![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Olmazsa olmaz koşullar Geçen hafta dünyanın, küreselleşme ve özelleştirme konularında yapılan hataları yeni yeni fark etmeye başladığını yazmıştım. Yapılan hataların temelinde, kapitalizmin olmazsa olmaz koşullarının göz ardı edilmesi yatmaktadır.Kapitalist piyasa ekonomisi insanları 'melek' gibi görmez. Gerçekçidir. İnsanların kendi 'çıkarları' peşinde koştuklarını kabul eder. Çıkar peşinde koşma kurumlar, ülkeler, yani her türlü ekonomik birim için geçerlidir. Çıkar ise, genellikle ekonomik faaliyetten elde edilen 'kâr' olarak tanımlanmaktadır. Her ne kadar, çıkar peşinde koşma hoş olmasa da, kapitalist piyasa ekonomisinin bir 'mucize'yi gerçekleştirdiğine inanılır. İnanca göre herkesin kendi çıkarları, yani kâr peşinde koşmaları toplumun yararına sonuçlanır. Kapitalist piyasa ekonomilerinin 'fazileti' de burada yatar. Kapitalist ekonomi teorisi de bütün çabasıyla bu 'gerçeği' ispat etmek için uğraşır. Bunu varsayımlar altında başarır. Herkesin kendi çıkarı peşinde koşmasının toplumun yararına sonuçlanması için üç şartın yerine gelmesi gerekir. Bunlar, fiyatların tüm fayda ve maliyetleri yansıtması, rekabetin kusursuz olması ve rekabette başarılı olamayanların batmalarının kabullenilmesi şartlarıdır. Bunlar piyasa ekonomisinin başarısı için 'olmazsa olmaz' koşullardır. Birinci şartı ele alalım. Gerçek hayatta pek çok üretim için, sosyal maliyetler mal veya hizmetlerin fiyatlarına yansıyan maliyetlerden yüksektir. Bazı alanlarda üretim çevre kirlenmesine neden olur. Hava kirlenmesi, suların kirlenmesi, aşırı gürültü gibi çevre kirliliklerinin çok büyük maliyetleri vardır. Ama bu maliyetler fiyatlara yansımaz. İlave olarak, tabiatın kendini yenilemesinden daha fazla kullanılan kaynaklar dünyanın dengelerini bozar. Bu maliyetler de fiyatlara yansımaz. Bu nedenlerle de, ozon tabakası delinmekte, yağmur ormanları yok olmakta, dünya ısınmakta, yeşil alanlar çöle dönüşmektedir. sosyal maliyetler mal ve hizmetlerin fiyatlarına yansımadığından çevre kirliliği ve israf arttıkça artar. Öbür yandan, fiyatlara yansımayan kazançlar da çoktur. Eğitim, araştırma-geliştirme, kültür ve sağlık hizmetleri gibi faaliyetlerin tüm ülkeye, hatta insanlığa yararı vardır. Ama bu hizmetlerin tüm maliyetleri fiyatlara yansıtılacak olsa, tüm maliyeti hizmeti alanların ödemeleri gerekecektir. Bu durumda, kapitalist piyasa ekonomilerinde bu tür hizmetlerin hem miktarı hem de kalitesi azalacak, neticede toplum ve insanlık bundan zarar görecektir. Sosyal fayda ve maliyetlerin piyasa fiyatlarına yansıtılamaması durumunda çözümü kapitalist piyasa ekonomilerinin dışında aramak gerekir. Devlet ya üretimi kontrol etmek ya da üretime katılmak zorunda kalır. Kontrol mekanizmaları oluşturmak başarı sağlamak da çok zordur. Hele hele, bu alanlarda yapılacak özelleştirmeler, aşırı dikkat gerektirir. İkinci şarta geçelim: Rekabetin eksikliği tekelleri doğurur. Tekellerin ne denli zarar verdiği, insanları ve toplumu nasıl sömürdüğü bilinmektedir. Bu nedenle de piyasa ekonomilerinde tekellerin önlenmesine çaba gösterilir. Ancak, enerji, telekomünikasyon gibi pek çok dalda 'eşyanın tabiatından kaynaklanan' tekeller vardır. İlave olarak bu hizmetlerin sosyal faydaları da çok yüksek düzeylerdedir. Telekomünikasyon ve enerji hizmetlerinin özelleştirilmesi son derece zor, dikkatsiz yapılacak özelleştirmelerde karşılaşılacak kayıplar son derece yüksektir. Üçüncü şart 'batma'nın kabullenilmesi de rekabet düzeninin 'olmazsa olmaz' koşullarındandır. Rekabet düzeninin faziletinin temelinde başarılı ile başarısızı ayırabilmesi ve başarısızların elenmesi, batması yatar. Ancak, günümüzde batmaların sosyal maliyetleri de arttığından, batmaları kabullenmek giderek zorlaşmaktadır. Türkiye, bunun sıkıntısını mali sektörde çekmektedir. Daha da önemlisi, sosyal güvenlik sistemleri gibi, batmaması gereken faaliyetler vardır. Tüm çalışma hayatında prim ödemiş birine, 'Kardeşim, kusura bakma! Kriz oldu, ben de battım, sana emekli paranı veremeyeceğim!' denemez. Hiçbir şekilde batmaması gereken hizmetlerin özelleştirilmesinin henüz güvenli bir yolu bulunamamıştır. Evet, dünya kapitalizmin 'başarı'sının sarhoşluğu içinde pek çok globalleşme ve özelleştirme hatası yaptı. Bizim yapmamamız lazım.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||