![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Tuhaf şeyler oluyor ismet.berkan@radikal.com.trTürkiye'de son günlerde gerçekten çok tuhaf şeyler oluyor. Pek çok olay, pek çok 'tesadüf' tuhaf biçimde üst üste geliyor. Garip konuşmalar, garip davranışlar, alışıldık olmayan çıkışlar, bildiriler... Hani, 'Çok alametler belirdi' denir ya, tam öyle. Türkiye açısından çok önemli bir kırılma noktası Avrupa Birliği. Kim bilir kaç defa yazdım, 'Zaten Avrupa bizi istemiyor' argümanı Helsinki zirvesiyle birlikte ortadan kalkınca içerideki AB düşmanları ister istemez ortaya çıkacak, ister istemez kendilerini gösterecekler, diye. Yanlış anlaşılmasın, Avrupa Birliği'ne karşı çıkmayı ayıp saydığımdan değil. Tam tersine, çıkıp ortaya açık açık AB'ye karşı çıkılmasını hep birlikte arzulamamız lazım. Hem onların kim olduğunu görmek için hem de açık bir zeminde tartışabilmek için. Ama bir de gizli AB düşmanları var. Her fırsatta belden aşağı vuruşlar yapanlar yani. Ne geçmişleri ve kişisel eğitimleri vs. onların AB'ye açık açık karşı çıkmasına izin veriyor ne de bugüne kadar savunageldikleri görüşleri. Ama aynı zamanda AB'yi de istemiyor bu kişi ve gruplar. İstememelerinin ardında yatan onlarca ayrı sebep olabilir, fakat bir tanesi önemli: İktidarlarını kaybetme korkusu. İşte bugünlerde yaşamakta olduğumuz tuhaf gelişmelerin tamamının ardında bu yatıyor. Sahip olunan iktidarı kaybetme korkusu. İşte bu yüzden dört koldan kampanya yürütülüyor. Anayasa Mahkemesi'nin çıkışının ardında da en dibe inerseniz bu var, devlet televizyonunda yapılan bazı programların ardında da. İşin kötüsü, bu kırılma noktasında AB hedefini savunacak, yapılan belden aşağı ve normal dışı çıkışlara cevap verecek kimse de yok. Bir an hükümete güvenecek oluyorsunuz ama o da sizi ilk fırsatta yarı yolda bırakıveriyor. Bakın son Anayasa tartışmasını örnek almak lazım. Şu anda sorun, Anayasa Mahkemesi'nin parti kapatma kararlarını en az üçte iki oyla (yani 8'e 3) alabilmesi cümlesinde düğümlenmiş gözüküyor. Konu, gerekli ya da gereksiz yere Milli Güvenlik Kurulu'nda konuşuluyor. Askerler konuşuyor, Cumhurbaşkanı konuşuyor. Sivil kanat, söylenen sözlere cevap vermiyor, onun yerine "Peki biz bu üçte ikiyi gözden geçirelim" demekle yetiniyor. Tanrı boşluk sevmiyor, siyaset hiç sevmiyor. Oluşan boşluklar hemen dolduruluyor. Anayasa Mahkemesi, bilerek ve istenerek güncel tartışmaların içine çekiliyor, kendi savunma pozisyonunda bırakılıyor. Mahkeme de hemen bu tartışmaların içine atlıyor, açıklama üstüne açıklama yapıyor. Daha önce üzerinde uzlaşılan üçte iki çoğunluk meselesinin 'yeniden gözden geçirilmesi' Fazilet'i şoka sokuyor. Hükümet, bir türlü çözülemeyen bu sorundan bunalmış, "Anayasa değişmezse değişmesin" deme noktasına geliyor. Emin ve kararlı adımlarla Türkiye'de iktidar el değiştiriyor, kimse ortaya çıkıp 'Yahu burası bir demokrasi değil miydi' diye sormuyor. Meclis iradesini sınırlayanların sayısında sanki bir sıkıntı varmış gibi buna bir de Anayasa Mahkemesi ekleniyor, Meclis bu duruma en ufak bir alınganlık bile göstermiyor. Türkiye'de son günlerde gerçekten çok tuhaf şeyler oluyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||