Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
29 Ocak 2001

Diyalog

Diyalog yalnızca insanlar arasında ortaya çıkan anlaşma yoludur. İyi diyaloğun olduğu yerde, iyi ve güzel işler yapılabilir. İnsan kendisine çok çeşitli diyalog ortamları yaratır. Örneğin sanat bir diyalog ortamıdır. Pekçok kişi kabul etmekte belki zorlanacaktır, ama spor da bir diyalog ortamıdır. Orada hem birbiriyle karşı karşıya gelen sporcular hem de izleyenler o spor olayıyla diyalog içindedir. Denilecektir ki diyalog dil ile kurulur; dolayısıyla sanatta mümkündür fakat sporda hem sporcular hem de spor olayı ile onu izleyenler arasında nasıl bir dil vardır?
Spor bir kültür olayıdır ve her kültür olayı ilkin dilde kurulur. Bir spor olayını, sözgelimi futbolu ele alalım; oynandığı yer, oynanma kuralları, yasaklar, başarı ölçütleri, antrenmanlar, malzeme hatta ortaya çıkmış veya çıkacak kazalar, olumlu-olumsuz olaylar hepsi bu futbol dili içindedir. Oyunun kuruluşu, değişik taktiklerin uygulanması, futbolcuların karşı takımın davranışlarını algılamaları, yorumlamaları hep futbol dilindedir ve bu dil oyun içinde kendisini davranışlarla gösterir. Davranış algılanır ve davranışlarla yanıt verilir. Doğru, olumlu, sağlıklı bir diyalog, oyunu güzel zevkli ve verimli kılar. Sporun dili ortak olduğu için değişik uluslar arasındaki karşılaşmalarda sporcular doğallıkla diyaloğa girerler. Sportif diyalog spordaki evrenselliğin bir göstergesidir.
Aynı durum bir antrenör veya bir teknik başkan için sözkonusu değildir. Bir teknik yöneticinin öncelikle çalıştırdığı sporcularla söz ile doğrudan diyalog kurması gerekir. Özellikle yabancı teknik yöneticiler için bu çok duyarlı bir konudur. Takımı başarıya götüren etmenlerden biri de teknik yöneticinin sporcuyu anlaması ve sporcu tarafından anlaşılmasıdır. Bunun en iyi örneği Fatih Terim'dir.
Türkiye'ye getirilen yabancı teknik direktörlere bir de çevirmen bulunur. Çevirmen onun gölgesi gibi hep yanındadır ve ne söylerse Türkçeleştirir. Bu teknik direktör birkaç yıl kalıp Türkçe öğrense bile çevirmen kullanmayı sürdürür. Böylece sporcularıyla, kulüp yönetimiyle, basınla diyaloğunu hep çevirmen aracılığıyla kurar. Bize getirilen teknik yöneticilerin, bizimle diyaloğu hep bir aracıya dayanır. Fatih Terim, Fiorentina'da işte bu durumu kırdı. İtalyanca öğrendi, antrenmanlarda sporcularıyla İtalyanca konuştu hatta çıktığı televizyon programlarında İtalyanca konuştu, tartıştı. Böylece sporcusuyla da, İtalyanlarla da doğrudan diyaloğa girdi, onları aracısız, doğrudan anlamaya çalıştı. Bu Fatih Terim'in kendi işine, takımına ve o ulusa duyduğu saygının bir ifadesidir. Onun başarısında doğrudan diyaloğun küçümsenmeyecek bir payı olduğu kuşku götürmez.
Bir takımı oyuncularla doğrudan diyaloğa girmeden çalıştırıp belli başarılara götürebilirsiniz. Bu oyuncularla doğrudan diyalog içinde anlayarak, anlaşarak sağlanan başarılar kadar köklü ve sürekli olamaz. Diyalog yalnızca anlaşmayı değil, başarının önemli koşulu olan sevgi ve saygıyı da getirir. Spor da zaten bir sevgi ve saygı ortamıdır.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.