![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Matbaa böler mi? Ya televizyon? ismet.berkan@radikal.com.trMatbaa böler. Hatta böldü. Gutenberg'in matbaayı icat etmesi, bugün hayli ileri aşamalarını yaşadığımız bir 'sürekli devrim'e dönüşen iletişim devriminin başlangıcıydı. Matbaanın icadıyla büyük ölçüde rahiplerin elinde olan bilgi tekeli ortadan kalkmaya başladı. Nitekim bu devrimi ilk kullanan insanlardan biri olan Luther, reform hareketini matbaada bastığı İncil sayesinde gerçekleştirdi. Protestanlık mezhebi matbaanın sonucudur. Bize, daha doğrusu Osmanlı'nın Müslüman tebasına hayli geç gelen matbaanın bu coğrafyada da ciddi bölücü etkisi oldu. Fransız Devrimi sonrasının ulusalcı hareketleri büyük ölçüde matbaa sayesinde yaygınlaşıp güç kazandı. Zaten iç ve dış bütün politikasını büyük güçlere teslim etmiş olan Osmanlı, ayrılıkçı hareketlere karşı askeri olarak dirense bile fikri planda çok geride kaldı ve Osmanlı adım adım parçalandı. Bugün yaşadığımız derin bölünme fobisinin arka planında Osmanlı'nın mirası var. Dört kıtaya yayılmış koca imparatorluktan bugünkü sınırlarımıza gelmek, hepimize okullarda en azından 'üzücü' bir şey olarak anlatıldı. Sanıyorum o yüzden, Türkiye'nin toprak bütünlüğü, daha doğrusu başkasına verecek artık bir karış bile toprağımız olmadığı söylemi bu eğitimle besleniyor. Yanlış anlaşılmasın, elbette Türkiye bölünmesin, elbette daha fazla toprak kaybetmeyelim. Ama öte yandan geçmişin toprak kayıplarında, bölünmelerinde kusuru yanlış yerde de aramayalım. Bana öyle geliyor ki, geçmişte Osmanlı yönetimi matbaaya nasıl sinirlenir ve Yunan ya da Bulgar milliyetçiliğini besleyen yayınlarla mücadele için sansürden başka hiçbir çare bulamazdıysa, bugün de bizler aynı şeyi TV için yapıyoruz. Yani 200 yıl önce matbaa neydiyse bugün de televizyon o. Gerçekten öyle mi acaba? Hiç sanmıyorum. Birkaç sebep sayabilirim ama bence en önemlisi, pek çok vatandaşımız açısından anadilde TV yayınının zaten izlenmekte olduğu. İstanbul'da tanıdığım bir Boşnak aile var, çanak antenleri sayesinde Yugoslav TV'sini izliyorlar. Üstelik orada kendi topraklarında bir bağımsız devletleri de var. Ama gitmiyorlar, doğdukları toprağa geri dönüp orada yaşamayı tercih etmiyorlar. Artvin'e gidin, herkesin radyosunun bir kanalının da Gürcistan'a ayarlı olduğunu göreceksiniz. Bu hep böyleydi zaten. Gürcü dili ve kültürü Türkiye'de ciddi biçimde yaşıyor ve Gürcüler Türkiye'nin bir bölümünü koparıp Gürcistan'a (ya da Acaristan'a) bağlamayı düşünmüyorlar. Böyle etnik örnekleri çoğaltabilirim ama konuyu hemen Kürtlere getirmek istiyorum: Güneydoğu'ya gidenler bilir, açlıktan kırılan köyler dahil her yerde çanak antenler var. Bu çanaklardan PKK yayın organı Med-TV (yeni adı Medya TV) rahatça seyredilebiliyor. Bölgede Kürtçe yayın yapan pek çok ülke kanalı var zaten. Başka etnik kökenlerdekilerin ayrılmak gibi bir sevdası pek yokken neden Kürtler Türkiye ile 15 yıl 40 bin ölüye yol açma pahasına bölücü teröre başvurdular? 'Hoop, orada dur bakalım' dediğinizi duyar gibiyim, evet doğru genellemeler insanı yanıltır. PKK, hiçbir zaman bütün Kürtleri temsil etmedi, zaten terörle mücadele bu sayede başarıldı. Ama bugün gidin o korucu köylerinde bile Med-TV seyredildiğini göreceksiniz. PKK ile mücadele verirken birkaç can vermiş aileler bile Med-TV seyrediyor. Çünkü bir imkân varsa kullanılır. Almanca bilmediğiniz halde evde kablolu TV'den Pro 7 kanalını mı seyrediyorsunuz? Güneydoğu'daki bu insanlar (özellikle de kadınlar) genellikle Türkçe bilmiyorlar. Peki neden bilmedikleri bir dilde yayın yapan TRT 1'i seyretsinler, kolayca ayarlanabilen Kürtçe bir kanal varken? Uzun lafın kısası, aslında meselenin özü bölünme kompleksini aşabilmekte yatıyor. 'Bizi her an bölebilirler' diyerek korkular içinde kıvranmak yerine 'Bizi kimse bölemez' deyip kendimize güvenmekte işin sırrı. Yoksa televizyon falan bahane. Televizyon, matbaa değildir, çünkü zamanın ruhu değişmiştir. Ortada zaten bir bilgi tekeli olmadığı, olamadığı için bu tekelin ortadan kalkması da söz konusu olamaz.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||