![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Doymayınca kendi kendini yedi Bu hafta birkaç kısa öykü anlatayım mitologyadan. Pek öyle bilinen öyküler değil bunlar. Nereden mi aklıma geldi? Hiç, öyle esti işte. Politik, ekonomik çağrışımlar aramayın. Günümüz Türkiye'siyle de ilgisi.. yok.Şafak Tanrıçası Aurora, Tithonos'un karısı, Habeş Kralı Memnon'un annesiydi. Oğlu Memnon, Troya savaşında öldürülmüştü. Aurora, bir ölümlü olan kocasının ölümsüzlüğe kavuşturulmasını istedi Zeus'tan. Tanrılar tanrısı onun bu dileğini yerine getirdi, kocasına ölümsüzlük verdi. Ama Şafak Tanrıçası, ölümsüzlükle birlikte gençlik de istemeyi unuttuğu için Tithonos günden güne kocadı, çöktü. Adamcağız dayanamadı, öldürülmesini istedi tanrılardan. Ama ölümsüz olmuştu bir kere. Yaşlandıkça yaşlanacak, sonsuza kadar öyle yaşayacaktı. Kocasına acıyan Aurora, bir odaya kapadı onu Tithonos dört duvar arasında, sabahtan akşama kadar kendi kendine konuşarak yaşadı, gitti. Mitologyaya kaynaklık eden kimi yazarlara bakılırsa, Tithonos gittikçe küçülmüş, Aurora da onu cırcır böceği haline getirmiştir. Merope'nin kocası, Herakles'in oğullarından Messenia Kralı Kresphontes'ti. Kresphontes bir çarpışma sırasında iki oğluyla birlikte öldürüldü. Üçüncü oğlu Aiptyos, Arkadia'da saklandı. Kocası öldükten sonra, onun kardeşi Polyphontes'le evlendi Merope. Aradan zaman geçti, Aiptyos saklandığı yerden çıkageldi. Başı derde girmesin diye, kendisinin Aiptyos'u öldüren adam olduğunu söyledi krala. Bunu duyan Merope, onu öldürmeye kalktı. Sonunda Aiptyos olduğunu anladı onun. Ana-oğul birleşip Polyphontes'i öldürdüler. Aiptyos tahta geçti. Eriysikhton, günün birinde, toprak ana Demeter'in korusunda bulunan en yüksek meşe ağacını keserek suç işledi. Orman perileri, Demeter'e ağacının kesildiğini haber verdiler. Öfkeden kanı beynine çıkan tanrıça, 'Onu öyle bir cezalandıracağım ki' diye gürledi. 'Herkes öğrensin bakalım, benim ağacımı kesmek ne demekmiş!..' Sonra, Kıtlık'ın yaşadığı karanlık ülkeye koştu. 'Aman', dedi, 'şu adama öyle bir oyun et ki, ömrü boyunca doymak bilmesin.' Kıtlık, tanrıçanın sözünü tutarak Erysikhton'un evine gitti. Erysikhton uykudaydı. Kıtlık, cılız kollarına aldı onu, adamcağızın midesine açlık ekti. İşte ne olduysa o anda oldu. Erysikhton uyanarak bağırıp çağırmaya başladı. 'Karnım acıktı, yemek getirin, çabuk!' diye haykırıyordu. Adamları hemen yemek yetiştirdiler ona; ama efendileri doymak bilmiyordu. Daha ağzına attığı lokma boğazından kayarken yine acıktığını söylüyordu. Günlerce sürüp gitti bu durum. Erysikhton nesi var nesi yoksa satıp karnını doyurmaya çalıştı. Sonunda satacak malı kalmayınca, kızını elden çıkarmaya karar verdi. Güç olmadı bu. Kızı güzeldi; hemen bir alıcı çıktı. Zavallı kız, kendisini satan adamın arkasından gemiye giderken, tutsaklıktan kurtulmak için Poseidon'a yalvardı. Deniz tanrısı, yalvarışı duyup bir balıkçı yapıverdi onu. O kadar para döküp güzel bir köle alan adamcağız, arkasına dönüp de bakınca, kıyıda bir balıkçıdan başka kimseyi göremedi. 'Burada bir kız vardı demin. Gördün mü?' diye sordu. 'İşte bak, ayak izleri duruyor kıyıda?' Balıkçı, 'Deniz Tanrısı üstüne yemin ederim ki, sizden başka kimseyi görmedim' dedi. Çıldırdığını sanan adamcağız gemisine binip denize açılınca, Erysikhton'un kızı eski biçimini alıp eve döndü. Bu olaydan sonra Erysikhton kızını üst üste sattı. Kız her keresinde ya at, ya kuş ya da başka bir şey olup kurtuluyordu. Sonunda kızından elde ettiği parayla da doymaz oldu Erysikhton, kendi bedenini yiyerek öldü. Kare As/Sinema
Blake Edwards Bir yılbaşı gecesi... Tiyatroda!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||