Demokrasi ve tanıtımKararlı biçimde Türkiye aleyhine çalışan ve aslında çok da güçlü olmayan grupların etkisiyle Batı kamuoyunda oluşan olumsuz imaj, 'İçte demokrasi, dışta tanıtım' yoluyla rahatça aşılır BAHADIR KALEAĞASI
Başta Ermeni meselesi olmak üzere, 'Yurtta demokrasi, cihanda tanıtım' formülü ile üstesinden gelemeyecegimiz uluslararası siyasi sorunumuz yok.
Ermeni meselesinde Türkiye kaybediyor. Yıllardan beri az farkla bizim lehimize duran ibre, son yıllarda az farkla aleyhimize çark etti. Bundan sonraki stratejimizi belirlerken akılcı ve soğukkanlı bir durum analizi gerekiyor. Tepkisel ve özgüvensiz davranış biçimini terk etmek gereği konusunda kamuoyunda bir görüş birliğine doğru gidiyoruz. Bu yönde mevcut resmi hazırlıkların yanı sıra, basının, üniversitelerin, İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı, TESEV Direktörü Özdem Sanberk, emekli büyükelçiler İlter Türkmen, Yalım Eralp ve Gündüz Aktan ve diğer birçok kişinin toplumsal tartışma ortamını çeşitli görüşlerle ilerletme çabaları yeni bir siyaset oluşumuna zemin hazırlayabilir.Hassas dengeler Batı kamuoyunda Türkiye ile ilgili konularda hassas dengeler mevcut. Türkiye'nin çağdaş dünya içindeki konumu, kimliği ve rolü yüzyılı aşkın bir süredir zihinlerde berrak değil. Ermeni meselesi bu durumu iyice bulandırıyor ve Türkiye'ye karşı Batı toplumlarında varlığı sık sık hissedilen entelektüel blokajı su üstüne çıkarıyor. Özellikle Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde bu sorunun aşılması her iki taraf açısından da köklü yaklaşım ve politika değişikliği gerektirmekte. Değişik yaklaşımlar Batı toplumlarında Ermeni meselesi hakkındaki çeşitli yaklaşımları altı grupta toplamak mümkün. Bunların ilk beşi nispeten küçük gruplar, altıncısı ise toplumun çoğunluğunu oluşturuyor:
1. Ermeni lobisi: Soykırım iddiasını sürekli gündemde tutma başarısını gösteren Ermeni lobisi içinde değişik hareket noktaları mevcut. Bunların arasında manevi intikam, diasporayı belli bir hedefe kilitleyerek birlik içinde tutma, siyasi ve ekonomik çıkar hesapları ve zamanla talepleri maddiyata çevirme gibi amaçlar var. İyi örgütlenmiş olan lobinin gücü, tam gün uğraşı ve geçim kaynağı soykırım savı üzerine kurulu profesyonel kadrolarla pekişmiş durumda.
2. Türkiye karşıtları: Kıbrıs, Kürt sorunu, Fırat ve Dicle'nin suları, petrol ve doğalgaz boru hatları gibi birbirinden farklı nedenlerle Türkiye aleyhine etkinlik içinde olanlarla, Ermeni lobisinin çıkarları ortak noktalarda buluşuyor.
3. Türkiye'yi AB'de istemeyenler: Dinsel motifler ve tarihsel önyargıların Avrupa ideallerine hâkim olduğu muhafazakâr çevreler, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini geciktirebilecek her girişime destek veriyorlar. Genelde genişlemeye ve hatta şimdiki 15 üyeli yapıya bile karşı olan küçük bir federasyon yanlıları da bu gruba dahil olabiliyor.
4. Yeni dalga insan hakları hareketleri: Azınlık haklarının korunması, etnik temizlik politikalarının engellenmesi ve geçmişteki hatalardan dolayı resmen özür dilenmesi talepleri uluslararası politikada ulvi hedefler olarak gittikçe ön plana çıkıyor. Bu eğilim, son yıllarda özellikle Balkanlar ve Afrika'daki etnik çatışmalar sonucunda güç kazandı.
5. Türkiye yanlıları: Tarihi gerçekleri doğru tahlil eden bilim adamları, Ermeni kökenli Türk vatandaşları, başka ülkelerde yaşayıp da Türkiye ile gönül bağlarını sürdüren Ermeniler, Türkiye'yi değişik vesilelerle yakından tanıma fırsatı bulmuş olanlar ve Türkiye ile ekonomik bağlar geliştirmiş çevreler, bu grubun çekirdeğini oluşturuyor. Yahudi lobileri içinde, Ermeni savlarını 'soykırım' kavramının saptırılması olarak görenler de bu gruba dahil.
6. Genel kamuoyu: Diğer grupların tam aksine, Batı toplumlarında büyük çoğunluğu oluşturan kesim, Ermeni meselesinde son derece yüzeysel bir bilgi ve görüş sahibidir. Genelde temel insan hakları ve demokrasi konularında önemli eksikleri olan ülkeler, hemen hemen bütün siyasi davalarında Batı kamuoyu tarafından haksız olarak algılanıyor. Başta düşünce suçu olmak üzere, Türkiye'nin bir türlü üzerinden atamadığı insan hakları kamburu, ülkemizin imajını ve ekonomik çıkarlarımızı zayıflatmakla kalmıyor, milli çıkarlarımızı Ermeni savları gibi siyasi konularda da ciddi biçimde zaafa uğratıyor. Ulusal strateji Ermeni meselesine yönelik orta vadeli bir ulusal stratejinin, Batı toplumları içindeki bu değişik gruplara göre farklı yaklaşımlarla biçimlendirilmesi mantıklı olur. İlk üç grup değişik derecelerle kararlı bir Türkiye karşıtlığı içinde. Bu grupların çıkar ortaklığını bölmek gerekiyor. Bu noktada siyasi ve ekonomik güç kullanımı ve diplomatik taktikler ön planda olacaktır.
İnsan hakları hareketlerini ise tarihi gerçekler ışığında ikna etmek en etkili yöntem. Böylece Türkiye yanlıları güç kazanır ve genel kamuoyu Ermeni savlarına temkinle yaklaşır. Daha iyi ortaya çıkarılacak tarihi gerçekler ve demokratik atılımlarını başarmış bir Türkiye'nin uluslararası saygınlığı sayesinde ibrenin tekrar lehimize dönmesi sağlanabilir. 'Yurtta demokrasi, cihanda tanıtım' formülü ile başta Ermeni meselesi, üstesinden gelemeyecegimiz uluslararası siyasi sorunumuz yok.
Bahadır Kaleağası: TÜSİAD Brüksel Temsilcisi
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|