Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
3 Şubat 2001

Fıkraların birliği

Her ülkede 'fıkra kahramanı' bir halk bulunur: Türkiye'de Laz, Yunanistan'da Lazus, Amerika'da Polonyalı... AB üyesi ülkeler de birbirini fıkralarla anmayı sever
Haber ResmiBAHADIR KALEAĞASI
Günümüzde fıkraların sosyolojik boyutu bilimsel çalışmalara rahatlıkla konu olabiliyor. Bu açıdan dikkat çeken bir nokta fıkraların bazen ülkeler ve halkların diğerleri tarafından nasıl görüldüğü hakkında ilginç fikirler vermesi.
Bunlar bazen karşımıza Türkiye'de Laz, Yunanistan'da Lazus, Amerika'da Polonyalı, İngiltere'de İskoç ve Fransa'da Belçikalı fıkraları gibi etnik kategorilerde çıkıyor. Tabii bu kategoriler arasında birbirinden uyarlama yapılması sık rastlanan bir durum. Bir bakıyorsunuz 'Belçikalı'nın biri' diye başlayan fıkranın benzerini 'Temel bir gün...' diye de dinliyorsunuz. Ayrıca, son yıllarda yaşamımıza hızla giren internet sayesinde yoğun bir fıkra trafiği hem ülkelerin içinde, hem de sınırlar ötesi boyutta hızla gelişmekte. Aynı fıkra kısa sürede Sydney'den İzmir'e, Bursa'dan Floransa'ya bir günde binlerce kişinin bilgisayar ekranından geçebiliyor.
Bir fıkra trende aynı kompartımanda seyahat eden bir İngiliz, bir Fransız ve bir Türk arasında geçiyorsa veya öbür dünyada bir Amerikalı, bir Rus ve bir Çinli'nin yaptıkları ise söz konusu olan, bunun arkasında halkların birbirleri hakkındaki yüzeysel düşüncelerini yalın bir şekilde görmek mümkün. Bu düşünceler çoğu zaman önyargılara, stereotiplemelere ve hatta toplumsal komplekslerin dışavurumuna dönüşebiliyor.

Kim, neye güler?
Halklar üzerine olan klişeler bazen birçok ülkede aynı fıkraya gülünmesi gibi genel bir nitelik sahibi oluyor. Örneğin hemen hemen tüm dünyada bilinen ve Fransızların
ulusal karakter özelliklerinin diğer ülkelerce algılanışını yansıtan eski fıkra:
"Tanrı dünyayı yaratırken bakmış ki Fransa çok güzel olmuş, diğer ülkelere haksızlık olabilir, durumu dengeleyim diyerek hemen Fransızları yaratmış".
Aynı şekilde birçok fıkrada 'cimri İskoç, soğuk İngiliz, duyarsız Alman, paragöz
Amerikalı, üçkâğıtçı İtalyan ve sarhoş Rus...' gibi aslında bilimsel açıdan yanlış tiplemeler karşımıza çıkıyor. Ama genelleme ve abartmanın bir potada buluşması fıkranın
amacına ulaşmasına yani komik bulunmasına yetiyor.

Hoşgörü sınırları
Fıkraların halklar hakkında yaptığı tanımlamalar bazen hoşgörü sınırları ötesinde görülebiliyor. Özellikle ABD gibi çok etnik kökenli toplumlarda bazı fıkraların küçük düşürücü veya ırkçı bulunarak tepki görmesi sık rastlanan bir durum. Diğer bir taraftan kişiler için olduğu gibi toplumlar için de kendisine mizah ile yaklaşabilmek önemli bir nitelik. Bu nitelik Türkiye'de iyi gelişmiş sayılır. Fıkralarımızın yanı sıra, mizah dergilerinde ve basında yayımlanan karikatürler ve televizyon ve sinemalarda karşımıza çıkan güldürüler kendimize yönelik hicivde pek kompleks sahibi olmayan bir toplum olduğumuzu gösteriyor. Bu konuda ancak bizim dışımızda başka halkların bizim hakkımızdaki mizahi yaklaşımlarını kaldırmamız biraz zor oluyor.

Türkleri anlatanlar
Aslında Türkiye ile en fazla ilişki içindeki Avrupa ülkelerinde Türk karakterli fıkra dağarcığı, bazı göçmen işçi hikâyeleri dışında, pek gelişmiş sayılmaz. Son dönemlerde Türkiye ile ilgili gelişmelerden herhangi bir nedenle haberdar çevrelerde ise rağbet gören iki fıkra var. Kim bilir, belki bunların da kaynağı Türkiye'dir.
Birinci fıkra sorunlara yaklaşımımızı hicvediyor:
"Araştırma yapan psikologlar değişik ülkelerden kadınlara sormuşlar: Kocanız sizi aldatsa ne yaparsınız?
İsveçli, oturur konuşur, sorun nerde anlamaya çalışırım demiş. Fransız, gider âşığımın kollarında teselli ararım diye yanıt vermiş. İspanyol hemen o kadını vururum, Yunanlı ise gider ikisini de vururum demiş. Türkün yanıtı ise kesin olmuş: Benim kocam öyle şeyler yapmaz."
İkinci fıkra dünyaya bakış açısı ile ilgili:
"Filler üzerine bilimsel tez konulu uluslararası bir yarışma açılmış. Ülkelerden heyetler aylarca çalıştıktan sonra sonuçları jüriye takdim günü gelmiş. İlk olarak İngiliz heyet başkanı üç ciltlik Fillerin Zoolojik Özellikleri başlıklı araştırmasını jürinin önündeki masaya koymuş. Arkasından gelen Alman heyeti araştırmasını takdim etmiş: Fillerin Diğer Hayvanlarla İlişkileri-4 cilt. Derken Fransız heyet 5 ciltlik incelemesini getirmiş: Fillerin Cinsel Hayatına Giriş. Sonunda Türk heyet başkanı zorlanarak taşıdığı on ciltlik bir tez çalışması sunmuş: Nasıl Filler de Türk Düşmanı Oldular?.
Bahadır Kaleağası: TÜSİAD Brüksel Temsilcisi


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.