![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Biz sözde, onlar özde mine.saulnier@free.frTürkiye Ermeni soykırım yasasını çıkaran Fransa'ya karşı etkin bir mücadele veriyor. Tüm gücünü, Fransa'yı cezalandırmak için seferber etti. Ancak ABD böyle bir yasayı çıkarınca ne yapacak? İngiltere çıkarınca ne yapacak? Almanya çıkarınca ne yapacak? Bütün bu ülkeler, benzeri birer yasa için sıradalar. Yanılmıyorsam yetkililer, "Fransa'ya gösterdiğimiz tepkiyi görünce, korkarlar!" diye düşünüyorlar ve tabii yanılıyorlar. Soykırım kavramının önüne 'sözde' koyarak hiçbir yere varılamaz. Uluslararası bir tarih konferansı düzenlemeden, artık bu işin içinden alnımızın akıyla çıkabilmek mümkün değil. Çünkü biz 'sözde' oyalanırken, onlar 'özde' hazırlıyorlar soykırım tasarılarını. İşte size son örnek: Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısı, Alman parlamentosunun bilimsel servis üyeleri tarafından hazırlanmış inanılmaz ayrıntılı, korkunç iddialarla dolu bir raporun tam metnini yayımladı. '1915 Yılında Türklerin Ermeni Soykırımı' adını taşıyan belge, bütün Alman milletvekillerine dağıtıldı. Gazetenin Türkiye baskısı, henüz bu rapora yer vermedi. Oysa Türkiye, eğer Almanya'nın bir Ermeni yasası çıkarmasını istemiyorsa, bu raporu çok ciddiye alıp, Alman arşivlerine dayanılarak ileri sürülen ayrıntılı suçlamalara tek tek yanıt vermek zorunda. Alman parlamento raporunun ilginçliği, yalnız Türkiye'ye değil, Almanya'ya karşı da eleştiri yöneltmesi. Rapor, zamanın Almanya'sını "Soykırımın asıl sorumluluğunu taşımamakla birlikte, soykırıma suskun kalmak, hatta katılmakla," suçluyor. Osmanlı ordusunda görev yapan çok sayıda Alman askerinin, Ermenilere karşı yapılan operasyonlara ortak olduğunu iddia ediyor. Örneğin raporda: "1915 yılında Musa Dağı'na saklanan Ermeni köylüleri kuşatan Türklere Alman subay komuta ediyordu. Mart ayında Türk birliklerinin Seytun'a gönderilmesi emrini Alman subay verdi. Ekim ayında Urfa'daki Ermeni mahallesinin kuşatılmasını Suriye'deki Alman kurmay Eberhard Graf Wolffskeel von Reihenberg yönetti," deniyor. İddialardan, Kürtler de paylarını alıyorlar. Rapor, 1860'lı yıllarda Ermenilerin, kendilerini çift vergilendirmeyle sömüren Kürt şeyhlerinin insafına bırakıldığını ileri sürüyor. "1893 yılında, kendilerini yerlerinden etmek isteyen Kürtlere karşı güneyli Ermeni çiftçilerin vergi boykotu ile başlayan ve daha sonra silahlı ayaklanmaya dönüşen girişimleri, 1894'ün Ağustos ayında bastırıldı. Ölenlerin sayısı 160 bin olarak tahmin ediliyor. 1895'te ülke çapında Ermenilere karşı güdümlü ve planlı bir katliam başlatıldı. Ölenlerin sayısı 300 bin olarak veriliyor," deniyor raporda. 1915 tehciri öncesinin de incelendiği raporda, Türk tezini çürüten iddialar var. Örneğin, Batı bölgesindeki Ermenilere dokunulmadığı görüşüne karşı: "1915 yılının mart ayından itibaren Ermenilerin bir bölümü ülkenin iç kısımlarına sürülmeye başlandı. 24'ü 25 Nisan'a bağlayan gecede 600 Ermeni keyfi bir biçimde vatana ihanetle suçlanarak İstanbul'dan sürüldüler," deniyor ve: "Osmanlı İmparatorluğu'nun diğer bölgelerinden gelen 750 bin Müslüman göçmen, sürülen ya da öldürülen Ermenilerin çiftliklerine, evlerine yerleştirildi. Ancak Ermeni ganimetinden en büyük payı devlet aldı. Hükümetin el koyduğu Ermeni servetinin dönemin 1 milyar markı değerindeydi. 1916 tarihinde İstanbul'daki Alman büyükelçiliği, imparatorlukta yaşayan 2.5 milyon Ermeniden 2 milyonunun sürüldüğü ve sürülenlerden 1.5 milyonunun öldüğünü tahmin etmişti. 1877 ile 1922 yılları arasındaki dönem için 2 milyondan fazla kurban söz konusu..." iddiasına yer veriliyor. Ve bu rapor sonucu, sevgili okurlar, Almanya'dan gelen haberler hiç iç açıcı değil. Almanya'nın, Ermeni cemaatinden kendi adına özür dilemesi bile gündemde. Türkiye'nin soykırım kavramına karşı mücadelesi, 'sözde' demekle yetinmeyip bu rapordaki iddiaları inceleyip tek tek yanıtlamak ve çürütmekten geçiyor artık.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||