![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Kes sesini! talkan@media.ankara.edu.trDoğa yasası gibi bir şeydir bu: Ekonomide başı sıkışan yönetimler muhalefeti susturmaya çalışır. 1957'den sonra Demokrat Parti'nin yaptıkları, bunun neredeyse klasikleşmiş örneğidir. Şimdiki yönetim de acaba aynı dürtülerle mi hareket ediyor diye kuşkuya düşüyor insan. Son birkaç günün olaylarına bakın. Meclis'te muhalefetin sesini kısmak için içtüzük değişikliği yapılmak isteniyor. Gerekçe hazır: Meclis'in işleyişini hızlandırmak! Diktatörlerin sık sık başvurdukları bir gerekçedir bu: Yönetime el koyduklarında, "Meclis çok yavaş çalışıyordu," derler, "altı ayda bir cumhurbaşkanı seçememişti." Ama unutulur ki, dünyanın bütün meclisleri ağır çalışır. Demokrasi ağır aksak işleyen bir sistemdir, ama diğer sistemler daha da kötüdür maalesef. Üstelik bizim Meclis pek de ağır çalışmıyor. Bazen geceli gündüzlü çalışarak (1995'te olduğu gibi) kısa zamanda çok sayıda yasa çıkarabiliyor. Ama bu tartışmalar asıl kritik soruyu engellememeli: Ağır çalışan demokratik bir meclisi mi, yoksa hızlı çalışan ama muhalefetin sesinin kısıtlandığı bir meclisi mi tercih etmeliyiz? Ve hızlı çalışmak, her zaman iyi iş çıkarmak anlamına mı gelir? Meclis'in sesini kısmak için içtüzük değişikliğini gerçekleştirmekte zorlanınca başka bir ses kısma yöntemi denediler: Milletvekillerine öldüresiye dayak! İş sadece yasama organının sesini kısmakla kalmadı, Başbakan Ecevit yargının sesinden de rahatsız belli ki: DGM Savcısı Talat Şalk'ı yurtdışındaki bazı kuruluşlara mektup yazarak kanıt toplamaya çalıştığı için ağır biçimde eleştirdi, adeta azarladı. Yurtdışı yazışmaların yetkili bakanlıkların onayıyla olması gerekiyormuş! Sayın Ecevit, savcıları, bakanlık bürokratlarıyla karıştırıyor olmalı. Benim bildiğim yargı bağımsızdır (veya öyle olmalıdır), savcıların her türlü kanıt toplama yetkileri vardır, bunun için de her türlü girişimde bulunurlar. Herkesin bu konuda savcılara yardımcı olması gerekir. Bütün cumhuriyet tarihinde sayın Ecevit'in savcı Şalk'a yaptığı müdahaleyi andırır bir yargıya karışma olayı anımsamıyorum. Savcıların her türlü kanıt toplama sürecine hiçbir şekilde karışılmamalıdır. Bu çok ciddi antidemokratik sonuçlar doğuracak bir girişimdir. Meclis'te muhalefet hükümeti eleştiremeyecek, savcılar soruşturmalarını yürütmek için hükümetten izin alacaklar (ki o hükümetteki bazı bakanların soruşturmadan etkilenmeleri çok olasıdır)... Bir de basının ağzına kilit vurursanız, işler yoluna girer. Girmese bile girmiş gibi olur. Nedir bu? Takrir-i Sükûn dönemi mi başlayacak? İktidar belki bütün bunları bir baskı olarak görmüyor. Ama muhalefet sıralarından bakılınca manzara bir hayli farklı olabilir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||