![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Fırtına sonrası Vural Savaş'a karşı açılan savaşın sona ermesini bekledim. Köşelerini sadece 'deha'ları üzerine bina etmeyip kimi çevrelerin nabızlarını da yoklayarak güncel yazılarla dolduran az sayıdaki meslektaşımın yazdıklarını da okudum. Ulaşabildiğim, önemli bulduğum çevrelerin değerlendirmelerini de almaya çalıştım.Böylece Vural Savaş'ın dört saatlik açıklamaları hakkında yazabilecek kadar bilgi toplayınca yazmaya karar verdim. Fırtına, Savaş'ın Hulki Cevizoğlu'nun TV programındaki konuşmalarında yaptığı açıklamalarının üslubu üzerine odaklandı.H. Cevizoğlu, Hürriyet'te dört yıl birlikte çalıştığım, SBF kaynaklı iyi bir öğrenim görmüş, ciddi ve yetenekli bir meslektaşım. Olaylı program hakkında değerlendirme yaparken, G. Okkan'ın öldürülmesinden sonra "Savaş'ın irtica, bölücülük ve dış güçlerin amaçları üzerine yaptığı çarpıcı açıklamalar şimdi daha da önem kazandı" diye yazıyor. "Yayın boyunca beni şaşırtan şu oldu. Gelen telefon ve faksların neredeyse yüzde 99'u sayın Savaş'a destek içeriyordu" diye ekliyor. İntibalarına önem verdiğim kimi çevre ise, konunun polemiklerle ilgili yanları bir yana, görüşlerini şöyle özetliyorlar. "Böyle mücadeleci insanlar kolay bulunmuyor" diyorlar. Bazı meslektaşlarımın köşe yazılarında da aynı saptamaları buldum. 'Demek aynı çevrelerin nabzını tutmuşuz' dedim. Savaş'ın neyin mücadelesini yaptığı ortada. Anayasa'nın, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek, temel giriş maddeleriyle ifade edilen, Cumhuriyet'in savunması için mücadele bu. Genel olarak konuşmasındaki üslubu ve yer yer kullandığı öğeleri paylaşmayabilirsiniz. Bunlar ancak ortaya koymak istediği çok önemli unsurların, seyircilerin bir kısmınca, fark edilmemesine sebep olmuştur. Bu önemli unsurlar öncelikle Cumhurbaşkanı'nın tutumuyla ve daha sonra da kendisinin seçilmemesiyle ilgilidir. Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa Mahkemesi başkanıyken; cumhurbaşkanlarının bazı görevlere seçim yapma yetkisinin gereksizliğini öne sürmüştür. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, henüz kaldırılmamış bu yetkilerden birini kullanırken, şekli hukuka bağlı kalması beklenirken, tamamıyla kişisel ve duygusal hareket etmiştir. Savaş'ı Demirel, hepsi ilk defa aday olan savcılar arasından seçerken, yaptırdığı araştırmalardan dolayı, kendisinden birkaç oy fazla alana tercih etmiştir. Bu defa aday Savaş'ın ardında Demirel zamanında olmayan iki önemli ve olumlu unsur vardı. Bunlardan biri geride bıraktığı dört yıllık hizmeti, diğeri ise Yargıtay'daki arkadaşlarından, dört sene öncesine göre, aldığı oylardaki büyük artış. Sezer kararını sadece bu elle tutulur unsurlara ve saf hukuk anlayışına göre vermemiştir. Savaş işte bu çok açık ve mantıki görüşlerini uzun ve anlaşılması zor üslupla anlatmaya çalışmakla hata yapmıştır. Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı'yken karşı çıktığı yetkileri başka alanlarda da kullanırken aynı yaklaşımını sürdürmektedir. Bazı kararları, Cumhuriyet'e Anayasa'da yazılı şekliyle bağlı olanları, bazıları da buna karşı olanları memnun etmektedir. YÖK ile ilgili yaklaşımı da tartışmalara yol açmıştır. Örneğin gerekçe vermeden YÖK'e Üniversitelerarası Kurul'un seçtiği adayları veto etmesi rektörlerin itirazına sebep olmuştur. Bunlardan bir kesim Hürriyet'e "Veto (Cumhurbaşkanı'nın), doğrudan üniversiteyi temsil eden üst kurula yöneliktir. Sadece onaylamadığını duyurmuş gerekçe bildirmemiştir. Hukuk devletinde vetoların gerekçesi vardır. (...) Gerekçesini bilmek de üniversitenin doğal hakkıdır" demişlerdir. Konuyu dağıtmak istemiyorum. Türk demokrasisi, her zaman olduğu gibi, bunalımlı bir dönemden geçiyor. Sistem sağlıklı işlerse, üzerlerine önemli misyonlar yüklenmiş kişi ve kurumlar gerektiği gibi hareket ederlerse, endişeye sebep yoktur. Bu kişi ya da kurumları özgürce eleştirmek herkesin hakkıdır. Yadırgadığım husus; zaman zaman kimi çevrenin bu özgür tartışma ortamını engelleyecek cadı kazanları kaynatma eğilimleridir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||