Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
4 Şubat 2001

Ne biçim popçu bu?

'Aşkla' isimli albümle müziğe dönen Levent Yüksel, Sevtap Erener'den ayrıldıktan sonra hızlı bir çapkın olmuş. 'Altı ay daldan dala kondum. Had safhada pislik bir adam oldum, ama şimdi öyle biri değilim' diyor
Haber ResmiHIZIR TÜZEL
iSTANBUL - Levent Yüksel'i, Sezen Aksu'nun yavrularından biri olarak tanıdık. Ufak tefek sevimli bir delikanlıydı. Sonra bir diğer yavruyla (Sertap Erener) evlendi. Mutlulukları uzun sürmedi, dünyanın en illet mikropları gelip bunlara bulaştı. Önce Sertap feci hastalandı, ameliyatlar filan. 'Med cezirler' ağır hasar verdi bu ikiliye. Kötü talih fazla mesai yapıyordu sanki. Levent'in annesini sonra da yakın arkadaşları Uzay Heparı'yı kaybettiler. Sonra kader, hain bir gülümsemeyle 'Bi daha' dedi. Ve Onno Tunç da gitti. Anaları Sezen, ağır bir ameliyat geçirdi. Son darbe ise Levent'e isabet etti. Sinsi bir virüs yüzünden az daha ölüyordu. Neyse ki, şimdilerde zımba gibi.

Efkârlıyım abiler!
Böylesine iç karartıcı olayların üst üste gelmesi, Levent'i hayli değiştirmiş. Yaşadığı olağanüstü acılar gözlerine yerleşmiş. Gülünce içten kahkahalar atıyor ama yüreği yanık. Bakışlar sürekli 'efkârlıyım abiler' stilinde. Mahsus, imaj olsun diye yapmıyor tabii. O artık hüzünlü bir arkadaş.
Alıştığımız popçu tipinden çok uzaklarda. Levent DMC'den çıkardığı dördüncü albümü 'Aşkla' ile müziğe sıkı bir dönüş yapmış. Ama talihsizlikler yine peşini bırakmıyor. Örneğin, son olarak benimle söyleşi yapmak zorunda kaldı.
Bir yerde okudum Sevtap'tan sonra doğru dürüst bir aşk yaşamadığınızdan yakınmışsınız.
O gazetecinin yorumu. Açık söylemek gerekirse boşandım ve ondan sonra 'Ben özgürüm' moduna geçtim. Altı ay boyunca da daldan dala kondum. Sonra kendi kendime 'Ne yapıyorum ben?' dedim. Bir şeyler vermeden almayı öğrendim.

Nasıl yani?
Herkes bana âşık olsun ama ben kimseye aşkımı vermem gibi bir şey oldu. Had safhada pislik bir adam oldum. Sonra, 'Bunu kesmeliyim' dedim. Bir kestim pir kestim yani. Ondan sonra bir iki tane ciddi aşkım oldu. Hatta bunlardan biri için şarkı bile yaptım. Son albümde 'Daima' diye bir parça var. Albüm piyasaya çıktıktan sonra bir Bodrum seyahati yapmıştık arkadaşlarımla. Orada o kızı gördüm. O kadar çocuksu hareketler yaptı ki, 'Bu kız için mi yazdım ben o şarkıyı' dedim.
Alışık olmadığımız bir popçu tipi çiziyorsunuz. Bir örneği daha yok sanki ülkede. İçine kapanık, duygusal.
Bu benim yapımda olan bir şey. Doğal yaşantım neyse, aynen oyum yani ben. Meşhur olduğunuz zaman, çok fazla ilgi görürsünüz, bir anda kredi kartlarınız artar. Bunların oyununa gelmedim. Kendi kendime yeten bir hayatım var. Bir evim var, iki köpeğim var. Artı, meşhur olmak benim için hiçbir şey ifade etmiyor.
Yani biraz böyle havalı bir tip olsaydınız daha iyi olmaz mıydı?
Bende öyle şeyler yok, hiç hoşlanmıyorum. Hiç öyle giyineyim çıkayım, akşam piyasa yapayım, hangi gazeteciler nerede, oralara gideyim gibi şeyler yok. Mütevazı bir şekilde kendi halimde bir hayat yaşıyorum. Bu halimden de çok memnunum.

