Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
30 Ocak 2001

Portekiz'de postmodern darbe!

Haber ResmiTunca ARSLAN
Önce kısa Portekiz tarihi... Ülkeyi tam 40 yıl boyunca demir yumrukla yönetip sömürgeleri inim inim inleten faşist general Salazar 1968'de yazlık villasında dinlenirken şezlongtan düşmüş, bir daha belini doğrultup ayağa kalkamamış, 27 Temmuz 1970'te de ölmüştü. Portekiz Avrupa'nın en yoksul ülkesiydi ama Mozambik, Angola, Timor, Gine-Bissau gibi sömürgelerini 'prestij sorunu' yapıyor, katliamlarını sürdürüyordu. Salazar'ın ölümünden sonra ordu içindeki ilerici genç subaylar 'Silahlı Kuvvetler Hareketi' adında bir muhalefet örgütlediler ve gerek Portekiz halkını gerekse de sömürgeleri faşizmden kurtarmak için darbe planladılar, 'tankları Lizbon sokaklarında yürütmeyi' kararlaştırdılar. Siyasi tarihe 'Karanfil Devrimi' olarak geçen, hemen hiç kan dökülmeden başlayıp biten, tarihçilerin 'düş gücünün fazlasıyla egemen olduğu bir girişim' olarak niteledikleri bu darbe 25 Nisan 1974'te gerçekleşti. Genç subaylar, 1 Mayıs'a hazırlanmak için Portekiz halkına yeterince zaman bırakmak istemişlerdi!
Biz iri gözlü Maria De Medeiros'u öncelikle 'Henry ve June', 'Ucuz Roman', 'Kayıp Liman' gibi filmlerden tanıyoruz. 1980'lerin başında kamera karşısına geçip 50'den fazla filmde rol alan sanatçı, zaman zaman yönetmenliği de denemişti. Kendi çocukluk anılarından yola çıkarak kotardığı ve sözünü ettiğimiz 'postmodern darbe'yi gerçeklere
olabildiğince bağlı kalarak anlattığı 'Nisan Devrimi', dördüncü yönetmenlik çalışması. Filmde Medeiros'u oyuncu olarak da, kendi annesini canlandırırken görüyoruz.
Sinema yazarlarımızın genellikle ikinci üçüncü sırada, kısa değinilerle geçiştirdikleri 'Nisan Devrimi', tam tersine önemli, öğretici, sıkılmadan seyredilen, yalın ve heyecan veren bir yapım. 'Yaşanmışlık' oranında, oldukça da neşeli... Filme napalm bombalarıyla yanıp kavrulan sömürge insanlarının fotoğraflarını, kömürleşmiş cesetleri göstererek başlayan Medeiros, 'satın alınamayacak kadar genç' olan yüzbaşıların bu katliamlar nedeniyle huzursuzluklarını, darbe için hazırlıklarını, sonra da tanklara atlayıp yola koyulmalarını başarıyla anlatıyor, arada kimi kişisel notlar da düşüyor. Başbakan Caetano, General Spinola vb. tarihi kişilikleri de beyazperdeye yansıtan 'Nisan Devrimi', asıl olarak isimsiz, 'meçhul askerlerin' serüveni, coşku ve kararlılıkları çerçevesinde gelişiyor. Tarih meraklıları dışında 'sıradan' seyircinin inanmakta zorlanacağı, ihtilal yapmaya giden tankların trafik işaretlerine uyduğu, radyo binasında olup bitenlerin epeyce mizah boyutu taşıdığı darbe sürecini görselleştirmek gibi zor bir işin üstesinden başarıyla kalkmış Medeiros. Gerçekten yaşanmış 'Ordu millet el ele!' serüvenini, tüm çelişki ve acemiliklerle birlikte didaktizme kapılmadan aktarmak, kalabalık sahnelerin üstesinden gelmek pek de kolay bir iş değil aslında. Tıpkı o tankları dar sokaklardan geçirmek, karşılıklı doğrultulmuş namlular arasında yaşanan gerginliği yansıtabilmek gibi...
Haftanın en iyisi olduğu gibi, sezonun da en ilginçlerinden biri olmaya aday bu gerçek-tarihsel öyküyü, zaman geçirmeden seyretmenizi öneriyoruz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.