Huysuzluk fena değildirOğuz Aral'ın ünlü 'Huysuz İhtiyar'ı tiyatroda ete kemiğe büründü. 'Huysuzluk aslında fena değildir' diyen Aral'a, onu sahnede canlandıran Müşfik Kenter de katılıyor ŞEHNAZ PAK
İSTANBUL - "Huysuzluk fena bir şey değildir, tavsiye ederim" diyor yıllardır Hürriyet okuyucularını 'Huysuz İhtiyar'ın (aslında kendisinin) hikâyelerine ortak eden Oğuz Aral. 'Yaşlandıkça daha da huysuzlaşan' mizah dehası bir gazetecinin, gündelik hayatın basit öykülerinden çıkardığı serüvenler tiyatro sahnesinde ete kemiğe bürünüyor. Mizah dünyasının usta kalemi Oğuz Aral'ı (Huysuz İhtiyar) sahnede tiyatronun usta aktörü Müşfik Kenter canlandırıyor.Kent Oyuncuları'nda Oğuz Aral'ın sahneye koyduğu ve sahne tasarımını üstlendiği Müşfik Kenter'in yorumladığı 'Huysuz İhtiyar' adlı tek kişilik oyun bağımsız öykülerden oluşuyor. Öykülerin ağırlık noktasını Aral'ın gazeteden sütun komşusu Bekir Coşkun'un köpeklere olan düşkünlüğü sayesinde yaşamına giren 'Bekir'in itleri' ile maceralar oluşturuyor. Evine giren hırsızı yakaladıktan sonra
onunla 'türkü' söyleyebilen, kızının düğünü için gittiği Amerika'da milliyetçilik damarlarını şişirmekten kendini alıkoyamayan, evin damını aktarmaya gelen ustanın oğlu küçük Mustafa ile çocuklaşabilen 'Huysuz İhtiyar', insanı insan yapan 'yüreğin o ince kırılma noktası'nı kahkaların eşliğinde seyirciye bir kez daha hatırlatıyor. O kadar iyi huyluyuz ki... 'Huysuz İhtiyar' tiyatroda 'Fadik Kız', 'Ayşegül Sihirli Ülkede', 'Van Gogh', 'Kuvayı Milliye' ve 'Bir Garip Orhan Veli' oyunlarıyla 40 yıla yayılan bir ortaklığa imza atan Oğuz Aral ile Müşfik Kenter'in en son macerası. Projenin gündeme gelmesini "Herhalde yine kaşıntılarımız tuttu ki bu işe soyunduk" diye özetleyen Aral 'Huysuz musunuz?' sorusuna ise: "Tabii ki huysuzum. Aslında herkes huysuz olmalı biraz. Oysa Türkiye insanı o kadar huylu ki, başına ne geliyorsa bundan geliyor. Başına ne gelirse gelsin huysuzluk yapmıyor. Adamı soyup soğana çeviriyorlar kimsede 'gık' yok. Türlü rezillikle karşılaşıyoruz, birazcık huysuzluk edilse hiç olmazsa bunların bir kısmı önlenir" yanıtını veriyor.
Böyle huysuzsuzluğu Müşfik Kenter de onaylıyor: "Huysuzluk değil bu, tepki vermek. Bu açıdan ben de huysuzum. O beni hep huylu ihtiyar diye yazmış, ama o kadar da huylu değilim. Benim de huysuz taraflarım var. En azından birtakım şeylere karşı çıkan oyunlar oynuyorum."
"40 yıl ben onu sahneye çıkardım. Şimdi o beni sahneye çıkarıp oynuyor. Üstelik bana iltimas geçerek oynuyor." diyen Oğuz Aral, Kenter'in kendisine nasıl bir iltimas yaptığını ise şöyle anlatıyor: "Bir kere Müşfik benden yakışıklı. Saçları bile var adamın hâlâ. İlk iltimas böyle başlıyor. Şaka bir yana daha iyi, sıcak bir adam çizdi." Bu söz üzerine Kenter'den itiraz geliyor: "Kendisi normalde öyle de ondan. Huysuz falan değil fazla mahcup o kadar. Hep kendini örtmeye çalışıyor normalde de sıcak bir adam o." Ama Aral 'huysuz' olduğu konusunda ısrarlı: "Vallahi mahcubiyetten değil. 14 yaşımdaydım bir gazeteye karikatür götürdüm. Ya göz yapımda ya suratımda öyle bir ifade var ki odaya girdim patron şöyle bir baktı suratıma 'Ne istiyorsun' dedi. 'Karikatür getirdim' dedim. 'Çık dışarı!' dedi. Nasıl baktıysam adama. Bir şey var herhalde benim görünüşümde. İçimden kötülük geçmiyor halbuki. Öyle çok kavga çıktı 'Ne bakıyorsun ulan' diye. Ne bakması yahu, zaten miyopum baktığım yeri görmüyorum." Yönetmenlik bela iş Yazı 'tehlikeli', karikatür ise 'epik' bir şey tanımlamasında bulunan Oğuz Aral'a göre tiyatro özellikle de yönetmenlik 'bela': "Hiçbir şeye hâkim değilsiniz. Dekor, ışık, müzik ve en önemlisi oyuncu. Ben Müşfik'i tanıyana kadar en nefret ettiğim insan tipi tiyatro oyuncularıydı. Sahtekârlığı sevmiyorum sahne üzerinde. İyi oyuncu çok az aslında. Başka türlü bir insan tipi tiyatrocular. Ben mesela lokantaya gittiğim zaman insanlar bana bakınca rahatsız olur sıkılırım. Bunlar tam tersi sahneye çıkıyorlar herkes kendilerine baksın, tapsın istiyorlar. Benim buna kafam basmıyor. Üstelik eşim de tiyatrocu. Tiyatroyu çok seviyorum. Ama kafanızdakini hiçbir zaman bire bir sahneye yansıtamıyorsunuz. Çünkü malzemeniz insan. O insanı kukla gibi kullanamazsınız." Peki Müşfik Kenter'le çalışmak nasıl? "Müşfik cennet. Müthiş bir Steinway piyanosu gibi; bir sese basıyorsunuz beş ses veriyor. Müşfik oynamaz gibi yapar. Arkasında karakterin derinliğini görürsün. Üç laf söylediği zaman Müşfik o karakterin çocukluğunu bile düşündürebilir sana. Yalnız bir tek şeyinden şikâyetçiyim, inatçı. Üç kere bir şeyi söylemeden yapmıyor. Sonra kafası yatarsa yapıyor. Yatmazsa yapmıyor. Ya da provada yapıyor oyunda yapmıyor."
'Huysuz İhtiyar', 28 Ocak'ta saat 15.00'te Kenter Tiyatrosu'nda görülebilir. Tel: 0212 246 35 89
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|