Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
4 Şubat 2001

Pasifik'ten İzmit'e

İzmit'te kurduğu özel laboratuvarda araştırmalar yapan Prof. Nadir Paksoy, beş yıl Pasifik'te ilkel kabilelerle yaşadı. Afrika, Norveç üniversitelerinde görev yaptı
Haber ResmiMELTEM GÜNAY
İZMİT - Gezme tutkusuyla mesleğini birleştiren bir Türk doktor, dünyanın en ücra köşelerinde insanlara sağlık dağıttı. Pasifik Okyanusu'ndaki Vanuatu Adası ve Samao Adası'nda beş yıl boyunca ilkel kabilelerle çalışan Prof. Dr. Nadir Paksoy, Zimbabve'deki Afrika Üniversitesi'nde de yaklaşık bir yıl eğitmenlik yaptı.
Paksoy'un hayatı bir kitapla birlikte değişmiş. 1970'li yılların başında Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi Bölümü'nde okumaya başladığını söyleyen Paksoy, "Afrika'nın ücra bölgelerindeki kabilelere yardım eden, onları tedavi eden bir doktorun maceralarını anlatan kitapla birlikte artık gerçek mesleğimi bulduğumu anladım. Gezme tutkumu mesleğimle birleştirmeye karar verdim. Hemen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kayıt yaptırdım" diyor.

Sınırları aşmak isteği
Dışarıda görev yapmak için Birleşmiş Milletler'e başvurduğunu söyleyen Paksoy, 1983'te başvurusunun kabul edilmesiyle, Pasifik Adası'ndaki küçük bir ada olan Vanuatu'ya gönüllü hekim olarak gönderilmiş.
İlkel kabileler içinde iki yılını geçiren Paksoy'un ikinci görev yeri de yine Pasifik Okyanusu'nda küçük bir ada olan Samao olmuş. Samao'da da üç yılını geçiren Paksoy, bu adada doğan oğluna Gezgin adını koymuş. Paksoy, adalarda özellikle çocukların sağlık problemlerini çözmek için çabaladığını, onları salgın hastalıklara karşı aşıladıklarını, AIDS gibi bulaşıcı hastalıklara karşı bilgilendirdiklerini ifade etti. İlkel kabilelerle önce ileşitim kurmakta zorlandığını dile getiren Paksoy, "Aslında beyaz insanı tanıyorlardı. Ama tanıdıkları ya sömürgeciler ya da misyonerlerdi. Benim onlardan olmadığımı anlamaları ve kabullenmeleri zaman aldı" dedi.

İstikamet Norveç
1988'de Türkiye'ye dönen Paksoy, Akdeniz Üniversitesi'ndeki yedi yıl süren görevi sırasında uzmanlık alanı olan patolojide en iyi hastane ve doktorların bulunduğu Norveç'te bir yıl boyunca 'ince iğne aspirasyon sitoloji' üzerine çalışmalar yaptı.
Döndüğünde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışmaya başlayan Paksoy, Zimbabve'deki Afrika Üniversitesi'ne misafir eğitimci olarak davet edildi. Burada bir yıl çalıştı.
1996'da yine Türkiye'ye dönen, İzmit'te özel bir laboratuvar kurarak araştırmalarına devam eden Paksoy'un dört kitabı bulunuyor. 'Gezgin Bir Hekimin Dünyası' adlı kitabı ise yayımlanmak üzere.

Teşhiste en hızlı yöntem
Türkiye'nin birkaç sitoloji uzmanından biri olan Prof. Paksoy'un uzmanlık alanı patoloji. Patolojinin dokuların mikroskop altında incelenip belirli işlemlerden geçirilerek hastalığın tespit edilmesi olduğunu belirten Paksoy, bu işlemin hücreler üzerinde yapılmasına sitoloji denildiğini kaydetti. Norveç'te eğitimini aldığı 'ince iğne aspirasyon sitoloji'de hastalıklı bölgeden özel bir şırıngayla hücre örneği alındığını anlatan Paksoy, 5-10 dakika süren bu işlemde sonucun iki saat içinde alındığını, biyopsiden daha hızlı ve acısız olduğunu belirtiyor. Yöntem, meme kisti, akciğer, böbrek, prostat, karın içi tümor ve kistlerde kullanılabiliyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.