![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Türkiye fırsatlar ülkesi! erolk@radikal.com.trHaftada bir yazan bir yazarın işi, daha çok yazanlara göre daha zor. Yazılan yazı üzerinden en az altı gün geçmiş olduğundan yazacak konu daha boldur diye düşünebilirsiniz. Ama öyle değil. Değil, çünkü bu ülkede gündem bazen öylesine hızla değişebiliyor ki, bir bakıyorsunuz yazmayı planladığınız konu anlamını yitirivermiş. Bu hafta benim için yine böyle bir hafta oldu. Diyarbakır'da işlenen cinayetlerden sonra, Davos'ta sunulan, 'Türkiye Fırsatlar Ülkesi' gibi raporlar üzerine yazı yazmak insanın içinden gelmiyor. Evet, Türkiye fırsatlar ülkesi ama ne türden? Ali Bayramoğlu'nun dünkü yazısında altını çizdiği gibi yaşanan cinayetlerin 'arkeolojisi'ne, 25 yıl öncesinden, uzak açıdan ve 'unutturan zaman faktörü'nü bir kenara bırakıp baktığımızda gördüğümüz manzaranın 'vahim' olduğu açık. Bu vahim tablonun ardında, bazıları 'ideoloji' peçesiyle peçelenmiş olsa da, bir türlü 'yerleşememiş' bir güç paylaşımı çatışmasının olduğu da açık. Bu güç mücadelesinin uluslararası kaynakları ve nedenleri de olabilir, ama yalnızca ulusal boyutunun varlığı bu güç çatışmasının varlığı için yeterli. Yani bir güç çatışmasının ulusal boyutu olmasa, diğer boyutları daha bir kontrol edilebilir. Peki ama bu güç çatışması neden bir türlü 'yerleşemiyor'? Aslında bu soru yalnızca Türkiye için değil daha birçok 'gelişmekte olan ülke' için de geçerli. Çünkü bugün Batı ülkelerinde de 'güç'ün paylaşımı üzerinde birçok çatışma var, ama o ülkelerde bu çatışmalar bizde ya da bize benzeyen ülkelerdeki gibi sıcak çatışmalara dönüşmüyor. Güç çatışmalarının bir türlü 'yerleşememesi' ile bu ülkelerdeki devletin rolü arasında yakın bir ilişki var gibi geliyor bana. Başka bir ifadeyle devletin ekonomik ya da ideolojik bir 'rant' mekanizması yaratıyor olması ile güç çatışmalarının 'yerleşememesi' çok yakından ilgili gibi. Çünkü biliyoruz ki bir toplum devlet tarafından ne ölçüde biçimleniyorsa, devletin yarattığı rant da o ölçüde yüksek oluyor. Öte yandan yine biliyoruz ki, devletin yarattığı rant ne ölçüde yüksekse, bu rantı elde etme mücadelesi de o denli 'çıplak' oluyor. Yukarıda da söylediğim gibi bu 'rant'ın illa ekonomik olması da gerekmiyor. Devletin toplumun en 'kredibıl' kurumu olarak belirli bir 'ideoloji' empoze etmesi de benzer biçimde bir ideolojik rant yaratabiliyor. Devlete ilişkin başka bir duyarlılığı olanlar için bu söylediklerim itici gelebilir. Ama ayrıntılarını bilmesek de, Türk Gladyosu'ndan, Susurluk'a ve Hizbullah'a kadar birçok çıplak güç savaşlarının 'devletle ilişkin' olduğu, bir biçimde 'devlet etrafında' dönmüş olaylar olduğu açık değil mi? O zaman? Evet! Türkiye fırsatlar ülkesi. Hiçbir ülkede bu denli devletten 'teşvik' göremezsiniz. Hiçbir ülkede bu kadar rahat vergi kaçıramazsınız. Hiçbir ülkede bu kadar kolay hayali ihracat yapamazsınız. Hiçbir ülkede bu kadar kolay siyasetçi olamazsınız. Kısacası hiçbir ülkede bu kadar kısa sürede 'köşeyi' dönemezsiniz. Sattığınız malın, önerdiğiniz projenin, yaptığınız ihracatın ve söylediğiniz sözün içi boş olsa da fark etmez. Yeter ki bir köşesinden devlete 'yamalanmış' olun. Devletin bu denli önemli bir 'servet kaynağı' olarak işlev gördüğü bir ülkede, adı ne olursa olsun çıplak güç savaşlarının bitmesi mümkün mü?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||