Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
3 Şubat 2001

Konumuz hukuk

Memlekette son haftalarda toz dumandan göz gözü görmüyor. Bir itişme, bir kakışma, bir çalkalanmadır gidiyor.
Bunun insanı karamsarlığa yönelten çeşitli yönleri var. Ancak, bir teselli bulmak da mümkün: Hukuk Türkiye'nin en önemli sorunu haline geldi!
Evet, biraz kulak kabartın, Türkiye'nin şu andaki en önemli sorununun hukuk olduğunu hemen anlarsınız. Türkiye hukukun üstünlüğünü yerleştirebilmenin, hukuk devleti haline gelebilmenin sancılarını yaşıyor.
Yarım asrı geçmiş hayatımda, hukuk öğrenimi de görmüş bir insan olarak, hukuk konularının bu kadar yoğun bir biçimde tartışmalı olduğu bir başka dönem hatırlamıyorum. Hep ekonomi, bağımsızlık, siyasal demokrasi gibi konular birinci plandaydı. Sigara dumanıyla kaplanmış odalarda sabahlara kadar tartışılan konular onlardı. Şimdi ise varsa hukuk, yoksa hukuk.
Televizyonlarda, gazetelerde fikri sorulan meslek erbabı arasında artık hukukçular en başta geliyor. Bu ölçüt, ülke gündeminin en net belirtilerinden biridir.
Dünkü tartışmalardan bazılarını anımsayalım:
Savcının DYP Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nu yumrukladıkları iddia edilen MHP milletvekilleri için tutuklama istemesi doğru mudur, değil midir?
DGM Savcısı Talat Şalk'ın 'Beyaz Enerji' soruşturması çerçevesinde yabancı temsilciliklerden bilgi istemesi hukuka uygun mudur, değil midir? Bunun üzerine yürütmenin başında bulunan Bülent Ecevit'in savcıyı kamuoyu önünde eleştirmesi hukuka uygun mudur, değil midir? Yoksa yargıya, hukuka aykırı bir müdahale mi söz konusudur.
Maç ihalesi sonucunda Futbol Federasyonu'nun korsan olduğu iddia edilen bir dijital televizyon kuruluşuyla anlaşma yapması hukuka uygun mudur, yoksa RTÜK'ün öne sürdüğü gibi hukuka aykırı mıdır?
Bu arada şunu unutmayın: Tüm hafta boyunca, bir ekonomi kurumu olan borsa bir hukuk organından çıkacak kararı bekledi ve gelecek hafta da bekleyecek: Anayasa Mahkemesi, Fazilet Partisi'ni kapatacak mı, kapatmayacak mı?
Bu listeyi uzatabiliriz. Ve uzattıkça, hukukun gündemin bu kadar ortasına yerleşmesinden memnunluk duyabiliriz. Ta ki, hukuk kurumunun kendisinin içler acısı durumuna bakıncaya kadar. "Acaba hukuk altyapımız bu yükün altından kalkabilir mi?" sorusunu sorana kadar.
Türkiye'de savcıların hukuken ne kadar güvencesiz durumda oldukları sık sık ortaya çıkıyor. Adalet dağıtacak kişilerin toplumsal ve ekonomik sıkıntıları saymakla bitmiyor. Adaletin kolu sayılabilecek olan polis teşkilatı sancılar içinde kıvranıyor.
En büyük handikap, yurttaşın hukuka inancının sarsılmış olması. Enflasyon darbeleriyle sersemlemiş, kültürel olarak ahmaklaştırılmış, adalet duygusu sarsılmış bir toplum çözülmenin eşiğinde sendeliyor.
Karamsar şeyler söylemek yerine, Çankaya'da hukukun üstünlüğünü savunan bir hukuk adamının bulunmasını onarıma giden yoldaki ilk adım saymak en doğrusu.
Şunu hiç unutmadan: Biz hukuku korumazsak, hukuk da bizi koruyamaz!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.