Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Ocak 2001

Güç mücadeleleri

"We are all powerless criminals, in an age of criminal power."
Gökhan Ö.
Yukarıdaki cümle sevgili arkadaşım Gökhan Ö.'ye ait değildir; ama onun sıkça kullandığı cümlelerden biridir.
Bendeniz, daha önce de Nietzsche'nin bir lafını (Seni öldürmüyorsa, güçlendirecektir) adeta Güney Carolina'lı kamyon şoförlerinden duymuşcasına, köşemde çıtlatmıştım. Sonra yakın ve felsefi arkadaşlarım arayıp durumu yüzüme haykırdılar. Benim acayip zayıf olduğum mevzular var: Felsefe, fizik, coğrafya, biyoloji, genel kültür tabir edilen süpermarket bilgilemeleri, kestane nasıl kızartılır, neler neler...
Yukardaki, Türkçeye kabaca çevirebileceğim harikulade cümle (Bu cinai güç zamanlarında, her birimiz güçsüz birer caniyiz) bir feylezofunsa, bana nasıl olsa bildirirsiniz.
Bu günlerin Türkiye'sine, dünyasına, âlemine nasıl da oturuyor Allahım!
Bu arada Kadir İnanır Milliyet'e verdiği bir mülakatta dünya üstünde yazılmış TÜM felsefe kitaplarını okuduğunu, felsefenin onun 'mevzuu' olduğunu bildirmiş. Şimdi Kadir İnanır'ı oturmuş Heidegger okurken, gözünüzün önünde canlandırabiliyor
musunuz? Okuyorsa böyle tekstleri, neresiyle okuyor acaba? (İkinci, çoktan seçmeli sorumuz da, bu olacaktır.)
Ey benim MİT-O-MAN milletim! Gerçeklikle bağlarını hiç (ama hiç) onarabilecek misin acaba? Gazeteci bir ahbabımla bahse girmiştik: Vural Savaş ne zaman dökülüp saçılacak acaba, diye.
Ben daha da erken bir tarih önermiştim. Bahsi -benden daha tecrübeli bir basıncı
olan- arkadaşım, kazandı.
Aldığım duyumellalara göre 'Ceviz Kabuğu'nda Sn. Savaş üç kez ismimi yâd etmişler. Teşekkürler bizden!
Ben biraz baktım, ama öylesine derin bir utanca kapıldım ki kendisini dinlerken, 5-6 dakika sonra kapadım televizyonu.
Kendilerine hiç de 'hak' (ve hukuk) etmedikleri güçleri atfedenlerin, o alabildiğine sivrilttikleri pozisyonlardan inişleri onlar için böylesine sancılı, bizler için böylesine mahçubiyet verici olabiliyor, maalesef.
Artık bu ülkenin adı: Maalesef olsun.
Maalesef öyle. Maalesef böyle.
Hanımlar! Beyler! Kenan Evren Anayasası'yla bu kadar oluyor işte. Sizleri temin ederim halkoyuna gidip 'Yeni bir Anayasa ister misiniz?' deseniz, halkın
yüzde 80'i EVET! diyecektir: Yeni bir Anayasa; adam gibi, demokratik, cunta kalemlemesi olmayan, sakız gibi uzamayan bir Anayasa isteriz!
Beyler! Hanımlar! Kaydıraktan kayanlar! Bu taahhüdümün arkasında olduğumu ispatlamak üzre, Beşiktaş 5. Noteri'ne de 'yeminli bahis' ifadesi verdim.
Eğer bu HALK, bu bizi cendere gibi sıkan Anayasa'nın yerine, demokratik zamanlara ait bir Anayasa istemiyorsa; bu memleketi TERK ederim. Alec Baldwin'le otururuz İrlanda'da, kahvede okey oynarız artık.
Bu biçare, bu sosyalfaşist koalisyon hükümetimizin adı 'Muhtıra Hükümeti'
olarak tarihimize geçecektir. Nedir bu hükümetin çektiği yahu, gelen muhtıralıyor, giden muhtıralıyor: Şamar, pardon,
muhtıra oğlanına döndüler artık. Sosyal/faşist/sosyalfaşist: Tamam, ama 'seçilmiş' bir hükümet söz konusu. Öylesine bir cenderede sıkıştırılıyor ki bu hükümet, insan, merhabet sahibi bir insan, Hüsamettin Özkan'laşıyor: Şu çocuklara bir yardım eli! İmdaat! oluyor.
Enteresan olan: Bu bahtsız hükümetin, aba altından ve üstünden, son kez sopayı görmesiyle birlikte, Anayasa değişikliğini askıya alması, aldığını tez elden ilan etmesi, bu ivedi ilanına karşılık, yine de yine de Anayasa Mahkemesi'nden muhtırayı yemesidir! Fazilet'in kapatılmasını istiyor muyuz? İstemiyoruz hiçbir surette.
Paranoya hezeyanlarıyla muhtelif yargı şahsiyetlerinin, parti kapatma davalarını bu denli kolay açabildiği bir ülkede var olmak istemiyoruz, her şeyden önce. Biraz bizi bizlerden koruma fiillerini, bizlere bıraksınlar. Yeter! Bizi habire bizlerden korumaktan vazzz geçsinler.
Onlar bizi (sözüm ona) bizim densizliklerimizden korudukça, işler
sarpa sarıyor! İşler, 'demokrasi'den çıkıp 'oligarşik güçlerin savaş alanına'
dönüşüyor. Bu güç mücadeleleri, bizlerin güçsüzleşmesi pahasına cereyan ediyor. Diyelim filler (metafor!) tepiştikçe bu satranç tahtasında olan biz piyonlara
oluyor. Hiçbir konuda SÖZ HAKKIMIZ olmuyor. Olmuyor!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.