![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Az/Çok Bazen değil çoğu zaman okumalar, az yazmalar, bazen toplamalar, az çoğaltmalar, çok azaltmalar, sormalar, şaşırmalar: Yarın nedir? Sonsuzluk ve bir gün. 'Hayatın daha iyi yansıdığı uzun-plan sekanslar' ve 'yabancılaştırma öğesi'yle Brechtçi tarzıyla klasik hikâyelemenin anlatım kalıplarını kıran, metaforlarla beslenen ünlü yönetmen Theo Angelopoulos, 'Üç filmim sessizlik üzerine kurulmuştur' diyor: 'Kitera'ya Yolculuk' tarihin sessizliğini, 'Arıcı' aşkın sessizliğini, 'Sisli Manzaralar' Tanrı'nın sessizliğini çağrıştırır. Gözde temaları zamanda ve geçmişte yolculuk olan Angelopoulos yaşlandıkça uzun plan-sekansları törpüleyip kısaltıyor. Kim bilir belki de sınırı aşmak içindir, bir metafor olan 'Sınırı aşmak, ölüm düşüncesini de aşmaktır.' 'Leyleğin Geciken Adımı'nda söylendiği gibi: 'İşte sınırı geçtik, ama daha kaç sınır geçmeliyiz ki kendimizi bulabilelim?' Bulmak: Hiçliğe göçmeden ya da hiçliğe göçerek. Nasılsa dünya kâğıt ve kanatları var! Bir de 'toprağın ruhu' var. Endülüslü şair Federico Garcia Lorca'ya göre şiir ve sanat 'duende'dir. Lorca bu kavramı Endülüslü şarkıcı Manuel Torre'den ödünç almış. Sanat 'duende' varsa, vardır: 'Ne bir yetenek, ne de gerçek bir canlı üslup; anlamı en eski kültür, 'yaratıcılık eylemi'dir. Herkesin duyumsayıp da hiçbir düşünürün açıklayamadığı... Toprağın ruhu.' Ünlü oyuncu Hanna Scygulla da ne olmak istediğini söylüyor: 'Eline geçen her şeyi toprağa sokup yeşerip yeşermeyeceklerini anlamaya çalışan bir bahçıvan.' Ona da katılıyorum Hemingway'e de, F. Scott Fittzgerald'a şunları yazdığı için elbette: 'Çektiğin acıları harcama, onlara ihanet etme, bir simyacı gibi değerlendir.' 'Siyah Kuş' adlı kızılderili reis, vasiyeti gereği, çok sevdiği atının üzerine oturtularak toprağa verilmiş. Eski denizciler altın küpe takarlarmış, öldüklerinde küpeleri onları gömen kişiler tarafından hizmetlerinin karşılığı olarak alınsın diye. Toprağın ruhu da var suyun ruhu da, fakat derine inmek değil, asıl çıkmak mesele. Zamanın çarşısında dolaşırken yolu İstanbul'a düşen Fransız rock şairi CharlÇlie Couture, İstanbul'da çok farklı gülümsemeler bulmuş, 'Doğunun Kahkahası'nı duymuş. Ünlü ressam Komet, o kahkahayı 35 yıl öncesinden taşıyor: '35 yıl önce Gilette marka jiletler vardı. Onların küçük zarfının üstünde gülen bir adamın yüzü. Onu lavabomun aynasına yapıştırmıştım. Her sabah o gülerken ben de gülmeye başlıyorum.' Komet: Resmin ve yazının kahkahası. 'Zamanımızın bir aktrisi', büyük şair Octavio Paz'ı şiir sohbeti yapmak için evine davet etmiş, nazikçe reddedilmiş: Şiirin kahkahası! Bir Nepal atasözü: Uzun yolculuklara çıkarak yaşayanlar, veda çaylarının ikincisini dönüşte içerler. Gürcü naif halk ressamı Niko Pirosmanişvili, Gürcü Ressamlar Birliğinin ilk ve son kez katıldığı toplantısında, kentin tam ortasına ahşap bir ev yaparak, her akşam semaverin çevresinde sohbet etmeyi önermiş. Reha Çamuroğlu 'Bilgelik, zaman kavramına uyumsuzluk gösterir, tarihin zamanını yaşamayı reddeder, tarih ile arasına mesafe koyar. İktidar tarih yapmak, bilgelik tarihi uyarmak ister' diyor. Can Yücel'in torunu 'Dedemi nereye ektiniz?' diye sormuştu. Dünya kâğıt ve kanatları var, toprağın ve suyun ruhu var, zamanın çarşısında marifet ve hikmet göstermeden yürüyen yalnız gezerin bir sorusu var: Yarın nedir? Cevabı var mı? Sonsuzluk ve bir gün cevap mı, yoksa sorunun kendisi mi, yoksa.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||