![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Söz savunmanın! Savunma mekanizmaları çok güçlü insanlar vardır, ilk bakışta biraz fazla iyimser görünürler. Eleştiriye açık olmak, hatta tahammül bir yana, kendilerine ilişkin hiçbir şeye dair hiçbir olumsuzluğu kabullenemezler. Karşılarına çıkan her meselede, gözü kara bir savunma içgüdüsü ile, olumsuzlukları kendilerinden uzaklaştırmaya, karşılarındakini bu yönde ikna etmeye çalışırlar. Aslında ikna etmeye çalıştıkları kendileridir ve işin kötüsü bu çabalarının sonunda rahat etmez, huzur bulmazlar. Savunma mekanizmasını bu noktalara vardıran, kendine güven sorunu peşlerini bırakmaz, öfkeli ve saldırgan olurlar. Çünkü, olumsuzlukları bertaraf etme gayretleri, iyimserlikle alakası olmayan marazi bir durumdur.Bu marazi durumun, tüm bir toplumun haletiruhiyesi durumuna geldiğini düşünün, Türkiye işte böyle bir ülke. Sorunların teşhis edilmesine, konuşulmasına, tartışılmasına tahammülü yok; marazi savunma mekanizmasını devreye sokmayı, onlardan kaçabilmenin, sarsılmış kendine güvenini gizlemenin yolu olarak görüyor. Ekonomik sorunlar var ama sıyırdık, sıyırıyoruz, IMF'nin ağzına bakıyoruz, ama iyi not alıyoruz, borçlanıyoruz ama 'iyi' borçlanıyoruz, bunun için ödül bile alıyoruz, hem borç yiğidin kamçısıdır, biz aşırı 'yiğidiz'. 'Fakirlik fukaralık var ama, dert etmeye değmez, otomobil satışları hâlâ çok yüksek, demek ki sorun yok!'. Kültürel anlaşmazlıklar mı var, önemli değil, 'Küreselleşme çağında yaşıyoruz, küresel kültür her şeyi ezer, geçer', hem 'İnternet var, internet kafeler yurdun her yerinde çoğalıyor!', internet kültürel sorunları halleder. Avrupa Birliği'ne girmemiz zor ama, o kadar da değil, ufak tefek pürüzler var; hem zaten birçok bakımdan Avrupa Birliği'ne girdik bile; 'bir Türk genci Hollandalı kızın gönlünü fethetti!', 'AB'ye bizi istemeyen politikacının oğlu Türk kızı ile evlendi, torunları Türk olacak'. Hem Fatih Terim var; o da 'İtalya'yı fethetti!', biz bir imparatorluk kaybettik ama, Fatih Terim bir nevi onu geri aldı, 'İtalya'da ona imparator diyorlar!'. Avrupalılarla aramıza kara kedi mi girdi; savunma hazır; 'Onlar mı bizi suçluyor, biz de onları suçlarız!', hem '22 yaşında bir Türk kızı onlara tarih dersi verdi!', onlar bu dersi ezberleyedursunlar, biz kaldığımız yerden devam edelim. Feci bir terör eylemi mi yaşandı, 'evet üzücü, hem çok üzücü ama kazanan biz olduk, bölge halkı tepkisini en iyi şekilde gösterdi!'. Hem Diyarbakır'da artık diskolar var, 'terörle anılan Gazi Mahallesi'nde bile aslan gibi break dansçıları yetişiyor', inanmıyorsanız, gazetede resimleri de var; sağda önde olan çırak Ali, solda ayakta duran, öğrenci Veli...' Kısacası, 'Ufak tefek, tamam peki, biraz irice konuları dert etmeye değmez, bunlar bizi yolumuzdan döndüremez'. İşte, Türkiye sürekli bunları sayıklayan bir ülke! Sorunlarının bu yolla üstesinden gelinemeyeceği açık. Aslında, bunları söyleyerek, kendini iknaya; kendine güven telkin etmeye çalışıyor. Ancak, bu da hem marazi ve sonuçsuz kalmaya mahkûm bir güven kazanma yöntemi, hem de bir noktaya kadar masum. Bir noktadan sonra, iş umursamazlık, sorumsuzluk, ciddiyetsizlik sınırına dayanıyor. Diğer taraftan, iş, bu stratejinin doğal sonucu olan, tahammülsüzlüğe, öfkeye, saldırganlığa varıyor. Bu öyle marazi bir çaba ki; bir süre sonra, karşılaştığı her itiraza öfkeleniyor, zaman zaman denetimini kaybediyor. Dahası, bu yönteme itiraz eden herkesi, düşman ilan ediyor, hatta onları sorunların nedeni olarak görmeye başlıyor. Kendini bu savunma mekanizmasının hastalıklı kollarına bırakanlar, istiyorlar ki, söz hep savunmanın olsun! Başka söz olmasın! Bu anlayışa göre, öyle olursa, yani, sorunları hatırlatan, unutmaya itiraz eden çıkmazsa, hiçbir sorun kalmayacak, Türkiye düze çıkacak. Keşke öyle olsaydı, sorunlu insan, sorunlu toplum kalmazdı. Veya iyi ki, öyle değil, aksi takdirde, insanlık, tarihin herhangi bir noktasında, dünyanın herhangi bir yerinde, mevcut hali ne ise onu yeniden üretir durur, bir tek adım atamazdı, marazi bir monoloğun teskin edici uyuşukluğu içinde, insanlığından çıkardı.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||