![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yabancılar ne zaman gelir? mahfie@garanti.com.trBugünlerde en çok tartışılan konulardan birisi de şu: Yabancılar ne zaman Türkiye'ye gelecek? Price Waterhouse Coopers şirketinin 35 ülke hakkında yaptığı ve Opacity Index adını verdiği bir araştırmanın sonuçları geçtiğimiz hafta, The Wall Street Journal gazetesinde yayımlandı. Endekste 35 ülke, mevzuat, ekonomi ve muhasebe uygluamaları ve yolsuzluklar açısından 0 ile 150 puan arasında puan verilerek sıralanmış. Sıfıra en yakın olan ülkeler en saydam, sıfırdan en uzak ülkeler ise en opak (yani saydam olmayan) ülkeler konumunda. En saydam, yani mevzuatı en açık, ekonomi ve muhasebe uygulamaları en izlenebilir ve yolsuzlukları en az ülkeler, sırasıyla, Singapur (29 puan), ABD (36 puan), Şili (36 puan) ve İngiltere (38 puan). En opak, yani mevzuatı en anlaşılmaz, ekonomi ve muhasebe uygulamaları en az izlenebilir ve yolsuzlukları en yüksek ülkeler ise, sondan itibaren sırasıyla, Çin (87 puan), Rusya (84 puan), Endonezya (75 puan) ve Türkiye (74 puan). Türkiye, 74 kötü puanla 35 ülkeyi kapsayan saydamlık endeksinde 31'inci sırada geliyor. Yolsuzluk konusunda dünyada adları sık sık anılan Arjantin (61 puan), Brezilya (61 puan), Kolombiya (60 puan), Guatemala (65 puan) Türkiye'den daha saydam ülkeler olarak sıralanıyor. Türkiye gibi bir ülkeyi saydamlık liginde bu kadar kötü konuma iten neden ne olabilir? Bir toplumun büyük çoğunluğu kural tanımayan insanlardan oluşabilir mi? Bu sorunu geçmişte de tartıştık bu sütunda. Bir kez daha tartışmakta yarar var. Çünkü bu sorunu çözemezsek bizim saydamlık liginde yukarılara çıkmamıza olanak olmayacak. Türk insanının suça eğilimli olduğu bugüne dek kanıtlanmış bir şey değil. Ama Türkiye'de yürürlükte bulunan kuralların anlaşılmazlığı ve bir bölümünün de anlamsızlığı biliniyor. Piyasa ekonomisine geçişte bazı değişiklikler yapıldı ama çoğu kural değişmedi. Öyle olunca da suçlu ile masum, suçla normal eylem hepsi birbirine karıştı. Sonuçta kurallara uymayan bir toplum görüntüsü çıktı ortaya. Acaba kurallar doğru mu? Kuralların doğruluğu tanımların doğru yapılmasına bağlı. Bunun tipik örneği yine Türkiye'den verilebilir. 1980'lerden önce Türkiye dünyanın en katı kambiyo rejimlerinden birini uyguluyordu. Üzerinde 100 dolarla yakalanan kişi, döviz kaçakçısı ilan ediliyor ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Yasa'ya göre hapisle cezalandırılıyordu. 1980'lerden sonra bu kurallar değişti. Şimdi üzerinde 100 doları olan kişi bunu istediği gibi kullanabiliyor. Kimse de yadırgamıyor. Ne değişti? Yalnızca tanım. Tanım, piyasa ekonomisine geçişle birlikte değişti. Ve eskiden çok ağır bir suç olan eylem suç olmaktan çıkıverdi bir anda. Türkiye yolsuzluklar içinde kıvranıyor olabilir. Ama Türkiye'deki yolsuzlukların Brezilya'dan, Arjantin'den, hele hele Kolombiya'dan daha fazla olduğuna inanmak çok zor. Bizim sorunumuz bugünkü yaşam tarzımıza uymayan kuralları değiştirememek. Sonunda o kurallara uyulmadığı için biz yolsuzluklar içinde kıvranan bir ülke görünümü veriyoruz. Gelelim baştaki soruya. Türkiye'ye yabancılar ne zaman gelir? Tanımlarımızı gözden geçirip kurallarımızı ona göre ve herkesin anlayabileceği biçimde düzenlersek; bu kurallar çerçevesinde yolsuzlukların üzerine gidebilirsek; bir de her yerde kendi kendimizi kötüleyip, durumumuzu olduğundan da kötüymüş gibi göstermezsek, Türkiye'ye yabancılar gelir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||