Bu niye yüzünüze yansımıyor?
Yansıyor ya, duygusal filan değilim aslında. Benim duygusallığım her insan kadar. Belki, herkesten bir lokma fazla. O duygusallık da benim yapımda olan bir şey. Terazi burcuyum, biraz fazla duygusaldır derler.
Öyle bir havanız var ki, 'Vur ensesine al lokmasını'...
Öyleyim..

Peki, eski eşinizle aynı mekânlarda bulunmak sizi nasıl etkiliyor?
Kimi zaman beraber sahneye çıkmaya mecburuz. O çok iyi bir ses. Onun yanında yer almak, benim için çok önemli. İnsanlar, hep 'Tekrar bir araya gelir misiniz?' diye soruyor. Öyle bir şey yok artık aramızda. Dostuz yani. Böyle olunca da, birbirimize çok dürüstüz, her şey dostluk çerçevesinde.

Gözleriniz neden ağlak bakıyor, söy- ler misiniz?
Ben öyle hissetmiyorum. Yaşadığım acıları, hep hayatın birer parçası olarak algıladığım için, bunu iyiyi kötüyü ayırt etmek için vesile olarak kabul ediyorum. Yaşadığım şeyler, kolay değildi ama bugünün değerini anladım. Ama bu durumda da siz öyle görüyorsanız öyledir. Ama bana sorarsanız ben gayet mutlu bir adamım.

Öyle olsun, peki Sezen?
Sezen hakkında katiyen laf ettirtmem de, etmem de. Sezen çok büyük bir kadın. Yaptığı işlerle var olan ve var olmayı hep sürdürecek bir insan. Türk pop müziğine baktığınız zaman, yüzde 60'ı Sezen Aksu'dur. 'Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı, bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı' diye bir şarkı yazmış. Bunu yazdığı zaman kadın 16 yaşındaydı düşünün. Gerçekten de müzik için yaratılmış bir deha. Kadın sürekli üretiyor. Üretemediği zaman mutsuz oluyor.
Uyuşturucu madde kullandığınız
için hastalandığınız söylenmişti.
Bayan uyuşturucu müptelası dendiği anda benim bütün dünyam yıkıldı. 'Neden hastalandı, olsa olsa uyuşturucudandır' dediler. 'Böyle bir takımdır bunlar. Bir araya gelirler, çekerler' gibi haberler çıktı. Böyle bir dedikodu olması beni çileden çıkardı. Ondan sonra tuhaf bir bunalım devresi geçirdim. Bayağı moralim bozuldu, çıktım
açıkladım. Kimisi inandı kimisi inanmadı. Yine açıklıyorum asla uyuşturucu kullanmadım ve bundan sonra kullanmam da.

Aslında neden hastalanmıştınız?
Ölümlerle, ameliyatlar bir araya geldi. Onların vermiş olduğu bir takım üzüntüler vardı üstümde. Ben kolay kolay deşarj olan bir insan değilim. Hemen sinirlenip, tepki gösteren biri değilim. Hep içime atıyorum dertleri. Bünye çok zayıflamış. Beyin bir koruma tabakası altındaymış, beynin alt tarafında 40 kadar virüs yaşarmış. Bir tane virüs oradan geçmeyi başarmış işte.

Nereden gelir de, sizi bulur bu virüsler?
10 milyonda bir görülen bir hastalıkmış. Ama şu son yıllarda daha sık görülmeye başlanmış. Tedavi aslında çok uzun sürdü, basından sakladık ama açıklayabilirim yani. Bir kere ilk müdahale olarak kanı sulandırıcı bir ilaç verdiler. Beyin cerrahları 'Gençsin, onun avantajı var, sen bir buçuk sene içersinde toplarsın' dedi. O zamanın nasıl geçtiğini ben bilirim sadece. Şimdi artık sağlığıma kavuştum ve kendimi çok iyi hissediyorum.

Neden uçmuyor?
"Şimdi tek motorlu uçaklarla uçmak, burdan bir mobilete atlayıp, Ankara'ya gitmeye benzer. Buradan kalkıp Antalya, oradan İzmir, İzmir'den burası olmak üzere bir üçgen uçuş yaptım. Ucağı uçurmak kolay ama hava trafik kontrolüyle konuşmak, talimatlarına uymak zor. Özgürce, istediğin gibi uçamıyorsun. Yok oradan gitme, yukarı çıkma. Ne olacak, uçmam dedim. Zaten artık daha büyük uçaklarla uçmak istiyorum. Kısmetse."


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.