Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
3 Şubat 2001

Savunma sanayiinde rekabet

erolk@radikal.com.tr
Fransa'ya misilleme haberleri arasında Genelkurmay Başkanı sayın Kıvrıkoğlu'nun bir konuşması da yer aldı. Bir gazetenin haberine göre Türkiye'nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarının yöneticilerine yaptığı 'tarihi' konuşmada, Genelkurmay Başkanı, "Birbirinizle rekabet etmeyin, aynı şeyleri üreterek duplikasyon yapmayın ve gücünüzü birleştirin!" çağrısında bulunmuş. Oysa bilindiği gibi rekabet konularında yeni sayılabilecek bir yasa ve bir de bu yasaya dayanılarak kurulmuş yeni bir kurum var. Rekabet Yasası ve Rekabet Kurumu. Bu yasa ve bu kurum, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde her türlü 'rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı'
davranışı yasaklayarak rekabeti korumaya çalışırken sayın Kıvrıkoğlu'nun savunma sanayicilerine 'rekabet etmeyin, gücünüzü birleştirin!' çağrısı yapması ne anlama geliyor?
Rekabet Yasası temel olarak piyasalarda rekabetin korunmasına çalışıyor. Bu nedenle de rekabeti bozucu ya da engelleyici davranışları yasadışı ilan ediyor ve cezalandırıyor. Şirket birleşme ve satın almalarında da rekabetin bozulmamasına dikkat ediyor. Bu arada
rekabetin bozulmasına hiç göz yummuyor da değil. Nitekim yasanın 5. maddesiyle bazı istisnalar getiriyor. Bu istisnalar ise temelde teknolojik gelişme ve tüketici yararı düşünülerek konulmuş istisnalar. Savunma sanayiinin bu istisnalara girecek bir yönü olmadığına göre Genelkurmay Başkanı'nın sözlerinin ardında ne yatıyor olabilir?
Rekabetin istenmeyen bir durum olması, bazı durumlarda mümkün. Özellikle yapısal ya da konjonktürel nedenlerle talebin daralması sonucu bir 'aşırı kapasitenin' ortaya çıkması firmalar arasında 'yıkıcı' br rekabete yol açabilir. Bu durumda kamu otoritesi rekabet otoritesiyle birlikte rekabeti azaltma pahasına, örneğin birleşme ve satın almaları teşvik edebilir. Nitekim 'Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle düşen savunma talebinin özellikle Amerikan savunma sanayiinde ciddi bir 'aşırı kapasiteye' yol açmış olması, 'yıkıcı' bir rekabete neden olacağı korkusuyla Amerikan Savunma Bakanlığı'nı, rekabet otoritesiyle birlikte, şirketlerin birleşmelerinin teşvikine yöneltti. Ve sonuçta bu sektörde 3 dev firma oluştu. Bizde savunma talebinde bir daralma olmadığı ve dolayısıyla bir 'aşırı kapasite' sorunu da yaşamadığımıza göre Genelkurmay Başkanı'nın sözleri bu durumla da ilgili olamaz.
Tabii 'aşırı kapasite' gibi bir durumun olmaması savunma sanayiinde sorunlar olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine savunma sanayiinin sıkıntısı çok. Çünkü ana sistemlerin yüzde 80'ini yabancı firmalar karşılıyor. Ve öyle sanıyorum ki sayın Kıvrıkoğlu'nun önerisinin ardında işte bu 'dışa bağımlılığın' verdiği sıkıntı yatıyor. Savunma sanayiinde bu denli dışarıya bağımlı bir silahlı kuvvetlerin bu durumdan rahatsız olması anlaşılır bir şey. Ama anlaşılması zor olan 'birleşin!' çağrısının bu durumu aşmak için önerilmiş olması. Çünkü dışa bağımlılığı azaltmak, zaten az sayıda firmanın birleşmesiyle değil, Savunma Bakanlığı'nın Rekabet Kurumu ile birlikte bir savunma sanayii ve teknolojisi politikası üretmesiyle mümkün.
Hem sonra savunma sanayicilerinin rekabet etmeyip birleşmeleri fikrini limite götürürseniz, tekstilcilerin de, çimentocuların da, beyaz eşya üreticilerinin de velhasıl tüm toplumun da 'rekabet etmeyerek güçlerini birleştirmeleri'ni önermemiz gerekmez mi? Eğer gerçekten böyle yapabilseydik, acaba 'dışa bağımlı' olmaktan kurtulmuş olur muyduk? Ve eğer böyle yaparak dışa bağımlılıktan kurtulmuş olsaydık o zaman acaba bu topluma ne ad verilirdi?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.