Ya demokrasinin direnci? hdevrim@hurriyet.com.tr Gazetelerde hafta başı: YÖK, Köşk / Köstebek şoku / Eski bakanı kovdular / Hizbullah sıkışıyor...
Acaba? Türkiye'nin gerçek gündemi bunlar mı?
Üç gazete bir konuda buluşmuş: 5 Türk'ten biri aç (Posta); İşçi günde bir kilo ete çalışıyor (Gözcü); Kriz çıldırtıyor (Akşam).
"Çıldırtıyor" diyen işadamlarından söz ediyor. İnternational Hospital'ın Psikiyatri Bölümü Şefi Dr. Muzaffer Uyar, işadamları arasında psikolojik tedavi başvurularının ve intihar vakalarının arttığını söylemiş.
İki gazete, Türk-İş'in araştırma sonuçları üzerinde duruyor.
Araştırma, asgarî ücret belirleme görüşmeleri paralelinde yapıldı. 2001 yılındayız, net asgarî ücret 102 369 600 lira. Bunu bir yere yazın!
Ve şimdi şu rakamlara bakın.
Asgarî ücretle çalışanın 1 kilo et alabilmek için 9 saat 13 dakikalık emeğine ihtiyaç var, diyor Gözcü gazetesi; 1 kilo peynir içinse 7 saat 24 dakikalık
emek lazım. Türkiye'de emeğin ne kadar ucuzladığının bundan açık ifadesi olur mu?
Dört kişilik ailenin aylık asgarî gıda harcamaları tutarı 177 358 000 lira, yoksulluk sınırı 539 080 000 liradan geçiyor; asgarî ücretin bu son rakama oranı yüzde 19. Asgarî ücretlinin yoksulluk sınırının nerelerinde olduğunu görüyor musunuz?* * *
Hiç akıldan çıkarmamamız gereken bir sual var, iki aşamalı:
Fakirlik demokrasiye ne kadar dayanabilir? Ya demokrasi fakirliğe; onun direnci daha çok mu sanırsınız?TELAYNAK Ünlü formülümüz 5N1K'yı Cüneyt Özdemir bize her gün hatırlatıyor.Televizyon tartışma programları için de KNN'yi teklif ederim: Kim, Nerede, Nasıl?
Reha Muhtar, Fransa'da Meclis'in Ermeni soykırımı kararını ele aldı (Ateş Hattı, 25 ocak, Show TV). Tarihçiler yoktu. Sunucu'nun takınacağı tavrı tahmin ederek belki de gelmek istememişlerdir. Muhtar'ınki tek kelimeyle şaklabanlıktı; ciddî bir konuyu yozlaştırmaktan gayri işe yaramaz.
Nâzım Hikmet'e Türk vatandaşlığının iade edilmesini de Nedim Saban işledi (Dr. Stress, 28 ocak, Kanal 6). Refik Erduran ile Yıldız Sertel'i MHP Milletvekili Mehmet Gül'ün karşısına oturtmuş. Tribündeki gençlerin tarafgir peşin hükümlülüğünden geçtim, sunucu düpedüz şaşkın-tarafgir.
Reha Muhtar'ın tarzına uymayan, Nedim Saban'ın boyunu aşan konulardan uzak durmalarında fayda var, derim. Dil Yâresi Kanal 6'nın spikeri (tarihini not etmemişim) "Gelelim saadete..." diyordu, hem de mutluluğu vurgulayan bir ses tonuyla, "...saadeteee!" diye uzatarak.
Doğrusu sadede gelmek'tir, "konuyla ilgisiz sözleri bırakıp asıl konuya dönmek" anlamında; "a" sesi kısa. Cumalı Evi'ne dair yeni bilgi Rahmetli Necati Cumalı'nın eşi Berin Hanım'ın, Urla'daki müze-ev projesiyle ilgili mektubunu aktarıyorum size. Bir şairin eşi tarafından kaleme alınmış mektubun güzel Türkçe'sine de dikkatinizi çekerek...
"Eşim Necati Cumalı'nın anısına gösterdiğiniz değerbilirlik için teşekkür ederim. Ancak Necati Cumalı'nın Urla'da olarak açılması tasarlanan eviyle ilgili olarak, düzeltmeler yapmama izin vermenizi rica ederim. Necati Cumalı'nın kırgınlığı, Urla Belediye Meclisince Necati Cumalı Müzesi yapılması kararı alınan 1874 yılından kalma evin, mimarî özelliklerine sadık kalınarak restore edilmesi beklenirken, yıkılıp on yıl kadar bir yıkıntı halinde bırakılmasından ve daha sonra yerine aslıyla ilgisi kalmamış yeni bir bina yapılmış olmasından kaynaklanıyordu. Necati Cumalı'nın cevap vermediği ise yanlış bir bilgidir, Necati Cumalı'ya böyle bir yapılmamıştır. Necati Cumalı'nın bilgisi de doğru değildir. Evin yapımı tamamlandığında, Necati Cumalı'nın da isteği doğrultusunda, bir yazar evi için gerekli kitap, el yazısı belgeler, kişisel eşyalar, fotoğraflar vb eve verilecektir. Necati Cumalı'nın, yapıtının kaynağını oluşturan Urla'ya küskünlüğü söz konusu değildir. Urla halkının kendisini Yıldız Tepe'ye gömeceğini sık sık dile getiren Necati Cumalı'nın bu son isteği de, Urla Belediyesi'nin Sit Alanı olan bu bölgede gerekli izni alabilmesi durumunda yerine getirilecek Necati Cumalı'nın kabri Urla'ya nakledilecektir. Bu bilgiler Necati Cumalı'nın cenaze törenine katılan Urla Belediye Başkanı Sayın Selçuk Karaosmanoğlu'na da verilmiştir:
Berin Cumalı"Domra Adını bilip de kendini görmediğim bir sazdı domra. İnna Akulinina Rusya'da yetişmiş,
uluslararası bir domra sanatçısı.
Şef Saim Akçıl'ın yönetimindeki Tekfen Karadeniz Oda Orkestrası konserinin solistiydi
Akulinina (Cemal Reşit Rey Konser Salonu, 28 ocak). Sevimli virtüozun bir emeli de domra'yı tanıtarak, uluslararası bir çalgı düzeyine yükseltmekmiş.
Gülseren Hanım ile beni domra-sevenlerden sayabilir.
Yorulmak bilmez şef Saim Akçıl'ı kutlarım. Orkestranın büyük gönüllü sponsoru Nihat Gökyiğit'e teşekkür ederim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|