'imizin ve hükümetin çalışmalarında geçen sürelere bakılınca, normal çalışma hızları ile, önümüzdeki birkaç ay içinde, niyet mektubunda öngörülmüş sürelere uyum sağlamanın olanaksız olduğu kuşkusuzdur. Bu sürelere uyum sağlama konusunda alınmış özel önlemler varsa, bunların açıklanması da kamuoyunu rahatlatacaktır. Böyle önlemler alınmadı ise, önümüzdeki gözden geçirmelerde, Para Fonu yetkilileriyle daha zor anlaşmaya varılacağından kuşku duyulmamalıdır. Ülkemizin Para Fonu ile önceki ilişkilerinde, aldığımız notlar pekiyi değildir. Hiç olmazsa bu kez, verilen sözlerin yerine getirilmesine, ekonominin büyük gereksinimi vardır. Para Fonu desteğinin sürmesi, büyük ölçüde bu sözlerin yerine gelmesine bağlıdır.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.