Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
4 Şubat 2001

Sarıyer'de hafta sonu

mahfie@garanti.com.tr
Sarıyer'de her cumartesi aynı turu yapıyorum. Önce bankanın ATM'sine, oradan ekmekçiye, sonra da gazeteciye gidiyorum. Bu arada çarşıda neler oluyor, insanlar neler yapıyorlar onlara bakıyorum. Bu tur benim için bir alışverişten öte biraz da gözlem amaçlı bir tur.
Hemen her köşede seyyar balık tezgâhları var. Daha çok hamsi satıyorlar. İki gün öncesine göre fiyatının arttığını öğreniyorum kulak misafiri olarak. Doğal olarak bu pek bir anlam ifade etmiyor. Çünkü bu düşüş ve çıkışlar uygulanan ekonomik programdan çok, o gün pazara gelen hamsi miktarıyla ilişkili. Yani ekonomideki arz ve talep kuralları işliyor. Hava bozduğu için pazara gelen hamsi miktarı azalıyor. Hamsi miktarı azsa fiyat yükseliyor, çoksa düşüyor. Akşamüstüne, eğer kalırsa, hamsiyi daha ucuza almak mümkün. Çünkü saklanması kolay olmayan bir mal.
Tarihi Sarıyer Börekçisi'nde oldukça kalabalık bir grup var. Tezgâhtaki adam ha bire börek kesip duruyor. Sarıyer'de en bol olan şeylerden birisi Tarihi Sarıyer Börekçisi. Her köşede bir tane var. Bunun orijinali hangisidir bilmiyorum. Tarihi Sarıyer Börekçisi bolluğuna karşılık Tarihi Sarıyer Muhallebicisi sayısı o kadar fazla değil. En bilinen tarihi muhallebici oldukça dolu. Sabah sabah muhallebi yiyenlerin sayısı hiç de azımsanacak gibi değil.
Sarıyer'de en sevdiğim yerlerden birisi Tarihi Balık Pazarı. Sarıyer'de birçok yer tarihi filanca diye başlıyor. Balık pazarı kapalı bir mekân. Her çeşit balık var. Tazeliklerine diyecek yok. Çünkü Sarıyer, Karadeniz'de tutulan balığın ilk satış durağı. Balık almasam da fiyatları ve çeşitleri görmek için her cumartesi mutlaka bir girip çıkıyorum bu pazara. Çoğu kez satıcılar arkamdan söyleniyorlar. Çünkü bir sürü soru sorup balık almadan ayrılıyorum.
Bir de berberler ve kuaförler var Sarıyer'de dikkati çeken. Ne gibi bir özelliği var da dikkati çekiyor diye soracak olursanız, yanıtı çok basit: Sayıları fazla. Her sokakta iki tane berber, iki tane kuaför salonu var. Sarıyer büyük bir yer değil. Buna karşın 30 tane berber salonu olduğunu öğrendim. Bir o kadar da kuaför salonu. Şimdiye kadar bir kez tıraş olduğum berbere ikinci kez tıraş olmadım. Berberlerin kötülüğünden değil. Benim pek saçım olmadığı için berberin iyisini kötüsünü ayıracak durumum yok. Berber sohbetlerinden çok şey öğreniyorum da onun için her seferinde ayrı berbere gidip yeni şeyler öğrenmeyi amaçlıyorum. Geçenlerde gittiğim berber, eskiden Bakırköy'de çalıştığını ve hâlâ Bakırköy'den buraya gelen müşterileri olduğunu söyledi. Çok şaşırdım. Benim hayatta hiç sürekli berberim olmadı. Yani saçım varken de olmadı.
Sarıyer'deki en önemli adamlar trafik polisleri. Yolun ortasında ellerinde telsiz, ağızlarında düdükle sürekli 'geç geç' diyerek ellerini sallıyorlar arabalara. Arabalar polise çarpmayacaklarını bilseler geçecekler aslında. Tam polisin olduğu yerde, arabalar polise çarpmamak için yavaşladıkları için trafik sıkışıyor. Yani ilk bakışta trafiği rahatlatıyormuş gibi görünen trafik polisi, aslında trafiği ağırlaştırıyor. Oysa beş-on metre ötede usulsüz park etmiş arabalara bakan yok. Polis onlarla uğraşacak yerde elinde telsiz, ağzında düdük, öteki eliyle arabalara geçmeleri için işaret edip duruyor.
Yeni düzene geçilince Batılı bir gazeteci, Sovyetler Birliği döneminde memurun ne yaptığını ve nasıl geçindiğini sormuş. Memur da yanıtlamış: "Valla biz çalışır gibi yapıyorduk, devlet de ücret verir gibi yapıyordu."
mahfie@garanti.com.tr


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.