![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Zamanlama yanlış yapılırsa 2000 yılının ilk on bir ayına ait dış ticaret rakamları açıklandı. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün verdiği rakamlara göre ocak-kasım döneminde ithalat yüzde 34 artarken, ihracattaki büyüme sadece yüzde 1.4 düzeyinde kalmış. Yalnız kasım ayında yapılan ithalat 5.3 milyar dolar. Şimdiye kadar Türkiye hiçbir ay bu düzeyde ithalat yapmamış. Gerçekleşen bu rakamlar 2000 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 41.8'e kadar düştüğünü gösteriyor. Hiç de sağlıklı sayılamayacak bir gelişme.Bu gelişmenin arkasındaki tek sebep şüphesiz yıl içinde Türk Lirası'nın aşırı değer kazanması, yani yabancı paralara göre nispi olarak pahalılaşmış olması değil. Bu gelişmede diğer politikaların da etkisi var. Fakat geçen hafta da belirttiğim gibi sonuçta uygulanmakta olan döviz kuru politikasının büyük etkisi olduğu kuşkusuz. Olaya biraz daha yakından bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Geçen yıl başında uygulamaya geçirilen enflasyonla mücadele programının başarısı büyük çapta döviz kuru politikasına bağlanmıştı. Buna göre, döviz yani yabancı paraların fiyatının, ancak ilan edilen enflasyon hedefi kadar değişmesine izin verilmekteydi. Alınan sonucu biliyoruz. Ortalama döviz fiyatı planlandığı üzere yüzde 20 düzeyinde kalırken, enflasyon neredeyse bunun iki katı kadar oldu. Buna rağmen hükümet döviz kuru politikasında bir değişiklik yapmayacağını söylüyor. Bu durumda önümüzdeki dönemde dış ticarette durum daha da zorlaşabilir. Aslına bakacak olursanız, döviz kurunun kendisinin veya kurdaki değişmelerin sabit tutulduğu programlarda yerli paranın aşırı değer kazanması neredeyse kaçınılmaz oluyor. Bunu başka ülke program uygulamalarında da görmek mümkün. Sebeplerden birisi, program ne kadar güçlü olursa olsun, başlangıçta fiyatlardaki değişmenin alınan tedbirlere hemen cevap verememesi. Enflasyonun bir süre daha devam etme eğilimi göstermesi. İknci sebep reformların hangi sırayla yapılmış olduğu ile yakından ilgili. Benim de katıldığım görüşe göre sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi, yani ülkeye giren ve çıkan sermayenin serbest bırakılmasının zamanlaması önem taşıyor. Gereken diğer reformlar yapılmadan serbestleşme gerçekleştirilecek olursa, ödemeler dengesinde çıkabilecek sorunları önlemek daha güç. Örnek vermek gerekirse, ekonomiye yüksek düzeyde bir sermaye girişi olması halinde otomatik olarak cari işlemler dengesinde benzeri büyüklükte bir açık var demektir. Normal olarak bu açığın önemli bir kısmı ithalatın ihracattan daha fazla olması şeklinde ortaya çıkar. Bu ise ancak yerli para yabancı paraya göre daha pahalı hale gelirse gerçekleşecektir. Bir diğer deyişle, yerli paranın aşırı değer kazanması kaçınılmaz olmaktadır. Bu gibi durumlarda aniden ortaya çıkabilecek büyükçe sermaye giriş ve çıkışları ekonomiyi sarsan sonuçlar doğurabilir. Makro ekonomik dengelerin sağlanamadığı, fiyat artışlarının devam ettiği ve finans kesiminin sağlıklı olmadığı ortamlarda sarsıntı daha da büyük olur. Son aylarda Türkiye'de yaşanan bunalımı tahlil ederken bu noktayı da gözden uzak tutmamak gerekir. Bu çeşit sarsıntılara maruz kalmamak, ya da etkiyi azaltabilmek için zamanlamada önce makro ekonomik dengelerin sağlıklı bir zemine oturtulması ve finansal kesimle ilgili temel reform ve düzenlemelerin yapılması daha doğru olur. Sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi daha sonra gelmelidir. Bizde yakın geçmişte uygulanan ekonomi politikalarına baktığımızda bunun tersinin yapıldığını görüyoruz. Önce 1980'li yıllarda sermaye hareketleri serbestleştirildi. Ancak aradan uzunca bir süre geçtikten sonra fiyat istikrarının sağlanması için ciddi program uygulamasına geçildi. En sonra da finans kesiminin hastalıklarını tedavi etmek akla geldi. Karşılaşılan sıkıntıların bir ölçüde kaynağı zamanlamada yapılan yanlışlar. Ancak, kabul etmek gerekir ki tersten de başlanmış olsa bir şeyler yapılıyor olması çok önemli.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||