'Olmak' ya da 'poster' olmak, işte mesele bu30 yıldır poster biriktiren Arslan Eroğlu: Eskiden insanlar Kartal Tibet değil, Karaoğlan olmayı düşlerdi, artık herkes Mehmet Ali Alabora olmak istiyor GÖKSAN GÖKTAŞ
İSTANBUL - Günlük yaşama ait basit bir anın, alelade bir yüzün fotoğrafını poster yapan nedir? Şehrin muhtelif odalarında asılı posterler ne anlatır? Vakti gelip duvardan indirilen fotoğraflar, tablolar, film afişleri, ilanlar nereye gider? Yıllar sonra nerede ve nasıl karşımıza çıkar?
1960'lı yıllardan beri sinema, müzik gibi popüler kültüre ait görsel malzemeleri toplayan ve bu birikimini Beyoğlu Elhamra Pasajı'nda açtığı 'Açıkşehir' adlı mekânında meraklısına sunan Ressam Arslan Eroğlu, "Burası bir poster dükkânı" diyor. Ama ona göre poster sözcüğünün geniş açılımları var...Mekânın adı neden Açıkşehir? Açıkşehir tamamen kültürel bir ifade. Kent değil de şehir. Kent mimari bir yapılanmayı çağrıştıyor. Ama bir şehri şehir yapan, evlerinin sokaklarının, yani 'odacık'larının içinde yaşanılanlardır. Bu yaşanılanları ele veren dil ise görsel bir dildir. Vakti zamanında o odaların duvarına asılmış, sonra indirilmiş posterler kaybolmaz. Muhakkak bir yerlerde çıkar karşımıza. Posterler şehrin odalarında yaşanan hayatı da anlatır. Aradan yıllar geçince odalar açılır. Bir bakarsınız o posterlerde aslında bir toplumun hayat tarzı, dönemi, kaderi saklıdır. Odası, sokağı olmayan bir 'Açıkşehir'e dönümüşmüştür artık şehir. Ayrıca buradaki afişler, posterler herkese 'açık'. Çünkü herkesin kişisel tarihinde bir Ayşecik'in, bir Karaoğlan'ın, bir Yılmaz Güney'in iyi ya da kötü bir yeri var...
Böyle bir arşiv oluşturmanız nasıl oldu?
'Ben arşiv yapacağım' diye yola çıkmaz bazen insan. Eğer çocuk yaşlardan itibaren ilgi alanlarınız genişse bazı şeyler kendiliğinden birikiyor. Benim çocukluğum 60' ların avantür Türk sinemasına denk geldi. Yılmaz Güney'lerin, Ayhan Işık'ların en hareketli filmlerinin revaçta olduğu yıllardı. Gittiğim sinemalardan o filmlere ait, afiş, kart, poster ne bulursam isterdim. Gazetelerdeki, dergilerdeki fotoğrafları keser saklardım.
Dönem değiştikçe ilgi alanlarınız da değişiyor müzikten anlamaya başlıyorsunuz plaklar birikiyor. 70'lerde politik süreç başlıyor, bu sefer o tür filmlere ait dokümanlar birikiyor. Fakat bir süre sonra bir baktım biriktirdiklerim benim kişisel beğenilerim olmanın ötesinde Türkiye'de, dünyada yaşanan çeşitli dönemlerin haletiruhiyesini, ideolojisini özetliyor. Yani bir 'poster' oluyor. İşte o zaman mecazi anlamda 'zengin' olduğumu hissettim. Bir baktım elimde Türkiye'nin son 30 senesine ait dev bir fotoğraf albümü var.
60'lı yıllarda çekilmiş fotoğraflara bakıyoruz delikanlılar tıpkı Ayhan Işık gibi bakıyor. Belki 20 yıl sonra dönüp 90'ların fotoğraflara baktığımızda gençlerin 'Tarkan' gibi poz kestiğini göreceğiz..
Olabilir... Bunu ancak zaman gösterir. Ama kesin olan şu ki bugün yapılan her şey sinema, müzik ya da bir başka bir şey bugüne ait, bugünden besleniyor. Posterler okuyabilene çok şey anlatır.
O zaman bazı posterleri 'okumaya' çalışalım... Örneğin şu 'Gripin kadını', Ayşecik, Karaoğlan...
Gripin bugün hâlâ var ve hâlâ üzerinde 'Bütün ağrılara karşı' diye yazıyor. Eski Gripin ilanlarında da 'Bütün fenalıklara iyi gelir' diye yazılırdı. O kadının 50 senedir hep ağrısı, sıkıntısı var. Türkiye'de her ne kadar 'Geliştik, değiştik artık' edebiyatı yapılsa da, 50 yıldır hep aynı ağrılardan, aynı dertlerden musdarip. Bu Gripin ilanı Türkiye posteri, Türkiye'nin posteri bu bence.
Sonra Karaoğlan. Her ne kadar tarihi bir kahraman da olsa tıpkı Yılmaz Güney, Ayhan Işık gibi 'sivil bir kahraman'dı. Kimsenin fedaisi değildi. İyilik adına iyilik yapıyordu. Zaten o dönemin filmlerinde iyilik ve kötülük net bir biçimde birbirinden ayrılıyordu. Bugün keskin bir çizgi yok arada. O dönem insanlar sanatçının oynadığı karaktere öykünürlerdi. Mesela adam Kartal Tibet değil, Karaoğlan olmak isterdi. Onun gibi iyi, onun gibi güçlü olmak isterdi. Bugün oyuncunun kendisine özeniliyor. Sözgelimi Mehmet Ali Alabora gibi zengin olmak istiyor, onun gibi etrafında güzel hatunlar olsun istiyor...
'Açıkşehir'e ulaşmak için: arslan@aciksehir.com
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|